8 Aralık 2022 Perşembe

Nazareth'in Güzel Abisi Dan McCafferty



Nazareth, benim için ayrıcalıklı rock gruplarından biridir. Eh hani biraz da hak ettiği yeri bulamamış olduğuna inanmak gibi bir fikri sabitim de vardır hani. 

Onların her hangi bir parçasını sanal ortam da bir şekilde paylaşsam, hemen altında  "Nazar etme, çalış senin de olur" türünden bir geyiği yorum bölümünde mutlaka bulurum. Çoğu kere, "Yahu bu grubu niye kimse ciddiye almaz!" diye bağırasım bile gelir. 

Oysa Nazareth, bir döneme damgasını vurmuş ve daha sonra gelecek gruplara ve müzikal akımlara ilham verici olmuştur. İşte bunların başında da AC/DC gelir. Nazareth'in vokalisti Dan McCafferty de İskoç kökenlidir ve Bon Scott gibi milli çalgıları gaydayı rock müziğine katmıştır. Ama hepsinden önemlisi de bu Britanya adasındaki İskoçların akıl almayacak şekildeki vokal tarzları olsa gerek. Bu sesi doğa mı sağlıyor yoksa viski mi, gerçekten bilemiyorum ama başka yerde bulunamayacak bir ses lezzetidir bu. Konuya bütün Britanya'ı da katarsam bu ses yaklaşımları tamamen rock'a oturur başka müzik tarzlarında aynı etkiyi yapamaz gibi gelir bana. 

Geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Nazareth'in vokalisti Dan McCafferty, rock tarzında kelimenin tam anlamıyla bir ekoldür... yani bizdeki tanımıyla bir ustadır. Onun vokal tekniği bir çok rock müzisyenine ilham kaynağı olmuştur. İşte bunlardan biri de AC/DC'nin vokalisti Brain Johnson'dur. Dan McCafferty ekolünden geldiğini saklamayan  Brian Johnson, BBC ile yaptığı bir röportajda Dan McCafferty'nin  kendisi için ilham kaynağı olduğunu açıklayacaktı. 

 "Dan gibi şarkı söylemek istedim ve onu örnek aldım." diyen Johnson, eski grubu Geordie yıllarında geçen bir anısını da anlatacaktı. "Geordie grubuyla yeni çıkış yaparken Nazareth grubu bizi desteklemişti. Onların Glasgow'daki bir konserindeydik. Bizden sonra onlar asıl konseri başlatacaktı. Bir köşeden onları izlemeye başladım ve   'Ne grup!' diye düşündüm. İşte o an  Geordie'nin yaptığı pop şeylerden daha rock'a yönelmesini düşünmeye başladım. Bu aynı zamanda benim için de yeni bir başlangıç olacaktı."

Aynı gece konserden sonra McCafferty, Johnson'ı yanına çağırarak ona Nazareth'in yeni çıkacak  single'ı Broken Down Angel'ın demosunu dinletecekti ve nasıl bulduğunu soracaktı. Yeni yola çıkmış bir vokaliste hayranı olduğu bir rock kahramanın böyle fikir sormasından etkilendiğini anlatan Brain Johnson, konuk olduğu radyo programında bu şarkıyı "Bunu, iyi arkadaşım Dan McCafferty'nin ve tüm ailesinin anısına çalabilir miyim?" diyerek programı bitirecekti. O zaman biz de yazının sonunu Nazareth'in 1973 yılı çalışması "Broken Down Angel" ile noktalayım. 

APTULİKA


 


6 Aralık 2022 Salı

Deep Purple'ın ilk kurucu kadrosundan bugüne kalan kim?



Yarım asırdır rock tarihine oturmuş efsane bir grup, Deep Purple. 1976 ile 1984 yılları arasında dağılması ve 8 yıllık bir sessizliğe bürünmesinin haricinde kurulduğu günden bu zamana kadar çalışmalarını sürdüren grup, albümler ve konserlerini aralıksız sürdürüyor. 

Peki hiç aklınıza geldi mi, bilememem ama Deep Purple'ın ilk kadrosundan bugüne kalan, yani kurucu elemanları kimler olabilir?

Bir çoğunuzun aklına hemen vokalist Ian Gillan ismi ya da basçı Roger Glover isimleri gelebilir. Onların ardından da davulcu Ian Paice.

Şimdi bu sorunun cevabını bulmak için grubun kuruluşunda olan ve ilk üç albümde çalan Deep Purple kadrosuna bir bakalım: 

Mark I

(Mart 1968 - Temmuz 1969)

Rod Evans - vokal

Ritchie Blackmore - gitar

Nick Simper - bas, geri vokal

Jon Lord – klavyeler, geri vokaller

Ian Paice - davul, perküsyon


Deep Purple'ın ilk kadrosu yani grubun alameti farikası olan tanımıyla Mark 1 kadrosu bu şekilde. Geçen 54 yıllık zaman içinde Deep Purple kadrosu 9 defa yenilenmiş ve en son haliyle şu şekilde:

Mark IX

(Nisan 2022 - günümüz)

Ian Gillan -  vokal

Simon McBride – gitar, geri vokal

Roger Glover - bas

Don Airey - klavyeler

Ian Paice - davul, perküsyon

Bu yılın Nisan ayından itibaren grubun gitaristi Steve Morse karısının rahatsızlığı nedeniyle grubu bırakınca onun yerine Simon McBride geçince Deep Purple'ın Mark IX kadrosu oluşacaktı. 
Böylece sorumuzun cevabını buluyoruz. 

Grubun ilk kadrosundan bugüne kalan tek eleman usta davulcu Ian Paice olmakta. 



Deep Purple içinde nice efsane isim gruptan ayrı kalmıştır. Bunlardan biri de Ian Gillan'dır. Grupla 70'li yıllarda efsane albümler yapsa da gruptan ayrı kaldığı zamanlar olmuştur. Kurucu eleman ve gitarıyla bir otorite gibi duran Ritchie Blackmore bile 1993'ten sonra gruptan ayrıldığı gibi 1976'da da yerine Tommy Bolin gelmişti. Uzun lafın kısası... Deep Purple'da başından bugüne kadar her albümde yer alan tek eleman olma özelliği de Ian Paice'e ait. 



Deep Purple'ın kuruluşundan bugüne kalan tek eleman olmakla kalmayıp, bütün Deep Purple albümlerinde de çalmış olan tek eleman olma özelliğini taşıyan Ian Paice'e buradan bir selam gönderelim.

APTULİKA


Objektif'in basgitaristi Murat Tükenmez'in ilk solo teklisi



1992 yılında Galatasaray Lisesi bahçesinde verilen belki de tek konseriydi Red grubunun, o dönemde yaptıkları "Future we Saw" isimli kaset demolarının bazı özel arşivlerde hala saklandığına eminim. Red grubu Progresif metal yapan özel gruplardan biriydi. Yıllar içinde grup elemanlarından gitarist Can Atacan'la dostluğumuz sürdü. Can, müzik ilgisini hiç koparmasa da akademik hayatla haşır neşir olarak yaşamını sürdürecekti. Ancak grubun basgitaristi Murat Tükenmez, müziğin içinde faal olarak kalan tek Red elemanı olacaktı.  

Red dağıldıktan sonra Murat'ı, Engin Yörükoğlu Abinin Jazz Stop isimli mekanında Moğollar ile çalarken görecektik. Bir ara gözden kaybolan Murat, 1990'ların sonunda  Cem Karaca'nın bar konserlerinde görünecekti. Sonrasında Bulutsuzluk Özlemi'nde çalışan basgitarist, Cool Green, Malabadi,  Garaj Band, Sustain, Serkan Civelek, Serdar Öztop, Haluk Levent, Bertuğ Cemil, Cem Özkan, CINS, Fish&Chips, Sünger, Laika69, Eren Dutlu Trio, Rockzen, Karışık Kaset, Repertuar Köpekleri, Rockustika  gibi bir çok grup ve sanatçı ile sahneye çıkacaktı.

Şimdilerde Objektif ve Tuncer Tunceli Blues Band  ile müzik hayatına devam eden Murat Tükenmez bu hafta solo olarak ilk single'ı da çıkardı. 

"Seninle" ismini taşıyan bu ilk Murat Tükenmez çalışması bugünlerde dijital müzik platformlarında dinlenilebilir. 

Murat'ı ses olarak ilk defa dinliyorum... Yumuşak ve sıcak tonda vurgu yapan vokalin arkasında o dolgun ve güzelim bas gitar sesi harika bir uyumda. Objektif'in konserlerinde sert rock düzeninde bas gitarın güçlü tınısı gümbürderken Murat'ın suratındaki hafiften gülümseme ile kendinize gelirsiniz. O gülüşün samimiyetinden kuşku duymanıza imkan yoktur. İşte çıkan bu ilk solo tekli "Seninle" de böyle bir şey. 


APTULİKA

 

 

5 Aralık 2022 Pazartesi

Sizin Oylarınızla En Sevilen BARIŞ MANÇO Parçasını Seçiyoruz.


 

Blues Perişan blog'da bundan önce En sevilen Deep Purple, Pink Floyd, Led Zeppelin parçalarını sizin oylarınızla seçmiştik. Bu sefer de ülkemizden bir müzik insanıyla yeni bir ankete başlıyoruz. 

Ankete katılmak isterseniz... Sizin en sevdiğiniz Barış Manço parçasını yazının altındaki yorum bölümüne yazabilirsiniz... Ya da seçiminizi

bluesperisan@gmail.com

adresine yazabilirsiniz.



3 Aralık 2022 Cumartesi

Brain Johnson: "Annette'yi asla unutmayacağım"

 


İlkokula gittiğim zamanlarda bir arkadaşımın doğum gününde eskilerin piknik tipi denilen taşınabilir bir pikabını görmüştüm. Öyle büyüleyici bir şeydi ki, bugün bile hatırladıkça heyecanlanırım. Sonra ortaokula giderken, bir pikabım olsa hayalim hep sürdü. Hatta pikaptan önce plaklar almaya bile başlamıştım. Bir ara pikabım olacaktı ve onları dinleyecektim. Ortaokulun sonlarına doğru bu hayalim gerçekleşti ve radyolu bir pikabım oldu. Bu arada babamın üniversiteyi bitirip ilk işe girdiğinde aldığı gramofondan Deep Purple plağı dinleme. uğraşımımın sonucunda o taş plak için olan kalın gramofon iğnesiyle güzelim plağı da haşat ettiğimi bilirim. 

Benim gençliğimde pikap bir lükstü ve zor edindiğimiz bir şeydi. Pikabı bulduğunda da sevdiğin grubun plağını da bugünkü gibi anında bulabilmen imkansız gibi bir şeydi. Bir ara Murat Beşer'den dinlemiştim, rahmetli Apaçi Ayhan ile birlikte King Crimson'un yeni çıkan bir albümünü dinlemek isterler ama daha İstanbul'da plakçılarda yok. Bu plağın Edirne'de birinde olduğunu öğreniyorlar. Otobüse atlayıp, Edirne'ye gidiyorlar ve bu plağa sahip olan kişiyi buluyorlar. Adam da onları evinde konuk ediyor ve bizimkiler plağı dinleyip, adama teşekkür edip, otobüse atlayıp, İstanbul'a dönüyorlar. Şimdi siz bunları okurken abartılı bir öykü sanabilirsiniz ama ben Murat'tan bunu dinlediğimde, "Hadi yahu amma da attın" falan demedim... çünkü bunu ben de yapardım...hatta yaptım da. Ortaokulun sonu ve İngilizce dersinden ikmale falan kalma durumundayım. Babamın bir arkadaşının oğlu Robert Kolej'de okuyor ve bana ders verecek. Ben isteksiz isteksiz Robert Koleji'n öğrenci yurtlarına doğru yürüyorum, aklımda The Who'nun "Tommy" plağı var. O dönem Hey dergisinde duymuşum ve filmi de varmış diye içimden geçiriyorum. Ders , mers çok sıkıcı ama gideceğiz. Bana ders verecek abinin odasına giriyorum ve bir anda orada pikap olduğunu görüyorum. O da ne!... plaklar arasında The Who'nun "Tommy" albümü orada duruyor. Ders başlıyor ama aklım hep o plakta. Ders bitiyor ve rica ediyorum plağı bir iki parça dinliyorum. Ertesi günü derse koşa koşa gidiyorum. Sonuçta ben sınıfta kalmadım ama İngilizce nanay vaziyette  ancak her ders sonu The Who'nun albümünü bol bol hatim etmiştim. Bir kaç yıl sonra da film geldi onu da izledim ama İngilizce hep nanay kaldı. Ama en sevdiğim ve unutamadığım ders o derslerdi. 

Bu yaşadıklarımızın benzerini AC/DC'nin vokalisti Brain Johnson'un da yaşadığını dün okuduğum bir haberde de görecektim. https://ultimateclassicrock.com/brian-johnson-little-richard-tutti-frutti/ sitesinde çıkan haberde Brain Johnson'un Little Richard'ın "Tutti Fruitti" plağını dinleme serüvenini okuyunca aklıma o yaşadıklarımız gelecekti. 

 AC/DC'nin efsanevi vokalisti Brain Johnson  12 yaşında ve ailesinin kuzey İngiltere'deki evlerinde pikap falan yok.  Ama radyoda kısa bir anda yakaladığı “Tutti Frutti" ilgisini çekiyor. Bunun üzerinden uzun bir süre geçiyor. Brain bir evin önünden geçerken bu şarkıyı duyuyor.  Brain Johnson otobiyografisini yazdığı kitapta o anı şöyle anlatıyor: “Bu plağın sesinin bir pencereden geldiğini duydum ve ardından ne yaptığıma bugün bile inanamıyorum. Kapıyı çaldım ve kapıyı bir  kız açtı. Benden altı yaş falan büyük olan bu kız bana  'Sen kimsin?' dedi. Ona 'Benim adım Brian, iki sokak aşağıda yaşıyoruz." dedikten sonra  ' O biraz önce çalan plağı tekrar takabilir misin?" diye ekledim. O şaşırmıştı, ama bana 'Orada, pencerenin altında dur' diyerek beni dışarı çıkardı ve plağı çaldı. Ben de ona 'Teşekkür ederim' dedim!' O da bana kendini 'Benim adım Annette' diyerek tanıttı.  Ben de 'Teşekkürler Annette' dedim. … Onu asla unutmayacağım.”

Plak bir tutku ve hiç ama hiç bitmeyeceğe benziyor. 

Aptulika


 

1 Aralık 2022 Perşembe

Gentle Giant'ın progresif başyapıtı "Octopus" 50 yıl önce bugün yayınlanmıştı.



50 yıl önce  bugün progresif rock'ın bir başyapıtı olan Gentle Giant albümü "Octopus" plağı çıkmıştı. 




İngiliz Progresif Rock grubu Gentle Giant, 50 yıl önce bugün "Octopus" albümünü çıkartmıştı. Grubun dördüncü stüdyo albümü olan bu çalışma, hem grubun zirveye çıkışını sağlayan hem de progresif rock'ın nadide örneklerinden biri olmaktadır. 1972 yılının 24 Temmuz ile 5 Ağustos tarihlerinde Londra'daki Advision Stüdyolarında kaydedilen albüm, aynı yılın 1 Aralık tarihinde piyasaya çıkmıştı. 

Progresif rock tarzı adına çok özel bir çalışma olan bu albümle yazılacak çok çok önemli noktalar var ama bunları daha sonraki bir zaman dilimine bırakalım ve grubun 50. yıldönümü için yaptığı kliple yazıyı noktalayalım. Ama son olarak bu çalışmayı mutlaka baştan sona bir dinleyin derim. Madrigal koro bölümleri, keman ve çello kullanımları zihin açıcı. Diyelim ve sözü 50. yıl klibine bırakalım.




Geordie grubu 50. yıldönümü için yeniden: Red, White and Blue

 


Brian Johnson'un AC/DC'den önceki grubu Geordie yeniden kuruldu. Grubun kuruluşunun 50. yıldönümü için "Red, White & Blue"isimli bir single çıkararak, bir dönüş yaptı. 


Brian Johnson'ın AC/DC öncesinde vokalist olarak yer aldığı grubu GEORDIE , şarkıcı Terry Slesser ve yeni single'ı "Red, White & Blue" ile yenilenmiş bir kadroyla geri döndü . GEORDIE'nin 50. yıl dönümünü kutlayan bu parça, grubun ilk kadrosunda yer alan orijinal gitaristi Vic Malcolm tarafından yazılmış. Bu çıkışın sadece bir parçayla kalmayacağı  ve bir süredir üzerinde çalışılan yeni bir GEORDIE albümünün de habercisi olacağı söyleniyor.  

Back Street Crawler'ın eski vokalisti Slesser, Kıbrıs'ta yaşayan Geordie kurucusu olan arkadaşı Vic Malcolm'u ziyarete gitmesiyle olayların akışı başlamış. İki arkadaş önce stüdyoya girerek doğaçlamalardan oluşan bir çalışma yapmışlar ve bunun ardından da grubun tekrar bir araya gelme fikri ortaya çıkmış.

Grubun orijinal üyeleri Tom Hill ve Brian Gibson'ın yer aldığı GEORDIE ,  gitarist Steve Dawson'ı kadrosuna alarak yola koyuldu. Ancak kurucu gitarist Vic grupta yer alamayacakmış. Bunun sebebi olarak da Vic'in sağlık sorunları konsere çıkmasına imkan veremeyeceği gösteriliyor. Şu sıralar Kıbrıs'ta ikamet eden Vic Malcolm, gruba besteleriyle katkıda bulunacakmış. 

1972 yılında kurulan Newcastle'lı İngiliz grup Geordie, ilk single'ları "Don't Do That" Aralık 1972'de yayınladı ve bu plak İngiltere single listelerine 40. sıradan giriş yapacaktı. Bir yıl sonrada  Geordie ilk albümleri Hope You Like It'i EMI etiketiyle çıkartacaktı. Dönemin gözde glam rock grupları olan Sweet ve Slade ile yarışan grup 1980 yılına kadar  4 stüdyo albümü yayınladı .  1980 yılında AC/DC'nin efsanevi vokalisti Bon Scott ölünce grubun vokaline en uyacak ismin Geordie vokalisti Brain Johnson olacağına kanaat getirildi. Bu çok da doğru bir seçim oldu ve Brain Johnson, AC/DC ile inanılmaz güzel albümlere ve konserlere imza attı.

Geordie bu ayrılıktan sonra da Rob Turnbull'un vokaliyle yoluna devam etse de bir süre sonrası da dağıldılar. Bakalım 50. yıl için bu buluşma nasıl bir sonuç verecek, diyelim ve yeni çıkan single'ları "Red, White & Blue"ya bir kulak verelim. Ama gene de sizlere o 70'li yıllardaki Geordie çalışmalarını da dinlemenizi tavsiye ederim, çok keyifli işlerdir onlar. 




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...