4 Mayıs 2017 Perşembe

Erja Lyytinen'den "Çalınan Kalpler"


Finlandiya'dan bir kadın blues gitaristi: ERJA LYYTINEN 

Son dönemde kadın blues rock gitaristleri birbiri ardına geliyor. Ana Popovic'in albümünü ilk gördüğümde radyoda çalmak içinn koşturmuştum. Nedendir bilinmez kadın gitaristleri görünce hala şaşırırız. Hele 1970'li yılların rock sahnesinde kızlardan kurulu Runaways ve Suzi Quatro bir numune gibiydi. O kadar eskilere gitmemize gerek yok daha doksanlara kadar rock gruplarında hatun olursa hemen "kızlardan kurulu rock grubu" ibaresini koyardık. Eh bu ibarede de bir şaşırma söz konusuydu, ister istemez. Sanki ondokuzuncu yüzyılda kadınların bilimle uğraşması ile insanlığın ilk kez karşılaşması gibi ya da politikaya el atması gibi yeni bir hadiseydi. 

Daha şunun surasında yirmi yıl öncesi bile kadınlardan kurulu rock grubuna ya da kadın gitariste şaşırırırken, neredeyse yüzyıl öncesi blues müziğinde siyahi kadın gitaristler vardı. Bunlardan biri de 1915 doğumlu blues gitaristi ve şarkıcısı Sister Rosetta Tharpe'dı. Tharpe gitar çalan hem de 1950'lerde elektro gitar çalan bir kadındı. Ne gariptir biz hala kadın gitarist duyunca şaşırıyoruz. Sanırım bu kısa zaman sonra şaşırmadığımız bir hadise haline gelecek. 
Nisan ayında çıkardığı yeni albümüyle tanıdığım Erja Lyytinen de kadın blues gitaristlerinden biri. Onun şaşırtıcılığı kadın olmasından değil, blues müziğinde örneğine sıkca rastlamadığımız bir ülke olan Finlandiya'dan çıkan bir müzisyen olmasından kaynaklanıyordu.
1976, Kuopio doğumlu Finlandiyalı gitarist ve vokalist, 15 yaşında gitara başlamış. Küçük yaşlarda akranlarının tersine Aretha Franklin, Koko Taylor dinleyen Erja, gitarıyla Bonnie Raitt'i görünce gitar çalmakta iyiden iyiye karar kılmış. Tabi alışıldık durumda öykü şöyle devam eder, "İlk grubunu kuran Erja, Helsinki'nin rock barlarında sahneye çıkar." Ancak bu olay böyle gelişmemiş ve bizim Erja, Kupio Senior Müzik Okulu'nda eğitim almış, ardından da Kuopio Konservatuarı'nı takiben Helsinki'deki Sibelius Akademi'de müzik okuyarak, bu bölümü de mastır derecesinde tamamlamış. 
İlk albümünü 2002 yılında "Attention" adıyla çıkartan Erja Lyytinen, bugüne dek on stüdyo, iki de konser albümü çıkartmış. 2010 yılında Walter Truot'un Britanya turnesinde ön grup olarak sahneye çıkmasıyla Avrupa çapında bir tanınmışlık elde etmiş. 
Erja Lyytinen yeni stüdyo albümü "Stolen Hearts"ı 7 nisan 2017 tarihinde Tuohi Records etiketiyle çıkardı. Helsinki'deki Sonic Pump Stüdyoları'nda kaydedilen albümün prodüktörlüğünü Chris Kimsey üstlenmiş. Chris Kimsey ismini daha önceden Rolling Stones'ın "Sticky Fingers and Some Girls" albümünden de hatırlayacağız.
Fender Stratocaster gitar kullanan Erja Lyytinen, gitarın yanısıra vokaliyle de dikkat çektiği gibi iyi bir söz yazarı ve besteci. "Stolen Heart" albümündeki şarkıların sözleri de kimi zaman dünya ahvalini sorgulayıcı kimi zaman da aşk meşk ama bir öykü tadında sunuluyor. 






Çizgili deftere CHRIS ANTONIK albümü

Çizgi: Aptulika
 www.aptulika.com

Hükümdarlığın top atışları...CHRIS ANTONIK





Kanadalı gitarist ve vokalist Chris Antonik "Monark" albümünü çıkardı.











Gitaristlerin ego yükseklikleri bilinen bir durumdur. Kimileri kendi egolarına hakim olur ve dinleyici onların krallığını ilan eder kimi gitaristler de kral benim diye çıkar ama o ilan ettikleri hükümdarlık sarayının altında kalırlar.

Kanadalı gitarist Chris Antonik'in son albümünün ismine bakınca aklıma hemen yukarda yazdığım sözler geliverdi. Antonik daha 5 yıllık kariyer artı üçüncü albümde bu krallığı ilan ediyorsa vay haline dedimse de sonradan albümde yer alan "The Monarch and the Wrecking Ball" parçasının albüme isim babalığı yaptığını anlayınca rahatladım.

Torontolu blues rock gitaristi Chris Antonik, 2011 yılında Kanada'nın en iyi Blues sanatcısı olarak gösterilmiş. 2013 yılında çıkan ikinci albümü "Better For You" ile ülkesinde liste başarısı da yakalayan sanatçı, yeni çıkan "Monarch" albümüyle şimdi de dünya çapında bir kariyere adım atmaya çalışıyor.
11 parçanın yer aldığı albümde şarkıların besteleri Antonik'e ait olup, gitarın yanısıra vokali de üstleniyor. Chris Antonik'in gitarı için değil ama vokali için çok Bonamassa etkisini gördüğümü söyleyebilirim. Bunda da garipsenecek bir durum yok gibi çünkü son 10 yılın blues'taki damgası Joe Bonamassa olduğu su götürmez bir gerçek. Bu yüzden de onun etkisi sadece Chris Antonik'te değil, son dönemin bir çok isminde görülüyor, bu da gayet doğal.
Chris Antonik'in "Monarch" albümünde Kanadalı rock grubu Big Wreck'in davulcusu Chuck Keeping çalarken, bas gitarıyla Guenther Kapella eşlik etmiş. Antonik'in grubunda keyboardıyla tuşların ruhumuza yansımasını sağlayan Jesse O'Brien'i ayrıca vurgulamak doğru olur. Albümde nefesli enstrümanların katkısı da hatırı sayılır derecede.







3 Mayıs 2017 Çarşamba

Çizme'nin üstünde Blues



İtalyan Blues 
üçlüsü 
Bayou Side
 ikinci albümünü
 22 Nisan 2017
tarihinde 
çıkardı.



Bayou Side elemanlarına her ne kadar İtalyan desek de aklınıza hemen delişmen Akdenizli bir görüntü gelivermesin. Bu agalar İtalya'nın en kuzeyinde bir yer olan Bruneck'ten, yani Alman özellikleri daha ağır basıyor. Zaten Bruneck'te İtalyanca konuşan insan sayısı yüzde 15 düzeyince, asıl kullanılan dil Almanca ve nufusa oranı ise yüzde 83.
Bruneck'te 2010 yılında kurulan Bayou Side, köklere inen bir tavırda blues yapıyor. Tarzlarına Mississippi geleneğinden gelen Delta Blues diyebiliriz. Buna bir de Avrupa folk ve caz müziğini de eklersek grubun tavrı ortaya çıkıyor. Fırça bagetli davul vuruşları. kontrbas ve akustik gitarlı ilginç bir üçlü.
Grup ilk albümünü "All I Feel" adıyla 2013 yılında yapmış. Bu çalışmada daha çok kavırlardan oluşan parçalar yer alırken, 22 Nisan'da piyasaya çıkan ikinci albümleri "Unbound" da ise özgün besteleri yer alıyor.
Bruneckli üç elemandan kurulu Bayou Side'da gitar ve vokali üstlenen Hubert Dorigatti konservatuar kökenli bir müzisyen. Viyana ve Torento konservatuarlarında eğitim gören sanatçı köken olarak caz'dan geliyor, bir ara Bob Dylan Tribute Band ile çalışmalar yapmış. En son noktada da durağı blues olmuş.
Grubun kontrbascısı Klaus Telfser de konservatuarlı ve halen Sconla de Musica Engiadina Bassa'da öğretim görevlisi olarak dersler veriyor. Davulcu Peter Paul Hofmann grubun ritm ayağını oluşturuyor. Bayou Side'ın son albümünde konuk sanatçı olarak  Giulio Bouzet da armonikasıyla katılmış. 
Delta blues'ın köklerinde avrupa esintilerinde ve caz ağırlığında bir şeyler arıyorsanız Bayou Side ilginç bir durak diyebiliriz. 




Richie Kotzen Soul'u


Richie Kotzen bu ay yirmibirinci solo albümünü çıkardı. 
14 Nisan 2017'de çıkan bu çalışmanın ismi "Sailting Earth". 


"Mother Head's Family Reunion" albümünün CD'sini aldığım günü çok iyi hatırlarım. Bizim Penta Cenk'in (Ünnü) Beşiktaş'taki Pena müzik dükkanından almıştım, Richie Kotzen'in bu albümünü. Çıkış tarihi 1994'ü ama ben bu albümü doksanların sonunda alacaktım. Eve gelip, dinlediğimde de dönemin çöllüğünde bana ilaç gibi gelen bir müzikle karşılacak ve keyfim yerine gelecekti. O dönemlerde dinleyeceğim gruplar çok azalmıştı ve yeni hakim olan rock tarzlarından da pek haz etmiyordum. Dolayısıyla bu albüm moralimi düzeltmişti. 
Çizim : Aptulika
aptulelcioglu@gmail.com

Richie Kotzen ismini glam rock - hair metal grubu Poison'un gitaristi olarak bilirdim. Bu grubu pek sevmesem de Kotzen'i ayrı bir yere koyacaktım. "Mother Head's Family Reunion" da Kotzen'in Poison'dan ayrıldıktan sonra yaptığı bir solo albümdü. Bu çalışmayı o kadar çok sevmiştim ki albümün ismi sanki yetmişlerden kalma bir grup ismi havasını da veriyordu, ayrıca kapakta ispanyol paça pantolonuyla poz veren Richie Kotzen'in sağında ve solunda iki elemanın durması da umudumu arttırıyordu. Bu solodan sonra Mother Head's Femily Reunion grubu diye devam ederler (ya da etmişlerdir) diye heveslenecektim. Bu beklentim tabiki olmadı ve Kotzen gene solo albümlerine devam etti. O günden bu güne de  "Mother Head's Family Reunion" hep ayrıcalıklıdır ve Kotzen için hep referansım bu albüm olmuştur. Her Richie Kotzen albümü çıkışında aynı tadı bulmak için atılırım, sonra gene bu albüme dönerim. Ben artık o 1994 yılı "Mother Head's Family Reunion" albümüne tek albümlük bir grup muamelesi yapıyorum.
Richie Kotzen bu ay yirmibirinci solo albümünü çıkardı. 14 Nisan 2017'de çıkan bu çalışmanın ismi "Sailting Earth". Tabi ben bu albüme de büyük bir heyecanla atıldım ama bu sefer 1994'tekiyle bir yarışa sokmadığım için bir düş kırıklığı yaşamadım. "Sailting Earth"ün bende bıraktığı ilk intiba, yoğun bir rhythm and blues, soul etkisinin hakimiyetiydi. Bir Whitesnake havası ve tabi David Coverdale'in Deep Purple'a girdiği dönemdeki etki gibi bir şeydi bu. Richie Kotzen'i Poison'la tanımış olsak da merakları arasında caz rock ve soul tarzları da vardır. O efsanevi "Mother Head's Family Reunion" çalışmasında yer alan soul grubu Four Tops'un "Reach Out I'll Be There" isimli klasiğinin Kotzen yorumu yer alır ki, orada bu parçayı hard'n heavy boyutunda dinlemenin verdiği tad anlatılamaz. Orada da Kotzen'in soul'a merakını görebiliriz. 
"Sailting Earth" albümünden önce Kotzen'i 2012'de Dream Theater'in davulcusu Mike Portnoy ve basgitar virtiözü Billy Sheehan ile birlikte kurduğu "Super Group" The Winery Dogs ile görmüştük. Onlarla yaptığı iki albümden sonra şimdilerde Richie Kotzen solo projeleriyle yoluna devam ediyor. "Sailting Earth" gitaristin dünyasını samimiyetle açtığı bir albüm. Poison günlerini ya da benim gibi "Mother Head's..." etkisini arayanlar için çok beklentilere cevap vermeyebilir ama kendi halinde ve soul etkisi güzel diyebiliriz. Ben kendi adıma vokale kulağımı vererek daha bir keyif alıyorum. 
Aptulika


28 Nisan 2017 Cuma

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 44

İki ay önce piyasaya çıkan bu kitap, Bünyamin Bozkuş’un öykülerinden oluşuyor. “Cennetin Kenar Mahallesi” adındaki bu kitapta 11 öykü yer alıyor. Bozkuş, öykülerinde İstanbul’un Galata semtini insanlarıyla anlatıyor. 
'Bünyamin Bozkuş, ilk kitabı "Cennetin Kenar Mahallesi"nde yepyeni öykü kişileri ile tanıştırıyor bizi. Galata'nın yüzlerce yıllık sokaklarında göçmeninden yoksuluna, esnafından evsizine, sanatçısından yalnızına, delisinden zenginine; tüm ötekiler aynı mekanda. Galata'nın değişmeden önceki zamanlarında geçen öyküler, hem birlikte yaşayan hem de uzlaşamayan insanların hayatlarına eğiliyor.'



Bünyamin Bozkuş
“Cennetin Kenar Mahallesi”
(Alakarga Yayınevi)


Etrafa bakınca ülkemizde yayıncılık adına olağanüstü durumlar yaşandığını sanırsınız. Verilere bakıldığında bizim ülkede kitap okuma oranının düşüklüğü had safhadadır ama görüntüye baktığınızda sanki öyle değilmiş gibi bir durum var. Gazetelerde kitap ekleri  birbiri ardına, devasa alışveriş merkezlerinde kitaplar dizi dizi. Bazı yazarlara baktığınızda bir kitabın ilk baskısı anında 100 bin ile başlıyor. Her yerde kitap fuarı ve kuyruk kuyruğa imza günleri. Yahu yoksa kitap okunmuyor lafları bir maval mı? Yoksa bu da bizi kıskanan Avrupa’nın bir oyunu mu?
Bütün bunlar tabi ki ayın görünen yüzü. Parlatılan sadece bir iki best seller üzerine kurulu bir düzen. Onların da yüzbinden başlayan satışları bir, iki yıl sonra ikinci el dükkanlarında 5 kuruş bile  etmiyor.
Kendi adıma açıkcası son yıllarda yeni bir romancı ya da öykücü okumadım. Benim önyargımdan da olabilir ama neye el attıysam itici bir elektrik hasıl oldu. O dükkanlara girdiğimde gözüme doğru sokuşturulan kitaplardan hiç birine ilgi duyamadım. Kimi zaman da aradığım yeni çıkan kitabı not edip gittiğimde o devasa dükkanlarda bulmak için iğneyle kuyu kazıyordum. Hep best seller öneriliyor, yeni sürprizlere kepenk kapatılıyordu.
Evet ülkemizde kitap okunmuyor, bu doğru ama ben artık yayıncılarında okur yazar olmadığına inanmaya başladım. Edebiyat ödül jurileri okumuyor, kitap eki çıkaran gazete yazarları da öyle. Kimbilir belki şu anda kaç kaliteli romancı, öykücü yok olup gidiyor. Onları tartacak bir terazi olduğunu sanmıyorum. Yayıncılar da zor durumda biliyorum ama son 20 yıldır (hem de daha deniz bitmemişken) best seller dışında hiç bir şeye değer vermediler. Şimdi deniz bitti, galiba best seller da kurtarmıyor. Hadi gelin o zaman kaliteyi keşfe davet edeyim sizi. Biraz geç ama denemeye değer.
Bana kızacaklarını biliyorum ama kızsınlar umrumda bile değil. Onlar ne halt ederlerse etsinler ben iyi edebiyat ürününü arayan biriyim. İnadına iyinin, kalitelinin ve içten olanın desteklenmesini isterim. Tanınmışlık, çok satışın yanına yeni olanın keşfi de eklenmeli. Ben onların devasa alışveriş merkezlerinde deli gibi iğneyle kuyu kazıp, yeni keşifleri bulacağım. Kim okur kim duyar bilmem kendimce buradan önereceğim.

 Yazarımızın ismi Bünyamin Bozkuş, daha önce duymadığınıza eminim, kitabının ismi “Cennetin Kenar Mahallesi” onu da duymamışsınızdır. Yazıya eşlik eden görseldeki kitabın kapağı da bir yerlerde gözünüze karınca büyüklüğü kadar çarpmamıştır. Çünkü bu kitabın çıktığına dair en ufak puntodan da olsa “Bunlar da yeni çıktı” gibisinden bir yazı okuduğunuz gazetenin kitap ekinde çıkmamıştır. Gezindiğiniz AVM’lerdeki kitapçılarda onu bulabilmeniz Kristof Kolomb’un Amerikayı keşfetmesinden daha zor gibidir.
İki ay önce piyasaya çıkan bu kitap, Bünyamin Bozkuş’un öykülerinden oluşuyor. “Cennetin Kenar Mahallesi” adınmdaki bu kitapta 11 öykü yer alıyor. Bozkuş, öykülerinde İstanbul’un Galata semtini insanlarıyla anlatıyor. Aslında her şey Galata Kulesinin çevresine bir daire çekin o kadarcık alandan bir semti ve insanlarını geniş ve rengarenk atmosferiyle bizlere sunuyor. Öykülerde kimi zaman bir kuş oluyor ve kanatlarında uçarak çemberi genişletip, Karaköy’e inip vapur telaşında geziniyorsunuz kimi zaman da Haliç’in balıkçı barınaklarında geziniyorsunuz. Bazen anlatıcı mekanı sokak olan bir insanın kafasındaki bir bit oluveriyor. Yalnız, kimsesiz, kaybetmiş, perişan, zengin, güngörmüş, sanatçı, balıkçı, usta, çırak, bakkal kısaca bir dizi Galata insanıyla bir öyküden bir öyküye yolculuk.
Kitaptaki öykülerden biri olan "Perişan Rıfkı"'dan kısa bir bölümü not almışım, onu sizinle paylaşayım:
“Devir döndü, Galata’da yaşayanlar kovuldu, apartmanlar boşaldı: o çatılarda kimsesizler, berduşlar, kaçaklar barındı. Devir bir kez daha döndü, mermer küvetler amele kuvveti ile indirilip Çukurcuma’daki uyanıklara yok pahasına satıldı. Daracık çatı katları, çamaşır terasları ile birlikte ressam, yazar, şair milletinin dünya ile geçimsiz olan bir kısmına kiraya verildi.”
Nasıl… Neredeyse bir tarihçinin kalın kalın kitaplarda anlatamayacağını bir çırpıda sunmamış mı? Edebiyat işte böyle bir şey. Yalınlıkla insanı takip ederek sunan bir belge.
"Perişan Rıfkı" öyküsünden biraz daha bahsetmek isterim. Galata’da bir çatı katında Hilmi Bey ile başlayan öykü, kedisi Avni’nin pencereden Torbacı Musaf’ın güvercini Perişan Rıfkı’ya takılmasıyla devam ediyor. Buradan Perişan Rıfkı’nın bir kediden önce Musaf’ın bir arkadaşının adı olduğunu öğrenip, onun öyküsüne dühul ediveriyoruz. Bir sarmal halinde öyküden öyküye, karekterlerden karektere geçiyoruz.
"Hayalet" adlı öyküde uyumsuz bir ressam anlatılırken, onun kimseyle konuşup, muhabbet etmemesi, “Dünyanın bu henüz tamamlanmamış tablo hali onun insanlarla oturup muhabbet etmesine engeldi.” sözleriyle vurgulanıyor.

Bünyamin Bozkuş’un “Cennetin Kenar Mahallesi” isimli öykü kitabında sokakta yürürken gördüğümüz ama farketmediğimiz sokak insanı Mahir’den , denizkızlarına, martılara, Osmanlı’dan kalan konağın son bekçisi Mestan’a kadar  geniş bir yolculuk. Kimi zaman önemsemediğimiz bir pencerenin gerisinde karaltı şeklinde görünen bir aşk ya da eski bir binanın üzerindeki yaprak rölyefi bir büyük öyküye dönüşebiliyor.

APTULİKA

27 Nisan 2017 Perşembe

Blues Perişan Liste 30 (28 Nisan 2017) - 12. Hafta

ALBÜMLER




1- COCO MONTOYA  - Hard Truth ( 1 ) - 5





2- ERIC BIBB  - Migration Blues  (7) - 4





3 - SEAN CHAMBERS  - Trouble and Whiskey ( 8 ) - 2




4 - MONSTER MIKE WELCH and MIKE LEDBETTER - Right Place, Right Time (-) 1
5 - ROLLING STONES - Blue and Lonesome (3) - 12
 6 - TEDESCHI TRUCKS BAND  - Live From The Fox Oakland (2) - 4
7 - JULIAN SAS   - Feelin' Alive (4) - 6
8 - BUDDA POWER BLUES BAND and MARIA JOAD - The Blues (10) - 4
9 - DEEP PURPLE - Infinite  ( 6 ) - 3
10 - JOHN MAYALL - Talk About That (5) - 12 

11 - ERJA LYYTINEN  - Stolen Hearts  (11) - 2
12 - CHRIS ANTONIK - Monarch (12 ) - 2
13 - SAMANTHA FISH - Chills and Fever  ( 13 ) - 5
14 -ELVIN BISHOP'S BIG FUN TRIO  - Elvin Bishop's Big Fun Trio ( -) - 
15 - BETH HART - Fire On The Floor (15) - 10







PARÇALAR





1 - MARCUS KING BAND - Rita Is Gone  (1) 11






2 - JOHN MAYALL - The Devil Must Be Laughning (4) - 12




3 - COCO MONTOYA  - Lost In The Bottle (3) - 4


4 - ZOE SCHWARZ BLUE COMMOTION  - Broken (2) - 5
5 - JULIAN SAS - High and Low (5) -  7
6 - ROLLING STONES  - I Can't Quit You Baby (6) - 12
7 - BETH HART  - Fatman (14) - 11
8 - COCO MONTOYA - Old Habits Are Hard To Break (13) - 4
 9 -  BUDDA POWER BLUES  and Maria Joao - I Lost A Friend (12) - 2
10 -SEAN CHAMBERS  - Be Careful with A Fool  (13) - 2
11- DELBERT MC CLINTON - Doin' What You Do (11) - 12
12 - DAVY KNOWLES  - What In The World  (9) - 7
13 - MONSTER MIKE WELCH and MIKE LEDBETTER - I Can't Stop Baby ( - ) - 1

14 - BEGGARS BLUE  - Satisfied Man  ( - ) - 1
15 - BLUES IMAGE - Pay My Dues (7 ) 3



 Editoryal Listeyi 
bu blog'un yazarları
 oluşturuyor. 
Parentez içindekiler geçen haftaki durumu belirtir. 
(-) : listeye yeni girenler.
Parentezin yanındaki mavi renkli sayı: Listede kaç haftadır bulunduğunu belirtir
  
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...