29. ! Brincamos - TITO & TARANTULA (Y) - 1
4. The Invisible Bluesman - ANDY FAIRWEATHER LOW (5) - 6
25. Soul Boogie - CARLOS ELLİOT (Y) - 1
Kuruluşundan bugüne kadar kadrosunu aynen koruyan gruplar enderdir. İşte ZZ Top bu ender örneklerden biri. Onlar başlangıçtan itibaren değişmez üçlü olarak devam ettiler... 2021'de grubun bas gitaristi Dusty Hill ölünce ZZ Top kadrosu Elwood Francis ile ilk kez yenilenecekti.
Eh hani bunca yılın değişmez üçlüsündeki bu değişiklik ancak ölümle olmuştu. Bugün aldığımız bir haberle başlangıçtan itibaren ZZ Top'ta davul çalan Frank Beard'ın, sağlık sorunları nedeniyle grubun mevcut turuna ara vermek zorunda. kaldığını öğrenecektik.
ZZ Top'un menajeri, grubun davulcusu Bay Frank Beard'ın yakın gelecekte konsantrasyonunu gerektiren bir sağlık sorunu nedeniyle geçici olarak mevcut turneden uzak kaldığını duyurdu.
Beard'ın yokluğunda Billy F Gibbons ve Elwood Francis ile birlikte, geçici olarak davulcu John Douglas ile turnede çalması için anlaşılmış.
John Douglas, daha öncede 2002 yılında Frank Beard'ın Paris'te acil apandisit ameliyatı geçirdiğinde de onun yerine bir süre konserlerde çalmıştı.


1970'li yılların ortasıydı ve plaklarımın arasında farklı bir ses yer almaya başlamıştı. Bu o güne kadar bildiğim seslere benzemiyordu ama dinlemekten kendimi alamıyor ve şarkıya ben de "Gariiip Gariiip" diye eşlik ediyordum.
Artık "Dostlar" denildiğinde iki tutkumu bir araya getiren sözcüktü. Biri Genco Erkal'ın "Dostlar Tiyatrosu", diğeri de Edip Akbayram'ın Dostlar grubu. Biri batıdan gelen Brecht tiyatrosunun her şeyi değiştiren rüzgarı, diğeri de doğudan gelen sesin farklı tınısı. Genco Erkal, beni Berthold Brecht'in epik tiyatrosu ile tanıştırırken batıdan bir ufuk açarıyordu, Edip Akbayram ise Aşık Mahzuni'nin bilgeliği ile tanıştırırken ufkum gepgeniş açılıyordu.
Edip Akbayram ile "Garip" plağı ile tanıştım ve o gün bugündür o plak kaydındaki yorumu unutamam. Sonraları buna "İnce İnce Bir Kar Yağar" ve yenileri eklenecekti. Sonra o Anadolu aydınlanmasını sunan "Boşu Boşuna" unutamadıklarım arasındaki yerini alacaktı.
Edip Akbayram'ın sesini ilk duyduğumda çok farklı geldiğini söylemiştim. Daha sonraları o coğrafyaya ait o sesin tınısını başkalarından da duydum ama hiç biri o sesi Edip Akbayram gibi sağlam duruşla taşıyamadı.
Çok özel biriydi Edip Akbayram... içten, samimi ve duruşuyla sağlam.
Aptulika
2 Mart 2025
22:03
Blues, siyahi müzisyenlerin sesi ve tabii bir nevi çığlığı olarak başlamıştı. Bu tarza "Hüznün Müziği" de denilir ama Billie Holiday'in sesinden dinlemeye doyamadığımız "Strange Fruit" gibi klasiklerle de toplumsal konulara dünyanın dikkatini çekecek kadar da kararlı bir isyandır. Belki bu yüzden blues siyahilerden dünyaya yayılarak Avrupa'nın beyaz ezilmişleri ve ötelenmişlerinin de sesi olacaktı.
İşşte Belçika'dan bir blues müzisyeni yanına ahbap çavuşu Tom Eylenbosch'u alarak; gitar, banjo, mızıka ile tekmili birden 'Promised Land Blues' isimli akustik blues albümünü yapmışlar. Şimdi kalkıp, "Belçika mı... blues'la ne alaka" deyip fütursuzca burun kıvırmayın hemen. Guy Verlinde Aga, bu güne kadar 14 albüm yapmış ve bu yolda bir hayli harmanlanmış bir isim. Zaten "Promised Land Blues" albümünü de dinlediğinizde blues'u bir süs olarak değil de bünyesinden bir çok şey katarak yaptığını da anlayacaksınız.
Gitar, banjo, mızıka ve vokalden mütevellit bu blues albümünde piyano da renk katarken, yer yer kontrbas da katılınca tadından yenmiyor.
Guy Verlinde için blues, birkaç kelime ile mesajlar iletmesine dil oluyormuş. O insanlara müziğini ilettiğinde dans edeceklerini, hüzünleneceklerini, kahkahalarla güleceklerini ama bir o kadar da düşüneceklerini umuyor. İşte bu yüzden de yeni albümü "Promised Land Blues"da yer alan "Tears Over Gaza" ve "World Goin' Wrong" isimli iki parçada dünya ahvaline dair konulara dikkat çekiyor. Üstelik Guy, bunu laf olsun torba dolsun diye yapmıyor, oldukça samimi ve içten, bu nedenle de albümü dinlerken gelen yakarışı hemen farkediyorsunuz.
Gazze'de olanlara biz geçmişten beri (1968'li yıllardan beri) din , dil ırk ayrımı yapmadan hassasızdır. İşte bu yüzden Guy Verlinde'nin "Tears Over Gaza" şarkısını duyduğumuzda hemen ilgi odağımıza yani hedefe kilitleniniyoruz. Öyle bir şarkı oluşmuş ki, adeta o "Strange Fruit" etkisinde... Dimağ açıcı ve sorgulayıcı.