Dirty Honey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dirty Honey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2025 Perşembe

DIRTY HONEY'i Dinlemeden "Film Bitti" Demeyin.



 Son yıllarda konser albümlerine şöyle bir kulak verip geçiyorum. Bu tabi rock için geçerli, blues konserlerinin kayıtlarını defalarca dinliyorum.  Oysa eskiden rock konser albümlerini yıllarca zevkle dinlerdim. Şimdilerde konserlerden ve kayıtlarından da soğumuş gibiyim. Zira artık konserler dinlemeye yönelik değil de izlemeye yönelik hale geldi. Durum böyle olunca da konser albümlerine şöyle bir kulak verip, geçiyorum; eski zamanlarda o konser albümlerini durmaksızın dinler ve gözlerimi kapadığımda da o atmosferin içinde hissederdim kendimi. Dinlemenin yerini görsel şov alınca, bir de buna maharet gösterisi eklenince (Özellikle virtüözitesi yüksek gitaristler) benim açımdan işin tadı kaçmış olacaktı. 

Şubat ayının sonunda çıkan Dirty Honey'nin "Mayhem And Revelry/Live" isimli konser albümünü görünce, aynı şekilde biraz dinleyip geçeceğimi sanmıştım. Ancak hiç ama hiç öyle olmadı. Dinledikçe dinlemeye başladım. Öyle kapıldım ki zaman mefhumunu falan yitirdim. Grubu tanımasam eski bir kayıt sanacaktım. Oysa ki Dirty Honey grubu 2021 yılında ilk albümünü çıkartan, topu topu iki stüdyo albümü olan bir grup ve karşımda iki CD'lik albümde 16 parçanın konser yorumlarıyla yer alıyorlar. Hadi bu parçalardan bir kaçı cover olsa içim gam yemeyecek ama hepsi kendilerine ait ve orijinal işleri. 

Albümün çıktığı ilk hafta baştan sona dinledim ve bir süre sonra etkisi geçer diye düşündümse de nafile. Bunların büyüleyici bir havası var; sanki on yıllardır müzik yapan bir grubun konser albümü gibi ama Dirty Honey bu yılı da katarsak toplamda dört yıllık bir grup. İnsanı şaşkına döndürecek şekilde albenili ve coşturucu. Evet çok gençler ama hem nicelik hem de nitelik olarak çok güçlüler. Daha önceki stüdyo albümlerini de dinlediğimde de tarzlarını çok sevmiştim. Şimdi konser albümleri de dinlediğimde bu güne ait olmadıklarını ve geçmişin büyüsünü tekrar canlandırdıklarına kanaat getirdim. Onlar belki de bir proje grup da olabilir ama bunun hiç bir önemi yok.  Artık rock dediğimiz tarz bir anlamda klasik müzik gibi ve gruplar da eski yapıtları yorumlayan müzisyenler gibi. 

Sözü fazla uzatmadan Dirty Honey'in konser albümünü dinlemeden geçmeyin derim. Her şeyi ile eskilerdeki konser coşkusunu müzikaliteleriye yaşatmaktalar. Üstelik gözlerinizi kapadığınızda eski zamanlar da olduğu gibi kendinizi konserdeymiş gibi hissedebiliyorsunuz. Ancak bu albümün kötü bir yanı var, o da bu albümün double plağını almak istiyorsunuz. İşte ben de her dinleyişte bu ruh haline giriyorum. Bir yerde karşıma çıkarsa, (bu enflasyonda) paraya kıyacağım diye de çok korkuyorum. Korkunun ecele faydası yok ama dilerim karşıma çıkmaz. 

Aptulika




25 Aralık 2023 Pazartesi

Eski Zamanların Rüzgarıyla : DIRTY HONEY

 

Dirty Honey, beş yıl önce kurulmuş yeni bir grup ama yeni çıkan ikinci albümü "Can't Find The Brakes" dinlememle 1970'li yıllara dönüverdim. Dinlerken Led Zeppelin, Guns 'n Roses ve eskiye dair ne varsa canlanıveriyor.  O eski soundlar hala dinleniyor ve tarza gönül veren gençler de azımsanmayacak kadar çok. İşte onlardan biri de Dirty Honey.



Dirty Honey 2017 yılında kurulmuş , ABD'li bir rock grubu ve bugüne kadar iki albüm yapmışlar. Ben onları ikinci albümleri olan "Can't Find The Brakes" ile tanıdım. Dinlememle de bir anda 1970'lere geri gittim. Benim gibi 60'larına adım atmış bir adama hala zevk verebilecek genç grupların olması da ilginç hani. Ama o eski soundlar hala dinleniyor ve tarza gönül veren gençler de azımsanmayacak kadar çok. İşte onlardan biri de Dirty Honey.

 Marc LaBelle (vokal), John Notto (elektrik, akustik gitar), Justin Smolian (bas, akustik gitar) ve Jaydon Bean'den (davul) oluşan Los Angeles'lı grup, Led Zeppelin temelinden hareket ediyor. Zaten LaBelle'ın sesi  Robert Plant'i anımsatıyor.  Grubun temellerinde Aerosmith'in etkisi de büyük, özellikle John Notto'nun gitarı yer yer Joe Perry etkisinde ki, bunu "Won't Take Me Alive" parçasında daha iyi görüyoruz. Ardından gelen "Dirty Mind"da ise Justin Smiian'ın bas gitarı harika bir görev yapıyor. Blues ile hard rock arasında nefis dokunmuş bir parça, Sonrasında gelen "Roam" ile sakin sulara kendimizi bırakıyoruz. 

Dirty Honey, sadece hızlı parçalarda değil baladlarda da çok başarılı mesela Coming Home" akustik dokunuşuyla gayet dikkat çekici. "You Make It All Righy" da bu yapıda bir parça. LaBella'nın sesiyle arkadan gelen geri vokaller muhteşem bir buluşmayı sağlıyor. Bu parça kesinlikle albümden çıkan ilk gözdem ve etkisi uzun bir süre süreceğe benzer gibi gözüküyor.   Bu parçada Ian Peres'in Hammond orgla katılımı da harika olmuş. 

Bunca güzellikle bizi sarhoş eden Dirty Honey bununla da yetinmeyerek albümüm sonunda yer alan "Rebel Son" isimli parçayla yapacağını yapıyor. Hele bir de sona doğru piyano ile bize yolluk vererek, dükkanı kapıyor. 

Dirty Honey harika bir grup ve son albümü "Can't Find The Brakes" dinlemeye doyulmayacak kadar güzel ama grubun bas gitaristi Justin Smolian'ın ismini ayrı bir yere not ediyorum.

Aptulika

  









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...