8 Haziran 2017 Perşembe

Gecikmeli bir Sean Chambers yazısı



Sevdiğim albümleri yazmakta gecikirim. Dinledikçe coşarım ve daha çok şey yazıp, iyice deşmek isterim. Durum böyle olunca da daha sonra yazmak için bekletirim. Niyetim albüme hakkını verecek bir yazı çıkartmaktır. Hani sevdiğiniz tatlıyı en sona bırakırsınız ya onun gibi bir şey benimkisi. Tatlıyı sona bırakırsınız ama öyle bir doyarsınız ki, tatlıya yer kalmaz. Coco Montoya ve Sean Chambers'in yeni albümlerini öyle beklettim ki, çıkalı neredeyse iki ayı geçti daha yeni yazıyorum. Bana kalsa daha da bekletirdim ama artık yeter diyerek kendimi yazmak için zorladım.
Floridalı gitarist Sean Chambers, ilk albümü "Strong Temptation"u 1998 yılında çıkardığında 15 yaşındaydı. İnsanları yeteneği ile büyüleyen sanatçı, kısa bir süre sonra Jimi Hendrix ve Steve Ray Vaughan'la eşdeğer tutulacaktı. 
Sean Chambers yeni albümü "Trouble and Whiskey"i 17 Mart 2017'de piyasaya çıkardı. 10 parçanın yer aldığı albümde 7 Sean Chambers bestesi yeralırken, Johnny Copeland'ın "Cut Off My Right Arm", Riley B. King'in "Be Careful with A Fool" ve Rorry Gallegher'in de "Bullfrog Blues" isimli kavırları bulunmakta. 


01 - I Need Your Lovin'. 
02 - Bottle Keeps Staring At Me. 
03 - Trouble & Whiskey. 
04 - Travelin North. 
05 - Cut Off My Right Arm. 
06 - Bullfrog Blues. 
07 - Sweeter Than A Honey Bee. 
08 - Handyman. 
09 - Be Careful With A Fool. 
10 - Gonna Groove. 

Sean Chambers - gitar, vokal
Michael Hensley - Hammond org, piyano
Kris Schnebelen -davul
Todd Cook - bas gitar
John Ginty - Hammond org (4)
Jimmy Bennett - gitar (8)
Andrei Koribanics - perküsyon (1, 7)






Coco Montoya'nın "Hard Truth" damgası


İnsanın keyfini yerine getiren yeni albümler vardır işte onlardan biri "Hard Truth". 65 yaşındaki Kaliforniyalı blues rock gitaristi Coco Montoya gene yaptı yapacağını ve gönül zirveme oturuverdi. Sanatçı yeni albümü "Hard Truth" ile blues yapıtlarının görkemli plak şirketi Alligator Records'a tekrar dönüş yaparak, harika bir yapıta imza atıyor. Albüme bakmadan önce Coco Montoya'nın kim olduğunu şöyle bir hatırlatalım.
Albert Collins ve  Coco Montoya

Blues tarihinin en önemli gitaristlerinden stil sahibi insan Albert Collins'in grubunda müzikal kariyerine başlamıştı, Coco Montoya. Tarihler 1970'in ortalarına tekabül ederken Montoya, bu büyük ustanın grubunda çalıyordu. Ancak bu grupta Montoya'yı gitarist olarak değil, davulcu olarak görecektik. Albert Collins onu gitara yönlendirecek ve insanların hayranlıkla peşinden koştuğu "Icy Hot" denilen gitar stilini öğretecekti. Montoya, Albert Collins'in grubundan ayrıldıktan sonrada aralarındaki abi kardeş ilişkisi devam edecekti. 
Tarihler 1980'li yılları gösteriyordu ve Coco Montoya'yı bu seferde bir başka blues devi John Mayall'la görecektik. İngiliz blues'ının büyükbabası John Mayall, Los Angeles'ta bir bara gittiğinde orada sahneye çıkan Montoya'yı duyacak ve hayran olacaktı. Mayall, o gece fazla vakit kaybetmeden Coco Montoya'yı masasına davet ederek, bir viski ısmarlayıp, "Genç adam benimle birlikte müzik yapmaya, grubumda gitarist olmaya ne dersin?" diyecekti. Böylece Coco Montoya'yı John Mayall'ın efsanevi grubu The Bluesbreakers'ta görecektik. Burada on yıl boyunca çalan Montoya 1995 yılında Cafe Brothers ile çalışacak ve ardından da solo kariyerine adım atacaktı. 
Sağ elle çalınan gitarı tersine çevirerek çalan solak gitarist Coco Montoya'nın yaşamının kısa özetini bu şekilde sunduktan sonra şimdi de yeni albümü "Hard Truth" u anlatmaya koyulalım. Ancak burada bu usta gitaristi dinlememiş olanlar için çok keyifli bir gitaristi ve hançerden patlayan harika bir sesi kaçırmış olacaklarını belirtmeliyiz. Onlara önerim, yol yakınkan en yakın durakta Coco Montoya ile tanışmalarıdır.

Coco Montoya'nın yeni stüdyo albümü "Hard Truth 24 Mart 2017 tarihinde piyasaya çıktı. 11 parçanın yer aldığı bu çalışmanın prodüktörlüğünü davulcu  Tom Braunagel üstlenmiş. Bu ismi daha önce Eric Burdon, Curtis Salgado, Taj Mahall, Bonnie Raitt gibi görkemli müzisyenlerle yaptığı çalışmalarla da hatırlıyoruz.  Albümde davulcu Tom Braunagel'in yanısıra usta müzisyenler de eşlik etmiş. Bu isimlerin en başında da Bob Dylan, Bruce Springsteen ve Jerry Lee Lewis gibi isimlerle çalışan basgitarist Bob Glaub geliyor. Benim albümde bulunmasından ayrıca keyif duyduğum isim keyboardcı Mike Finnigan oldu. Jimi Hendrix, Etta James, Taj Mahall gibi sanatçılara eşlik eden Finnigan için daha başka bir açıklama yapmaya gerek var mı, bilemiyorum. 

Coco Montoya'nın Hard Truth albümünde yer alan parçalar şöyle:

01 - Before The Bullets Fly. 
02 - I Want To Shout About It. 
03 - Lost In The Bottle. 
04 - Old Habits Are Hard To Break. 
05 - Ill Find Someone Who Will. 
06 - Devil Dont Sleep. 
07 - The Moon Is Full. 
08 - Hard As Hell. 
09 - Bout To Make Me Leave Home. 
10 - Where Can A Man Go From Here. 
11 - Truth Be Told. 


Albümde konuk olan müzisyenler ve parça dağılımları ise şu şekilde diziliyor:

Geri Vokaller
Billy Watts (5,6,9,11)
Deb Ryder (5,6)
Mike Finnigan (6,9,11)
Terasa James (5,6)

Ritim Gitar
Billy Watts (1,5,6,8,11)
Johnny Lee Scheil ( 2, 3, 4, 7, 9, 10)

Slide Gitar
Johnny Lee (6)
Lee Roy Parnell (3)


The Dity Bourbon River Show isimli bando


Üniversite yıllarımda izlediğim bir konser hala hafızamdadır.  Almanların deneysel caz gruplarından biri ( ismi falan aklımda kalmamıştır.) ülkemize gelmiş, üniversitenin konser salonunda çıkmıştı. O günkü konserde çıkan grup nefesli enstrümanlardan oluşuyordu. Genelde gruplarda bir saksofon hadi bilemedin bir trompet olurdu ama bu sefer her çeşidinden madeni nefesliler karşımdaydı. Saksofon üç çeşidiyle, trompet, trombon, korno ve tuba. O gün aklıma takılan eleman tuba çalan kişiydi. Tuba denilen enstrüman, kontrbasın nefesli hali gibi bir şey. O kontrbas büyüktür ama yere dayarsınız ve çalarsınız, oysa tuba dedğiniz onu omuzunuda taşımak gibi bir şey. O koskoca enstrüman adamcağızın boynuna sarılmış dev bir kobra yılanının madeni hali gibi. O ağır şeyi taşıyan ufacık kalan adam bir de üflediği zaman matrak bir ses çıkar. Şimdi düşünüyorum da o sesi çıkarmak için bizim nefesimiz de yetmez hani.

Ha bu enstrümanla ilgili o gün aklıma takılan bir başka nokta da şuydu... Böyle bir enstrümana merak sarıyorsunuz ve öğreniyorsunuz. Paraya kıyıp satın alıyorsunuz (ki bir hayli pahalı olabileceğini de sanıyorum). Evde bir çalayım deseniz, komşular ne oluyor diye kapınıza dikilir. Biri size "yahu bize bir kere tubanı çalmadın" dese çalamazsınız çünkü tek başına değil, bir bando ile çaldığınızda bir anlam ifade edecektir. Bir de grup kuralım deseniz, kimse sizi aramaz. Yani külfetli bir çalgı şu tuba. Nefesiniz olacak, gücünüz olacak, paranız da... iyi bir tubacı olacaksınız ama sonra kimse yüzünüze bakmayacak. Zor bir enstrüman ona sevdalanıp, çalan insanlara hep üzülmüşümdür.

O gün tuba çalan bir adamı canlı bir konserde görmüş ve dinlemiştim. Ondan sonra klasik müzik ve bandolarda kalabalık orkestranın arasındakileri saymazsak tuba ile karşılaşmadım. Ta ki yeni çıkan blues albümlerinden birini dinlemeye başlamışken. Grubun ismi The Dirty Bourbon River Show", albümleri ise "The Flying Musical Circus". İsmi gibi eğlenceli bir albüm. Grup beş kişilik ama yedisi nefesli olmak üzere toplamda 12 enstrüman var. O enstrümanlardan biri de tabiki tuba. Jimmy Williamson pek bir dev gibi olmasa da hem tuba hem de kontrbas'ı çalıyor, yanısıra bir de flütü. Grubun diğer üyeleri ise şöyle, Noan Adams (vokal, piyano, akordiyon, trompet, trombon), Nick Garrison (vokal, trombon, piyano), Scott Graves (vokal, davul ve bilumum vurmalılar).
The Dity Bourbon River Show, 2009'da kurulmuş bir caz ve blues bandosu, bugüne dek 9 albüm yapmış ve bine yakın konser vermiş. "The Flying Musical Circus" grubun onuncu stüdyo albümü. Eğlenceli bir müzikleri var ama onları albümden ziyade konserlerinde dinlemek daha da keyifli olur gibi geliyor, şimdilik albüm kaydı ile dinlemekle yetineceğiz.
Aptulika



6 Haziran 2017 Salı

Portekiz'den yeni keşiflere yolculuk


BUDDA POWER BLUES VE MARIA JOAO
Son zamanlarda dünyanının farklı coğrafyalarından blues albümleri birbiri ardına geliyor. Son üç aydır çıkan albümlere baktığımızda Avusturalya, Endonezya, Danimarka, Norveç hatta Afrika ülkelerinden blues ve rock adına çok güzel işleri görüyoruz.  
Bu seferki durağımız Portekiz, kendi adıma bu ülkeden ne bir rock   ne de blues grubu dinlememiştim. Geçen ay elime geçen Budda Power Blues isimli grubu dinlerken, müziklerini oturmuş ve çok zevkli buldum. Kim bunlar diye bir araştırmaya girdiğimde 2004 yılında Lizbon'da kurulmuş Portekizli bir blues grubu olduğunu öğrenecektim. Grup ilk albümünü 2005 yılında yapmış, üç yıl sonrası da ikinci albümü olan "Buisted"i çıkartmış. O yıl katıldıkları bir caz festivalinde Shemekia Copeland ve Sherman Robertson'la aynı sahneyi paylaşmaları sonucu dünya onların müzikleriyle tanışmış. 

Budda Power Blues, geçtiğimiz Nisan ayında yeni albümü "The Blues Experience"yi çıkardı. Bu albümde Portekiz'in 60 yaşındaki divası , caz şarkıcısı Maria Joao konuk olmuş. Joao'nun sesiyle tanışmak benim için büyük bir servet oldu diyebilirim. Nefis bir sese sahip olmanın ötesine o sesi işleyebilme, caz müziğinin 'scat' tekniğini başarıyla kullanması ve böylece değişik vokal doğaçlamalarına erişmesi dinleme zevkini çok yükseklere taşıyor. Joao'yu dinlerken 60 yaşında olduğuna inanmak çok güç, zira Cyndy Lauper'vari bir çocuksu çılgınlıkta bir ses rengine sahip. 
Budda Power Blues ve Maria Joao'nun "The Blues Experience" albümü Mobydick Record stüdyolarında kaydedilmiş. Albümdeki eserlerin söz ve müziği grubun gitaristi Budda Guedes tarafından yapılmış. Vokalleri de Joao ile paylaşan Budda Guedes, gitar, mandolin, keyboardın yanısıra Portekiz'e özgü 10 telli bir gitar olan  'Braguese'i de çalıyor. Kardeşi Nico Guedes ise grubun davulcusu olarak yer alırken Pedro Ferreira da bas ve hammond org çalıyor. Albümde yer alan "Trouble Mind" ve By Your Side" parçalarında Samuel Silva (tenor ve bariton saksofon), Joao Seco (trombon), Bruno Rocha (trompet)  nefesli enstrümanlarıyla konuk oluyorlar. 
"The Blues Experience" albümünün başarı hanesine nefis kapağını da eklememiz gerekir. Bu harika kapak illustrasyonu da grubun davulcusu Nico Guedes tarafından yapılmış. 
Maria Joao ile Budda Power Blues'ın bu albümü okyanusun kıyısında yeni keşiflere yelken açacaklar için yumuşak dalgalarda huzurlu bir yolculuk sunuyor. Ama bazen o yumuşak dalgalar bir anda "I Lost Freid" da olduğu gibi dev dalgalara dönüşebiliyor ama tekneniniz alabora olmuyor.
Aptulika



5 Haziran 2017 Pazartesi

Eric Bibb'in akustik evreninde Göç Şarkıları


Akustik blues'ın en önemli gitaristi, vokalisti ve bestecisi Eric Bibb yeni albümünde göç şarkılarını bir araya getirmiş. New York doğumlu sanatçı, 1970'ten beri İsveç'te yaşıyor. Bu ikametgah değişimi onun seçimi ama göç Bibb'in ailesinden gelen bir miras. Dedesi de ülkesini terkedip, dünya görüşünün izini takip edecekti.
Eric Bibb'in babası bir tiyatro şarkıcısı, amcası da bir caz piyanistiydi. Yani maaile müzisyendi, tabiki eve gelen dostlar da. Bu dostlardan biri de Peter Seeger'miş. Amerikan folk müziğinin bu önemli ismini şimdi bir parantez açıp anlatmamızda fayda var, zira ilk anda bir anlam ifade etmeyebilir. Peter Seeger, ABD'nin 1950'lerde yaşadığı 'Cadı Avı'denilen Mc Carthy döneminde "Komünist" suçlamasıyla hedef yapılan bir folk şarkıcısı ve yıllarca yasaklanmış,yok sayılmış bir isimdi.

Eric Bibb'in ailesi Pete Seeger gibi "sakıncalı" biriyle dost olmakla kalsa iyi dedesi de siyahi bir "komünist" idi.
Eric Bibb'in dedesi bariton bir operacı ve oyuncu olan Paul Robeson'du. O da Pete Seeger gibi McCarthy soruşturmalarında sorgulanan bir isimdi. Robeson yaşam görüşü olarak sosyalizmi seçmiş, siyahi bir sanatçı ve eylemciydi. Yani 1950'lerin ABD'si için çifte kavrulmuş bir 'sakıncalı'ydı. (Meraklısı için not düşmemiz gerekirse Paul Robeson, en önemli şairimiz Nazım Hikmet'in de yakın arkadaşıydı ve ondan bahseden bir şiiri de vardır.) Durum böyle olunca da Robeson, Sovyet Rusya'ya göç edecekti. 
Çizim : Aptulika
aptulelcioglu@gmail.com
www.aptulika.com

Dedesi gibi Eric Bibb de gençlik yıllarında Sovyet Rusya'ya gidip, burada üniversite eğitimini  pisikoloji üzerine yapmış. Ardından da ABD'den iyice koparak 1970 yılından itibaren yaşamını Avrupa'da sürdürecekti. 
Eric Bibb, ülkesi ABD'den uzak kalmayı seçse de Amerikan müziğinin yaşayan en önemli temsilcilerinden biri. 
Akustik Blues'ın bu önemli temsilcisi 1972'den bu yana yirminin üzerinde albüm kaydetti. Sanatçı son albümü "Migration Blues"ta dedesi ve kendisin de başına gelen zorunlu yolculuk yani "Göç"ü konu edinmiş. 
15 şarkının yer aldığı albümde protest folk'un baş yapıtı "This Land is Your Land" tüyleri diken diken eden harika bir yorumla karşımıza çıkarken, Bob Dylan'ın yorumuyla 68'li yılların marşı haline gelen "Masters Of  War" Bibb'in albümünde bir kez daha günümüze ışık tutuyor. Bu iki şarkının yanısıra Eric Bibb'in özgün çalışmalarının da yer aldığı albümde "Delta Getaway", "Postcard From Booker", "Morning Train" gibi etkileyici çalışmalar öne çıkıyor. Kendi adıma çok sevdiğim "Brotherly Love""Four Years, No Rain" ile "La Vie C'est Comme Un Oignon" diğer dikkate değer işleri oluşturuken, "With A Dolla' In My Pocket" bir kovboy filmi tadında. 
Saf ve doğallığı tercih ettiğini üzerine basarak belirten Bibb, blues'ı akustik olarak yapmayı seviyor. Gitarı kendi çalarken banjoya ayrı bir sevgi duyduğunu saklamıyor. Yanısıra mandolin, armonika ve keman gibi enstrümanları da albümüne konuk müzisyenlerle katmış. Sanatçı yıllar yılı ülkesinden uzak yaşamasını da , "Şimdi İsveç'teyim ama aynı zamanda Fransa'dayım, İtalya'dayım, Rusya'dayım yani bütün dünya benim ülkem." sözleriyle açıklıyor. 
Akustik blues denince mutlaka bahsi geçmesi gereken isim hiç kuşku yoktur ki, Eric Bibb'dir. Arasıra bu durakta durup, kendimizi bu müziğe emanet etmemizde yarar vardır. 
Aptulika



4 Haziran 2017 Pazar

Roger Waters ile 25 yıl aradan sonra



 Roger Waters’ın, 25 yıllık uzun bir aradan sonra yepyeni solo rock albümü “Is This The Life We Really Want?” Sony Music etiketiyle yayınlandı.

 1992’de yayınlanan önceki solo albümü “Amused To Death” ile 1. Körfez Savaşı döneminde televizyonun yükselen gücünü ele alarak popüler kültür üzerine öngörülü bir çalışma sergileyen Roger Waters, yeni albümü “Is This The Life We Really Want?” ile modern dünyanın belirsizliğini korkusuzca yorumluyor. Albüm bu yönüyle, “Animals” ve “The Wall” gibi klasikleşmiş Pink Floyd albümlerinin de bir nevi ardılı olma niteliği kazanıyor.
             Prodüktörlüğünü Nigel Godrich’in (Radiohead, Paul McCartney, Beck, U2) üstlendiği “Is This The Life We Really Want?” albümünde Roger Waters’ın birbirinden etkileyici 12 yeni stüdyo performansı yer alıyor. Albümde, daha önce single olarak yayınlanan “Smell the Roses”, "Déjà Vu" ve "The Last Refugee”nin yanı sıra “When We Were Young”, “Broken Bones” ve “Wait for Her” şarkıları da dikkat çekiyor.
 (Tanıtım bülteninden)


“Roger Waters - The Last Refugee”


1 Haziran 2017 Perşembe

Blues Perişan Liste 50 (2 Haziran 2017) - 17. Hafta

ALBÜMLER




1- ROBIN TROWER - Time And Emotion ( 2 ) - 4






2- MONSTER MIKE WELCH and MIKE LEDBETTER 
- Right Place, Right Time (3) 6









3 - COCO MONTOYA
- Hard Truth  (4) 10




4 - TAJ MAHAL and KEB MO  - Taj Mo  ( 1 )  4
5 - SEAN CHAMBERS  - Trouble and Whiskey ( 5 ) - 7

6 -  CHRIS ROBINSON BROTHERHOOD - Betty's Self Rising Southern Blinds Vol.3 ( 6 ) 
7 - JANIVE MAGNESS  - Blue Again (8) 
8 - HEATH GREEN and MAKESHIFTERS - Heath Green and Makeshifters ( 10 ) - 3
 9 -  THE ALLMAN BROTHERS BAND - The Fox Box The Fox Theater 2004 ( - ) 1
10 - CHRIS BELL  - Baptized By The Blues ( 12 ) - 3
11 - JOHN NEMETH - Feelin' Freaky ( - ) 1
12 - ERIC BIBB  - Migration Blues  (7) - 9
13 -ROBERT  CRAY and HI RHYTHM  - Robert Cray and Hi Rhythm (15) 3
14 - SAMANTHA FISH - Chills and Fever  ( 19 ) - 10
15 - ROLLING STONES - Blue and Lonesome (9) - 17
16 - BUDDA POWER BLUES BAND and MARIA JOAO - The Blues (14) - 9
17- ELVIN BISHOP'S BIG FUN TRIO  - Elvin Bishop's Big Fun Trio (11) - 12 
18-  JOHN MAYALL - Talk About That (13) - 17
19-  ROGER WATERS  - Is This The Life We Really Want?  ( - ) - 1
20- TEDESCHI TRUCKS BAND  - Live From The Fox Oakland (22) - 9
21- DEEP PURPLE - Infinite  ( 23 ) - 8
22 - JOSHUA BATTEN - Searching For Answers ( 17 ) 5
23 - ROCKIN' JOHNNY BURGIN  - Neoprene Fedora   ( - ) - 1
24 - BENJAMIN BOOKER  - Witness (-) 
25 - PROCOL HARUM - Novum (18) - 3


PARÇALAR





1 - COCO MONTOYA - Old Habits Are Hard To Break (2) - 9









2 - THE ALLMAN BROTHERS BAND  - Ain't Wastin' Time (live 2004) (-)   1







3 - ROBIN TROWER - If You Believe In Me (7) 4



4 - SEAN CHAMBERS  - Be Careful with A Fool  (4) - 8
5 -  ERIC BIBB  - This Land is Your Land  (6) - 5
6 - MONSTER MIKE WELCH and MIKE LEDBETTER - I Can't Stop Baby (3) - 6
7 - TAJ MAHAL and KEB MO  - Shake Me In Your Arms  ( 5 ) - 4
8 - JOSHUA BATTEN    - Homemade Wine  ( 8 ) - 5
9 - JOHN MAYALL - The Devil Must Be Laughning (9) - 17
10 - ROBIN TROWER  - Returned In Kind  (1) 4
11- JOHN NEMETH  - You Really Do Want That (-) - 1
12 - ROBERT CRAY  -Aspen, Colorado ( 12 ) - 4
13 - HEATH GREEN and The MAKESHIFTERS - Ain't Got God ( - ) - 1
14 - ALICE JAYNE - One Good Reason  ( 13 ) -4
15 -  BUDDA POWER BLUES  and Maria Joao - I Lost A Friend (10) - 7  
16 - CHRIS BELL  - Elevator To Heaven (-) - 
17 - ROLLING STONES  - I Can't Quit You Baby (14 ) - 17
18 -  RICHIE KOTZEN - End of Earth (22) - 5
19 - MARCUS KING BAND - Rita Is Gone  (16) - 16
20 -  GREAT WHITE - This Is The Life (-) - 
21 -  COCO MONTOYA  - Lost In The Bottle (11) - 9
22 -  BREANNA BARBARA - Nothin' But Your Lovin (-) - 1
23 - ZOE SCHWARZ BLUE COMMOTION  - Broken (23) - 10
24 - DELBERT MC CLINTON - Doin' What You Do (20) - 17
25 -  CHRIS ANTONIK - I'd Burn It All Down (19) - 5

 Editoryal Listeyi 
bu blog'un yazarları
 oluşturuyor. 
Parentez içindekiler geçen haftaki durumu belirtir. 
(-) : listeye yeni girenler.
Parentezin yanındaki mavi renkli sayı: Listede kaç haftadır bulunduğunu belirtir
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...