7 Mart 2017 Salı

The Wall filminin çizimlerini almak ister misiniz?


Nasıl  da acımasız bir 
başlık attım yazıya. 
Sanki bende 
varmış da isteyene 
gönderecek mişim gibi.
O filmdeki çizimleri 
kim istemez ki? 

1982'de çekilen 
Pink Floyd'un "The Wall" albümünün filminde 
yer alan animasyonlarındaki çizimlerin orijinalleri bu yılın Temmuz ayında San Fransisko'daki bir sanat galerisinde sergilenerek, 
satışa sunulacakmış. 





Pink Floyd'un "The Wall"ı bir rock albümü olmasının çok ötesine geçecekti. O güne kadar rock grupları konserleriyle efsaneleşirken, The Wall'dan sonra bu bir gösteri sanatına dönüşecekti. Bu albüm sadece konserlerle yetinemezdi ve bir sinema filmine de dönüşecekti. Hakkını yemeyelim , yetmişlerde The Who grubu "Tommy" isimli rock operasının filme çekilmesiyle bu işi daha önce yapmıştı ama "The Wall" bu işi daha da büyütecekti.
Gerald Scarfe

Seksenlerin başında quadrofonik ses sistemiyle izlediğim o "The Wall" filminde hepimizin dikkatini çeken ve aklımıza kazınan şey animasyonlarıydı. Bu filmde o çizimleri yapan Gerald Scarfe isimli bir sanatçıydı.

Pink Floyd'un The Wall filminde yer alan animasyonların orijinal çizimleri bu Temmuz ayında San Fransisko'da bir sanat galerisinde sergilendikten sonra satışa çıkartılacak. 
Gerald Scarfe'nin filml için yaptığı hafızalara yer eden çığlık, kelebek, öğretmen ve uçan domuz çizimlerinin de yer aldığı 50 küsur çalışmanın yanısıra story board ve afiş orijinalleri de satışa sunulacakmış.

Temmuz ayında satışa çıkacak bu işleri aşağıdaki linkten görebilirsiniz.

http://www.sfae.com/announcements/2017/the_wall/index.html



The Wall çizimlerini Gerald Scarfe'den dinleyelim
Scearfe gruptan Roger Waters ile yakın arkadaştı. Roger Waters filmin içinde animasyonların da olmasını ister ve Scarfe'ye öneri getirir. Scarfe o çalışmayı şöyle anlatıyordu o yıllarda yapılan bir röportajda,

 "Herşeyden önce Pink'in nasıl biri olacağına karar vermem gerekiyordu. Onu cenin gib, karidese benzeyen küçük biri olarak hayal ettim - tamamen savunmasız bir figür gibi çünkü hikaye insanların bizi incitmesinden korktuğumuz için bir duvarın arkasına saklandığımızı anlatıyordu. Karısını, çarpınca sokabilecek bir yılan gibi tasarladım - Roger'ın eski karısını tanımadığımdan bu figürün onunla ilgisi yoktu. Öğretmen, az çok kendi tanıdığım bir öğretmene benzemişti. Annesi, eski moda, 50 yaşlarında, zamanla duvara dönüşen teskin edici ama güçlü kollara sahip bir kadındı. Çekiçleri ise, çok acımasızsız, düşüncesiz , durdurulamayan ve yola gelmeyen bir şey ararken buldum. Onları asker gibi yürütme fikri de buradan aklıma geldi. 

Filmin komik yanları olduğunu düşünüyorum. Hikaye baştan sona kasvetliydi aslında. En sevdiğim animasyonlardan biri "Goodbye Blue Skies'dır. Benim için bu parça İkinci Dünya Savaşı'na ve onun acısına yazılmış bir ilahi gibidir. Savaş sırasında küçük bir çocuktum, bombaların ve gaz maskelerinin ne anlama geldiğini bilirim. Gaz maskesi takmak korkutucu olduğundan ve insanı daralttığından , çocuklar için miki fare şeklinde maskeler yapılmıştı. Kafaları gaz maskesini andıran ve hava saldırılarından sığınaklara koşusan yaratıklar tasarımladım. Animasyon, küçük Disney tavsancıklarının koşuşturması anlamına gelmek zorunda değildi. Çizgi film sınırsızlıktır, gerçeküstücüdür. 
Çizgi film çekmek çok zaman alan bir iştir, benim de bir yıldan fazla zamanımı aldı. Pink Floyd'ın tüm elemanları işin üstesinden gelebilmem için hep benim yanımdalardı ve çok destek oldular."

(Pink Floyd - Stüdyo İmge yayınlarından çıkan Necmiye Uçansoy'un hazırladığı kitaptan alıntı.)



The Wall filminden unutulmaz bir 
Gerald Scarfe animasyonu

6 Mart 2017 Pazartesi

JOHN WETTON'un anısına Steve Howe. Asia'ya dönüyor


Progresif rock'ın süper grubu Asia'nın kuruluşunda yer alan gitarist Steve Howe, arkadaşı John Wetton'un anısına tekrar geri dönüyor. 

Bu yılın başında Asia grubunun bas gitaristi John Wetton'u 67 yaşındayken kanserden kaybetmiştik. Grup arkadaşları Wetton için bir dizi anma konseri için kolları sıvadı. Bu haberi alan grubun kurucu gitaristi Steve Howe da geri dönecekti. Böylece davulda Carl Palmer, keyboardda Geoff Downes ve gitarda Steve Howe ile Asia'nın ilk ve efsanevi kadrosu tekrar biraraya gelerek, bas gitaristleri için konsere çıkacaklar.
Kasım ayında gerçekleşecek John Wetton'u anma konserlerine Asia'nın yanısıra Foreigner ve John Parr da katılacak.

Konserler ise şu şekilde sıralanıyor,
26 Kasım 2017 - Wolverhampton, Civil Hall
27 Kasım 2017 - Londra, Royal Albert Hall
29 Kasım 2017 - Glasgow, Clyde Auditorium
30 Kasım 2017 - Manchester, O2 Apollo

Beth Hart Mayıs'ta İstanbul'da


Blues gitaristi Joe Bonamassa ile yaptığı ortak çalışmalarla tanıdığımız Beth Hart, 10 Mayıs’ta İstanbul’a konser vermeye gelecek. 






Los Angeles’taki kulüplerdeki performanslarıyla müzik kariyerinin ilk adımlarını atan Beth Hart, Ed McMahon'un Star Search yarışmasının Kadın Vokal dalında birinci olarak dikkatleri üzerine çekti. Bu başarının ardından, 1993 yılında Beth Hart and the Ocean of Souls kaydedildi. Kayıt, Hart’ın ilk resmi solo albümü Immortal’da da yer alan Am I the One isimli şarkıyı ve The Beatles cover’ı Lucy in the Sky with Diamonds’ı içeriyordu.

1999 yılında yayınlanan Screamin' for My Supper isimli albüm, Beth Hart’ın esas çıkışını yapmasını sağladı. Beverly Hills, 90210’in son sezonunda da çalan ve müzik listelerinde zirveye yükselen LA Song (Out of This Town) bu albümde yer alıyordu.

2003 yılında yayınlanan Leave The Light On, bir önceki albümün başarısını sürdürerek satış rakamıyla platinyum plak ödülünü aldı. Learning To Live isimli şarkı, NBC’de yayınlanan Losing It With Jillian’ın tema şarkısı olarak kullanıldı.

Led Zeppelin klasiği Whole Lotta Love’ın cover’ını da içeren ilk Beth Hart konser albümü Live at Paradiso ise 2005’te yayınlandı. Hem DVD hem de CD formatında yayınlanan kayıt, Hart’ın güçlü canlı performansının aynası niteliğindeydi.

Aynı isimli şarkısı, ünlü dizi Californication’ın 6. sezon finalindeki son sahnede kullanılan My California, 2010 yılında yayınlandı. Albümde yer alan Take It Easy on Me, BBC dizisi Waterloo Road’da kullanıldı.

Hart, blues gitaristi Joe Bonamassa’yla ilk işbirliği olan ve blues klasiklerinin yorumlarının yer aldığı Don't Explain’i 2011’de yayınladı. Bu albümü, Grammy’ye aday olan, yapımcılığını Kevin Shirley’nin üstlendiği Seesaw isimli işbirliği izledi. İkili, Live in Amsterdam isimli canlı albümlerini 2014’te yayınladı.

iTunes ve Billboard’un blues listelerinde zirveye çıkan Mechanical Heart single’ını barındıran 7. Beth Hart albümü Better Than Home, 2015’te yayınlandı. Şarkıcı, Tell Her You Belong To Me isimli şarkısını ünlü sunucu ve müzisyen Jools Holland’ın BBC’de yayınlanan geleneksel yıl sonu programı Jools' Annual Hootenanny’de seslendirdi.

Sanatçı, son olarak Fire on the Floor isimli solo albümünü geçtiğimiz yıl içerisinde yayınladı.

Beth Hart, Bananas isimli albümde yer alan Haunted isimli şarkıdaki varlığıyla Deep Purple tarihinde geri vokal yapan tek isim olma özelliğine de sahip. Sanatçı, Guns’n’Roses gitaristi Slash’in kendi ismini taşıyan solo albümündeki Mother Maria’da konuk sanatçı olarak yer aldı. Ünlü müzisyen Jeff Beck’le defalarca turneye çıktı.Beth Hart, “Love, Janis” isimli off-Broadway müzikalinde başroldeydi. 2015 tarihli belgesel film Unity'de de anlatıcılardan biri olarak kadroda yer aldı.

Beth Hart; piyano, gitar, çello, bas gitar ve perküsyon kullanımındaki ustalığıyla aynı zamanda bir multi-enstrümantalist olarak tanımlanıyor.

ABD’li caz, soul ve blues şarkıcısı; müzisyen ve şarkı yazarı Beth Hart, 3-12 Mayıs tarihleri arasında ilk kez gerçekleştirilecek Zorlu PSM Caz Festivali kapsamında 10 Mayıs’ta sahne alacak.

(konser tanıtım bülteninden)

5 Mart 2017 Pazar

Haftanın Tavsiyeleri 6 Mart 2017

Haftanın Tavsiyeleri köşesini cuma günleri yayınlıyorduk ama bu hafta biraz geciktik, kusura bakmayın.




HATIRLANILASI GİTARİST


Yeni keşiflerin peşine düştüğümüz yeni çıkan grup ve sanatçılara yer verdiğimiz bu bölümün adına "Çiçeği Burnunda" diyorduk. Bu hafta aklımıza bir anda Dan Patlansky geldi. Evet genç bir blues gitaristi ama biz onu 2014 yılında tanımıştık. O yılın 23 Ekim'inde İstanbul'a gelip konser vermişti. Bizde onu yeniden hatırlatalım dedik. Dünya için böyle bir şeye gerek yok çünkü  Patlansky şu anda yeni albümünün tanıtım konserleri için üç ay sürecek bir Avrupa turnesine çıkmaya hazırlanıyor. 
Dan Patlansky, Güney Afrika'lı bir blues gitaristi. Stevie Ray Vaughan'ın izinden giden giden sanatçı,  gitaristliğinin yanında sesinin puslu havasıyla da dikkatleri çekiyor. Geçtiğimiz yıl "Introvertigo" isimli yeni albümünü çıkartan sanatçı, şu anda Güney Afrika konserlerini sürdürüyor. Patlansky, 15 Nisan 2017'den itibaren de uzun bir Avrupa turnesine çıkacak. 
 






EDİNİLESİ ALBÜM

ROBBY KRIEGER – In Session

Blues Perişan blog yazarı Geronimo için The Doors vazgeçilmez bir gruptur. Rock tarihinin bu önemli grubunu ben de severim ama onların plaklarını dinlerken grubun efsane vokalisti Jim Morrison'dan daha çok iki elemana kulağım kabarır. Bu iki elemandan ilk sırada olanı grubun klavyeli çalgılar ustası Ray Manzarek'tir ki dinlerken ister istemez kulağım ona gider.  İkinci eleman ise The Doors'un gitaristi Robby Krigeer'dir. Sanatçı, The Doors'a katılmadan önce bir flamenko gitaristiydi. Belki de bu geniş vizyonu sebebiyle The Doors rock tarihi içinde "algı kapılarımızı açan" ayrıcalıklı bir grup olacaktı.  
Bu yıl 71 yaşına giren Robby Krieger yeni çıkan albümü "In Session" ile karşımızda. Rock tarihinin önemli parçalarını muhteşem konuklarla seslendirmiş. Beatles, Supertramp, Pink Floyd gibi grupların parçalarından seçtiklerini seslendiren Krieger'e albümde  Hawkwind'den Nik Turner, Asia'nın geçen yıl kaybettiğimiz basçısı John Wetton, Styx'den Tommy Shaw, Start Trek'den  William Shatner gibi birçok isim konuk olmuş.  
Hani böyle albümler eski anıları canlandırsın diye dinlenilir ama Robby Krieger, bu bildiğimiz parçalara yorum katarken yanısıra hissiyatından da ruh vermiş. Hem Geronimo hem de ben perşembe gününden beri bu albümü dinliyoruz. Tavsiye olunur. 






HAFTANIN KİTABI


Zamanın Ruhu Yalanlar, Yalanlara İnananlar ve Ütopyalar 
 Halit Kakınç
(Asi Kitap)


 Kitabın çıkışına vesile olan aynı isimli bir belgesel film. Belgeselin adı Zeitgeist ve ilk bölümü 2006 yılında yayınlanmıştı. Bu belgesel gayet tabi ki hiç bir TV kanalında yer bulamazdı, o sebeple de internet üzerinden yayınlanmıştı. Alman yapımı bu belgeselin Türkçe meali  ‘Zamanın Ruhu'ydu ve belgesel,dünya üzerinde doğru bildiğimiz pek çok şeyin aslında yanlış olduğunu, sarsıcı bir dille anlatıyordu. İzlediğinizde midenize yumruk yemiş gibi hissediyordunuz. Film kısa sürede çılgınlığa dönüştü ve tüm dünyada 100 milyondan fazla insan internetten izledi. “İnsanlığın kurtuluşu bu belgeselde!” diyen on binlerce insan filmde anlatılan gerçekleri sorgulamaya başladılar.
Bir belgesel filmle başlayan akım, aslında çok temel bir ekonomik önermede bulunuyordu.İktisatın en temel önermesi olan “ihtiyaçlar sınırsız, kaynaklar sınırlı” denklemine bir cevap olarak kaynak bazlı ekonomiyle tüm insanlık refaha ulaşabilir teklifinde bulunuyordu.
Peki gerçekten de böyle bir modelle çıkış mümkün mü?
İnsanlık, mevcut kaynaklar üzerinden doğru bir planlama ve eşit dağıtım yaparak yoksulluğun, açlığın ve adaletsizliğin önüne geçebilir mi?
Sadece ekonomide değil ulaşımda , barınmada, sağlıkta tek merkezden yapılacak bir planlama insanlığın büyük derdine çare olabilir mi?
Halit Kakınç “Zamanın Ruhu”nda sorguluyor…
İnsanlık için yeni bir ‘çıkış' mümkün mü?
Yukarda kitabın tanıtım bülteninden alıntıladığımız bölümlerden sonra kitabın yazarı Halit Kakınç'ın konuk olduğu televizyon programını izlediğimde içimden, "İşte bu kitap mutlaka önerilmeli" diyecektim. Kakınç'ın o programdaki konuşmasında ütopyaların bitirildiği bir dünya üzerinde olduğumuz ama ütopyalara ihtiyacımız olduğu vurgulanacaktı.  Ütopyasız yapamayanların dikkatine fena halde sunulur. 






2 Mart 2017 Perşembe

Blues Perişan 30 Liste - 3 Mart 2017


 Editoryal Listeyi 
bu blog'un yazarları
 olan Aptulika ve 
Geronimo Yalnızkartal 
oluşturuyor. 
Parentez içindekiler geçen haftaki durumu belirtir. 
(-) : listeye yeni girenler.
Parentezin yanındaki mavi renkli sayı: Listede kaç haftadır bulunduğunu belirtir






ALBÜMLER





1- ROLLING STONES - Blue and Lonesome (2) - 4



2- JOHN MAYALL  - Talk About That (1) - 4



3 - MARCUS KING BAND - Marcus King Band (3) - 3


4 - BETH HART - Fire On The Floor (12)- 2
5 - DELBERT MC CLINTON - Prick Of The Litter (7) - 4
6 - WALTER TROUT - Alive In Amsterdam (6) - 4
7 - ELVIN BISHOP BIG FUN TRIO - Elvin Bishop Big Fun Trio (10) - 2
8 - AMERICAN REBEL SOUL - American Rebel Soul (5) - 4
9 - ROBBIE KRIEGER  - In Session (-) - 1
10 - QUINN SULLIVAN - Midnight Highway (13) - 3
11 - BLACK JOE LEWIS - Black Lash  (-) - 1
12 - OTIS TAYLOR - Fantasizing About Being Black ( - ) - 1
13 - ELIZA NEALS - 10.000 Feet Below (-) - 1
14 - THE GLENN MARAIS BAND - The Mojo Train (14) - 4
15 - STEVE HACKETT and DJABE - Summer Storms ( -) - 1




PARÇALAR





1 - JOHN MAYALL - The Devil Must Be Laughning (1) - 4




2 - ROLLING STONES - I Can't Quit You Baby (2) - 3




3 - MARCUS KING BAND - Rita Is Gone  (6) - 3



4 - DELBERT MC CLINTON - Doin' What You Do (8) - 4
5 - BETH HART  - Fatman (3) - 3
6 - ROLLING STONES - Blue And Lonesome (5) - 4
7 - BLACK JOE LEWIS - PTP (-) - 1
8 - AMERICAN REBEL SOUL - Revival (7) - 4
9 - QUINN SULLIVAN - Midnight Highway (10) - 3
10 - STEVE HACKETT and DJABE  - Last Train In To Istanbul (-) - 1
11 - BLUE STONE - Get Yourself A Haircut (9) - 4
12 - DEEP PURPLE - Paradise Bar (13) - 4
13 - DAN PATLANSKY  - Come and Play (-) - 1
14 - BLINDSIDE BLUES BAND - Journey To The Stars (11) - 3
15 - ROSSINGTON - Shame On Me (12) - 4


 Bu liste  şartlara göre  mümkünse her cuma akşamı 22:00  ya da pazar  22:00'de  Rakınroll fm internet radyosunda çalınır.  Programı aşağıdaki linkten verilen saatlerde dinleyebilirsiniz.

https://www.facebook.com/groups/291467814569528/



1 Mart 2017 Çarşamba

76 yaşında Delbert McClinton'dan huzur verici bir albüm


1962'den beri blues sahnesinde olan Delbert McClinton, 76 yaşında muhteşem bir albümle geldi.  McClinton beyaz blues’un usta bir vokalisti ama aynı zamanda iyi bir besteci, gitarist, piyanist ve de armonikacı. Bugünlerde çıkan albümü “Prick of the Litter”a baktığımızda da onun enstrüman zenginliğinin yanısıra blues ile caz tadının buluşmasına vakıf oluyoruz. Parçaları dinlerken 70’lerin plaklarının bugünün hissiyatında buluşması, dinleme keyfini tatlı bir ders niteliğine büründürüyor.

Delbert McClinton  
"Prick of the Litter"

 Delbert McClinton 76 yaşında hala güçlülüğünü kanıtlayan bir albümle bizlerle.   1962 yılından beri Amerikan rock ve elektrik blues sahnesinde olan sanatçı, 1972 yılından sonra yaptığı çalışmalarla dönemin listelerine girmiş, yüksek plak satışları elde etmişti. İlerleyen zaman içinde de müzikten hiç kopmadan, derinden ve sessizce bugünlere kadar geldi. 
McClinton beyaz blues’un usta bir vokalisti ama aynı zamanda iyi bir besteci, gitarist, piyanist ve de armonikacı. Bugünlerde çıkan albümü “Prick of the Litter”a baktığımızda da onun enstrüman zenginliğinin yanısıra blues ile caz tadının buluşmasına vakıf oluyoruz. Parçaları dinlerken 1970’lerin plaklarının bugünün hissiyatında buluşması, dinleme keyfini tatlı bir ders niteliğine büründürüyor.
“Prick of the Litter” albümünde Delbert McClinton, grubu “The Self – Made Men” ile çalışmış.  Piyano tuşlarına vuruşuyla caz etkisi veren piyanist  Kevin McKendree, Buddy Guy olmak üzere bir çok usta ismin albümünde çalmış olan elektro gitarist Bob Britt, bas gitarist Michael Joyce, Tina Turner ve Joe Cocker gibi isimlerle çalışmış olan baterist Jack Bruno,  The Self – Made Men grubunun kadrosunu oluşturuyor. Bu ekibin yanısıra trombone, saksofon, trompet’ten oluşan bir kadro da yer almakta. Delbert McClinton’un “Prick of the Litter” albümünde vokalleriyle Lou Ann Barton, davuluyla Mike Clark ve gitarıyla da Jimmy Vaughan’ın konuk olduğunu görüyoruz.
Albümün ilk single’ı diyebileceğimiz şarkısı “ Like Lovin’ Used to Be” yumuşak tonda akan bir parça ve ilk dikkatimizi çeken şey, caz formunda akan piyano. Saksafonun soloları, geri vokallerin kurduğu etki, davulun fırça baget tadındaki zil ritmi ile harika bir etki ortaya konuluyor. 70’lerin ortamına döndüğümüz “Doin’ What You Do” da ise ilk dikkatimizi çeken B-3 Rhodes orguyla Mckendree’in devamlı arkadan derinlikli akışını takiben Bob Britt’in kesik kesik gitarı ve sona doğru McClinton’un harika armonika çalışı bizi alıp götürüyor. Albümün açılış parçası olan “Don’ Do It” ise tam anlamıyla New Orleans orkestralarının etkisinde blues ziyafeti.  Jimmy Vaughan’ın  konuk olduğu “Skip Chaser”,  nefeslilerin R&B ile swing gidişinde gitarın etkisinin arttığı bir rock parçası halini alıyor.
Soul tarzında gene 70’leri (özellikle de vokaliyle) hatırlatan “Middle of Nowhere”, Amstrong vari trompetle açılan “Jones for You” albümün diğer güzel şarkılarından. Aslında albümün tabi ki boşu yok ama albümden ne beklediğinizi bilirseniz sonuç daha iyi oluyor. Diyelim caz kokusu ile birlikte elektrik blues dinlemek istiyorsunuz  ve rock etkisi de olsun düşüncesindeyseniz bu albüm iyi gider. Dilbert McClinton’un sofistike vokaliyle bu albümü en iyi tanımlayan kapağı olsa gerek, deniz kıyısında ayaklarını uzat, çorapların kırmızıymış falan diye umursama ve kendini müziğe bırak.

Aptulika



27 Şubat 2017 Pazartesi

John Lee Hooker'ı 100 yaşında Anmak için Albüm



Blues'un büyük ustası John Lee Hooker, 22 Ağustos 1917'de doğmuştu. Dolayısıyla 2017 yılı John Lee Hooker'ın 100. doğum yıldönümü olacak. Bu nedenle yıl içinde büyük ustaya saygı niteliğinde birçok etkinlik planlanıyor. Bunlardan ilki de Mart ayınının sonunda çıkacak olan bir albüm. 
"Whiskey and Wimmen: John lee Hooker's Finest" adıyla 31 mart 2017'de piyasaya çıkması planlanan albümde sanatçının kariyerinin ilk yıllarında yaptığı kayıtlarından seçilmiş 16 parça yer alacakmış. Müzik yazarı Bill Dahl'in seçtiği bu çalışmaların yer aldığı albümde Hooker'ın  "Boom Boom", "Dimples", "Whiskey and Wimmen", "It Serve Me Right to Suffer" gibi unutulmaz klasikleri yerini alacakmış. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...