2 Ağustos 2018 Perşembe
Def Leppard'dan Depeche Mode Cover'ı
İngiliz hard'n heavy rock grubu Def Leppard bugünlerde Depeche Mode'ın unutulmaz klasiği “Personal Jesus”u yorumladı. Parça Spotify'de single olarak yayınlandı.
“Personal Jesus”, İngiliz elektronik müzik grubu Depeche Mode'un 1990 yılında yayınlanan "Vialator" albümünde dinleyici ile buluşmuştu. Albümden single olarak da çıkan parça grubun unutulmazları arasında baş köşeye oturacaktı. Çıktığı yıl iyi bir liste başarısı yakalayan parça, Almanya'da 28 hafta listelerde üst sıralardaki yerini korumuştu. Rolling Stone dergisi 2004 yılında "Personal Jesus"u "Tüm Zamanların En Büyük 500 Şarkısı " listesinde 8. sıraya alırken, Eylül 2006'da da "Q " dergisi "En İyi 100 Şarkı" arasına alacaktı.
1 Ağustos 2018 Çarşamba
"The Blues Is Alive And Well" albümüyle BUDDY GUY listelerde 1 NUMARA
Billboard'ın Blues Albümleri listesine birinci sıradan giren blues'ın yaşayan efsanesi Buddy Guy so albümü "The Blues Is Alive And Well" ile beş haftadır liste başı durumunu sürdürüyor.
"Various Artists Roots Of Blues" ise Billboard'ın blues albümleri listesinde 75 hafta kalarak önemli bir başarı elde ederken, onları 50 haftadır listede kalma maharetiyle Tedeschi Trucks Band'ın "Live From The Fox Oakland " isimli konser albümü takip ediyor.
Billboard Blues Albümleri
bu hafta
1- The Blues Is Alive And Well
Buddy Guy
2 - Something Smells Funky 'Round Here
Elvin Bishop's Big Fun Trio
3- Begin
Briana Buckmaster
4 Honey Up
Vanessa Collier
5- Roots Of Blues
Various Artists
6- Downey To Lubbock
Dave Alvin And Jimmie Dale Gilmore
7 British Blues Explosion: Live
Joe Bonamassa
8- Lay It On Down
The Kenny Wayne Shepherd Band
9- Please Don't Be Dead
Fantastic Negrito
10- High Desert Heat
Too Slim And The Taildraggers
11- Live From The Fox Oakland
Tedeschi Trucks Band
12- Black Coffee
Beth Hart And Joe Bonamassa
13- Stompin' Ground
Tommy Castro And The Painkillers
14- Belle Of The West
Samantha Fish
15- The Storm
ZZ Ward
"Efsane Paul McCartney yeniden Cavern Club'de Sahnede
Radyo ODTÜ'de her pazar gecesi "Kulak Misafiri" isimli harika bir rock programı yayınlanmakta. Bu programı hazırlayan Bülent Seyitdanlıoğlu ile geçen yıl tanıştım. Böyle güzel bir insan, sağlam bir rock dinleyicisiyle tanışmakta niye bu kadar geç kalmışım diye de bir hayli üzüldüm desem yeridir. O İstanbul'a geldiğinde, ben de Ankara'ya gittiğimde bu geçen yılların açığını bol bol sohbet edip, rock dinleyerek kapatıyoruz. Baktık olmuyor uzaktayız ben onun rock programını dinliyorum o da benim yazıları okuyor. (bu arada çok yakında benim radyo programı da başlayacak, onu da burdan duyurmuş olayım hani.)
Bir ara ona Blues Perişan Blog'da da yazmasını teklif ettim, oda beni kırmadı ve bir yazı gönderdi. İşte böylece Geronimo Yalnızkartal ve Cenk Akyol'dan sonra Bülent Seyitdanlıoğlu da yazılarıyla Blues Perişan Blog'da. Üretkenliğini bildiğim için onu daha sık görmek isteriz.
"İki tane büyük kulüp vardır. Biri Liverpool FC Club, diğeri ise The Cavern Club.”
Bu sözler Cavern Club'un duvarında asılı.
Cavern Club, 1957 yılında Liverpool'da bir caz kulübü olarak açıldı; sonrasında müziğin dönüşümüyle birlikte bir rock'n'roll kulübüne dönüştü.
İşte adı Liverpool'la simgeleşen efsane The Beatles, bu mekanda 1961 yılından 1963 Ağustos ayına kadar tam 292 kez sahne aldı.
Beatles sonrasında da çok önemli grupları da ağırladı Cavern. Bu ufacık kulüpte The Rolling Stones, The Yardbirds, The Kinks, Elton John, Queen, The Who ve John Lee Hooker gibi önemli isimler de sahne aldı.
Cavern Club, bir çok kez kapandı ama yine açıldı.
Beatles'ın efsane üyesi Paul McCartney, 1999 yılında, 1950'li yılların şarkılarını yorumladığı Run Devil Run isimli bir albüm yapmış; aynı yıl The Cavern Club'te çok özel bir konser vermişti.
Gerek albüm gerekse konserde Paul McCartney'e Pink Floyd'un efsane gitaristi David Gilmour ve Deep Purple davulcusu Ian Paice eşlik etmişti.
Eylül ayında yepyeni bir albümle dinleyicisiyle buluşacak olan Paul McCartney, albüm tanıtım çalışmaları kapsamında yıllar yıllar sonra geçtiğimiz Perşembe yine Cavern Club sahnesindeydi.
9 Eylül'de popüler müzik tarihindeki yerini alacak yepyeni Paul McCartney albümü Egypt Station adını taşıyor. Albümden I Don't Know isimli şarkı Haziran'da dinleyici ile buluşmuştu.
BÜLENT SEYİTDANLIOĞLU
(Kulak Misafiri radyo programı yapımcısı)
Bir ara ona Blues Perişan Blog'da da yazmasını teklif ettim, oda beni kırmadı ve bir yazı gönderdi. İşte böylece Geronimo Yalnızkartal ve Cenk Akyol'dan sonra Bülent Seyitdanlıoğlu da yazılarıyla Blues Perişan Blog'da. Üretkenliğini bildiğim için onu daha sık görmek isteriz.
"İki tane büyük kulüp vardır. Biri Liverpool FC Club, diğeri ise The Cavern Club.”
Bu sözler Cavern Club'un duvarında asılı.
Cavern Club, 1957 yılında Liverpool'da bir caz kulübü olarak açıldı; sonrasında müziğin dönüşümüyle birlikte bir rock'n'roll kulübüne dönüştü.
İşte adı Liverpool'la simgeleşen efsane The Beatles, bu mekanda 1961 yılından 1963 Ağustos ayına kadar tam 292 kez sahne aldı.
Beatles sonrasında da çok önemli grupları da ağırladı Cavern. Bu ufacık kulüpte The Rolling Stones, The Yardbirds, The Kinks, Elton John, Queen, The Who ve John Lee Hooker gibi önemli isimler de sahne aldı.
Cavern Club, bir çok kez kapandı ama yine açıldı.
Beatles'ın efsane üyesi Paul McCartney, 1999 yılında, 1950'li yılların şarkılarını yorumladığı Run Devil Run isimli bir albüm yapmış; aynı yıl The Cavern Club'te çok özel bir konser vermişti.
Gerek albüm gerekse konserde Paul McCartney'e Pink Floyd'un efsane gitaristi David Gilmour ve Deep Purple davulcusu Ian Paice eşlik etmişti.
Eylül ayında yepyeni bir albümle dinleyicisiyle buluşacak olan Paul McCartney, albüm tanıtım çalışmaları kapsamında yıllar yıllar sonra geçtiğimiz Perşembe yine Cavern Club sahnesindeydi.
9 Eylül'de popüler müzik tarihindeki yerini alacak yepyeni Paul McCartney albümü Egypt Station adını taşıyor. Albümden I Don't Know isimli şarkı Haziran'da dinleyici ile buluşmuştu.
BÜLENT SEYİTDANLIOĞLU
(Kulak Misafiri radyo programı yapımcısı)
31 Temmuz 2018 Salı
Plak Mecmuası'nın 3. sayısı çıktı
Üç ayda bir çıkan PLAK MECMUASI üçüncü sayısını çıkardı.
Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında plakçı dükkanlarında olacak olan dergi gene dopdolu.
( Derginin satıldığı plakçı dükkanlarını yazının sonunda bulabilirsiniz)
Kıyasıya bir mücadele ve seyir zevkiyle geçen Dünya Futbol Kupası bu yazın belki de en güzel olayıydı. Keşke bitmeseydi dediğimiz kupanın ardından PLAK MECMUASI da sayfalarını bu konuya açmış. Spor yazarı ama aynı zamanda rock müzik ve plak tutkunu olan Ali Ece, mecmuada Dünya Kupası plaklarını kaleme almış.
Geçmişe Yolculuk
Konusu plak olan dergide ister istemez nostalji de olacak. Zaman makinesine binip eskilere gidiyoruz. Benim çocukluğumda, 1970'li yıllardan hatırladığım ama siyah beyaz Yeşilçam filmlerine baktığımızda 1960'lara dek inen bir oto pikabı vardı. Şimdi mp 3 çalan "flaş bellek" takıp arabada giderken müzik dinliyoruz ya daha evvelsi CD bölümü vardı. Biraz daha evvele gittiğimizde ise kaset teyp bulunurdu ve oto setini hırsız çalmasın diye arabadan indiğimizde söküp, koltuğumuzun altında taşırdık. İşte plak döneminde de aynı yerde bir pikap bulunurdu. Sakın aklınıza otomobilde giderken LP tipi bir plak çalınıyor diye bir şey gelmesin hani... burada çalınanlar 45 devirli yani bir yüzünde tek şarkı olan ( küçük) plaklardı. Her parçada da yeni bir plak takılırdı. PLAK MECMUASI bu konuyu yani oto pikabını Cem Çobanlı'nın yazısıyla günümüze taşımış.
Oto pikabı denilince aklıma Sadri Alışık'ın şöför rolü oynadığı filmler geliverdi. Arabadaki güneşten korunmak için indirip siper olan bölüme yerleştirdiği plaklardan birini alır ve oto pikabının dikdörtgen kapısından sokar ve bir anda alaturka bir ezgi ile eski İstanbul sokaklarında gezinirken, jenerikte oynayanların isimler akar. Kim ne derse desin eski filmler bir başkadır, hiç olmazsa kayıp zamanların İstanbul'u onlarda depolanmıştır.
![]() |
| İzzet Öz |
![]() |
| Gökçen Kaynatan |
Plak Mecmuası'nın ilk sayısında İzzet Öz ile yaplan bir söyleşi vardı. Su içer gibi okumuştum ama bitince de susuzluğum geçmemiş keşke devamı olsa demiştim. Benim hissettiklerimi sanki duymuşlar gibi bu sayıda da "İzzet Öz İle Geçmişe Yolculuk" sürüyor.
Plak Mecmuası ile geçmişe yolculuk sadece İzzet Öz ile bitmiyor, Gökçen Kaynatan ile "Dünden Bugüne" gelirken bir başka yazıda 1968 yılının plaklarında bir gezintiye çıkıyoruz.
Ve Günümüzde Plaklar
Plaklar bizlere sadece geçmiş yılları hatırlatmıyor, bugünümüzü de anlamlandırıyor. Mor ve Ötesi'nin yeni çıkan 45'lik plağı (yani ecnebice haliyle single'ı) "Sultan-ı Yegâh"ı derginin sayfalarında yerini buluyor.
Albümlerini plak olarak da piyasaya çıkartan Mor ve Ötesi ilk defa yaptığı 45'lik plağında Nur Yoldaş'ın yıllar önce yaptığı unutulmaz parçayı "kavır" olarak yorumlamış. Attila İlhan'ın şiirinden Ergüder Yoldaş'ın bestesiyle Türk Pop'unun başyapıtlarından olan bu parça üzerine dergide Nur Yoldaş ile Mor ve Ötesi grubundan Harun Tekin'le yapılan söyleşiyi okuyabilirsiniz.
Yeni albümleri de plak formatında yayınlanmış olarak buluyoruz. İşte onlar üzerine hem Tuna Kiremitçi hem de BaBa Zula'dan Murat Ertel'i mecmua sayfalarında göreceksiniz. Plakçı sohbetinde ise Nejat Pakyöz'le plak raflarında gezinmeye hazırlanın.
Çizgide, Terzide ve tabi Dünyada plak
![]() |
| Alexis Korner |
Plak Mecmuası'ının çizgi bölümünde de ben ve Emekcan Tulüş yeralmaktayız. Emekcan çizgi romanına devam ederken bende plak terzihanemde Pink Floyd'un son plağına bir elbise diktim. Okurken dikkat edin provada iğne kalmış olabilir, vucudunuz batıp canınızı yakabilir maazallah.
Şimdi de PLAK MECMUASI'nı nerde bulabilirsiniz onu yazayım ve yazıyı sonlandırıp, bir plak dinleyeyim. Eh yorulduk maluma.
Aptulika
PLAK MECMUASI'NI HANGİ PLAKÇILARDA BULABİLİRSİNİZ?
Atlantis Müzik (İstanbul - Kadıköy)
Analog Plakevi (Denizli)
Can Plak (İstanbul - Kadıköy)
Dipsahaf (İstanbul - Kadıköy)
Exit Music (İstanbul - Kadıköy)
Gramofon Evi (İzmir)
Groove Music Shop (İstanbul - Şişli)
Hammer Müzik (İstanbul - Kadıköy)
Kontra Plak (İstanbul - Beyoğlu)
Küçük Plak Dükkanı (İstanbul - Kadıköy)
Mavzolos Plak Evi (Bursa)
Orfe Mobydick (İstanbul - Kadıköy)
Outro Music (İstanbul - Kadıköy)
Ozzyturk Records (Ankara)
Plakhane (İstanbul - Kadıköy & Beyoğlu)
Plak Kutusu (Adana & Ankara)
Rainbow45 Records (İstanbul - Kadıköy)
RPM Music (İstanbul - Kadıköy)
Sahafiye Datça (Datça)
Zoltan Records (İstanbul - Kadıköy)
Zihni Müzik (İstanbul - Kadıköy)
SHEMEKIA COPELAND'ın yeni albümü cuma günü çıkıyor
Blues müziğin son dönemlerdeki en önemli seslerinden biri olan Shemekia Copeeland'ın yeni albümü "America's Child" 3 Ağustos 2018, cuma günü piyasaya çıkıyor.
Prodüktörlüğünü Will Kimbough'un üstlendiği albümde Emmylou Harris, John Prine, Mary Gauthier, Rhiannon Giddens, J.D. Wilkes, Steve Cropper gibi isimler de konuk oluyor.
Kayıtları Nashville'de yapılan albüm blues'ın prestijli plak şirketi Alligator Records etiketiyle yayınlanıyor.
30 Temmuz 2018 Pazartesi
Yoko Ono'dan 45 yıl sonra IMAGINE
Yoko Ono şu sıralar yeni bir albüm çıkartmaya hazırlanıyor.
Sanatçı, " Warzone " adını taşıyacak albümünde 45 yıl önce eşi John Lennon'un yaptığı klasikleşen parçası "Imagine"ı seslendirecek.
19 Ekim 2018 tarihinde 85 yaşına girecek olan Yoko Ono, "Warzone" albümünü John Lennon'un 78. doğum yıldönümü olan 9 Ekim'de piyasaya çıkartacakmış.
29 Temmuz 2018 Pazar
TEN YEARS AFTER Özel 19 - Alvin Lee'siz Ten Years After olur mu? Sorusu bile saçma
Ten Years After Özel dizimizin son bölümünü de 22 Nisan 2015 günü yayınlanmış bir yazımla sonlandırıyorum.
Ten Years After “Adı Aynı kalır” ama…
Bu ay çıkan yeni Ten Years After albümü “The Name Remains the Same”i ilk anda eski bir konserin kaydı sanacaktık ama grubun efsanevi elemanı Alvin Lee’nin ölümünden sonra verilen bir konserin kaydı olduğunu anlayacaktık. Olayın özü şuydu, 2003 yılında Ten Years After tekrar kurulmuştu. Ancak bu yeniden dönüşte Alvin Lee yoktu. Grubun kurucu kadrosundan sadece davulcu Ric Lee ve klavyeci Chick Churchill yer alırken Alvin Lee’nin yerine Marcus Bonfanti alınmıştı. Kötü bir şaka gibi gerçekleşen bu olay işte bugünlerde de gün yüzüne bu albümle çıkacaktı.
Elvis Presley’in ilk plağını çıkardığı tarihten on yıl sonra Londra’da müzik tarihinin gelmiş geçmiş en önemli rock gruplarından biri kurulacaktı. 1966 yılında kurulan bu grubun ismi de Ten Years After olacaktı. Grubun kurucusu olan gitarist ve vokalist Alvin Lee bir Elvis hayranıydı, bu yüzden de grubuna bu ismi uygun görecekti.
Bir Elvis Presley hayranı olsa da Alvin Lee yaptığı müzikle onu taklit etmek yerine blues ögelerini iyice özümseyerek, ilerde çıkacak olan hard rock gruplarına emsal olabilecek bir tarz yaratacaktı. Grubu Ten Years After o dönemin efsanevi Woodstock Festivali’nde çıkacak ve verdikleri konserle doyumsuz bir gece yaşatacaklardı. Yıllar geçse de bu konserin kayıtları ve internetteki video paylaşım sitelerindeki görüntüleri rağbet görmeye devam ediyor.
1968 ile 1973 arasında müzik yapan grup adının aksine 5 yıl gibi kısa bir süre müzik yapıp, dağılacaktı. Sonrasında solo olarak devam eden Alvin Lee, grubun namını tek başına taşıyacaktı. Verdiği konserler ve albümlerde insanlar sanki Ten Years After dinliyormuş gibi bir etkiyi yıllar içinde sürdüreceklerdi. 1989 yılında yeniden kurulup muhteşem bir dönüş yapan Ten Years After, bir süre sonra tekrar dağılacaktı.
Alvin Lee’yi iki yıl önce 68 yaşındayken kaybettik ama ölümüne dek Ten Year After bayrağını tek başına taşıdı diyebiliriz. Onun son konseri 28 Mayıs 2012’de Hollanda’da gerçekleşmişti. Bu konserin kayıtları da Alvin Lee’nin ölümünden 8 ay sonra piyasaya çıkmıştı. “The Last Show” ismini taşıyan bu konser albümü de Ten Years After’ın vedası gibiydi.
“Veda” dedik ama bu ay piyasaya çıkan yeni bir Ten Years After albümüyle karşılaşacaktık. “The Name Remains the Same” adını taşıyan bu albümü ilk anda eski bir konserin kaydı sandım ama Alvin Lee’nin ölümünden sonra Mayıs 2014’te verilen bir konserin kaydı olduğunu anlayacaktım. Olayın özü şuydu, 2003 yılında Ten Years After tekrar kurulmuştu. Ancak bu yeniden dönüşte Alvin Lee yoktu. Grubun kurucu kadrosundan sadece davulcu Ric Lee ve klavyeci Chick Churchill yer alırken Alvin Lee’nin yerine Marcus Bonfanti alınmıştı. Kötü bir şaka gibi gerçekleşen bu olay işte bugünlerde de gün yüzüne bu albümle çıkacaktı.
“The Name Remains the Same” albümünde kurucu elemanlardan bas gitarist Leo Lyons da yer almıyor. Alvin Lee’nin ölümünden sonra bu yeniden dönüş tasarısından ayrılan basgitaristin yerine de Colin Hodgkinson alınmış. Colin Hodgkinson, İngiliz blues’ının kuruluş yıllarından bir isim. 60’larda Alexis Korner ile başladığı müzik kariyerini Spencer Davis Group ile sürdürdü. Bu usta ismi rock dinleyicileri John Lord’un solo albümleri ve Whitesnake’in 80’lerdeki çalışmalarından da hatırlayacaklar. “The Name Remains the Same” albümünün en güzel yanı da böyle bir ustayı dinlememizi sağlaması oldu diyebiliriz.
Yeniden dönüş kadrosunda Ten Years’ın vokalini ve gitarını Marcus Bonfanti üstleniyor. Mick Jagger tadına yaklaşan vokali, emsalsiz güzellikteki gitarıyla keyif veriyor. Yanı sıra Chick Churchill ve Colin Hodgkinson gibi iki ustayı da dinlemek de güzel ama grubun internet sitesinde Alvin Lee’nin isminin bile zikredilmiyor olması biraz insanın içini ekşitmiyor da değil hani.
“Adı Aynı Kalır” anlamına gelen ismiyle yeni çıkan Ten Years After konser albümünde grubun unutulmaz klasikleri olan I'm Going Home, Sugar the Road, Good Morning Little Schoolgirl , Help Me başarılı bir yorumla ortaya konmuş. Bu da olayın en affettirici yanı olsa gerek.
APTULİKA
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














