15 Mayıs 2015 Cuma

“En iyi 10 B.B. King şarkısı”

Büyük blues ustası B.B. King’in ölümünün ardından Rolling Stone dergisi sanatçının1952’den bu yana yaptığı plaklardan seçtiği en iyi parçalarını yayınladı. 
Gibson gitarın ustası olan Blues Kralı’nının 1951’den 1992’ye kadar yaptığı 75 ‘single’ ı arasından seçilmiş. 
Derginin yazarlarından Keith Harris ve Douglas Wolk’un değerlendirmesine göre:  “Bütün Zamanların En İyi B.B. King şarkıları”. Rolling Stone dergisinin bu tip seçimleri bana çoğu zaman gına getirtmiş olsa da bu büyük ustayı anmak bakımından ve de onun parçalarını bilmeyenlerin tanıması, bilenlerinde hafızalarını canlandırması açısından yayınlıyorum.

Yıllara göre “B.B. King’in En İyi Şarkıları”


* "Three O'Clock Blues" (1951)

"You Upset Me Baby" (1954)

* "Every Day I Have the Blues" (1955)

*"Sweet Sixteen" (1960)

"Don't Answer the Door" (1966)

* "Why I Sing the Blues" (1969)


* "The Thrill Is Gone" (1970)


* "Chains and Things" (1970)

* "To Know You Is to Love You" (1973)


"Never Make a Move Too Soon" (1978)



14 Mayıs 2015 Perşembe

Blues'ın abidesi B.B. King hayatını kaybetti



Blues müziğinin en büyük isimlerinden B.B. King, Las Vegas'ta  89 yaşında hayatını kaybetti.

 
   B.B. King, 89 yaşında hayatını kaybetti. Avukatınınh yaptığı açıklamaya göre B.B. King uyurken ölmüş.   
İlerleyen yaşına rağmen müzikten kopmayan B.B. King, geçen yılın sonuna kadar konserlere çıkıyordu. Bu yılın Nisan ayında rahatsızlanan ve bir ay hastanede kalan sanatçı, 1 Mayıs'ta evde tedavisini sürdürmeye başlamıştı.   

14 Mayıs 2015 playlist


01 - Ben E. King -   Under The Boardwalk.
2 - Ben E King - Do It in the Name of Love
3 - Ike & Tina Turner - We Need Understanding
4 - Eddie Floyd - Knock On Wood
5 - Fontella Bass - Rescue Me
6 - Sunnyland Slim -  I Had It So Hard
07 - Buddy Reed - Blues For Mud
8 - Elmore James - The Sky Is Crying
9- BB Kıng - Watch Yourself
10- Shemekia Copeland - Big Lovin' Woman.
11- Nelia Tiger Travis - One Man's Woman
12 - Etta James - In The Evening
13 Wanda Johnson -  Good Home Lovin'
14 - Kyle Eastwood - Dolphin Dance
15 - On Green Dolphin Street - Bill Evans
16 - Miles Davis The Pan Piper
17 - İmer Demirer - Chesney
18 - Hanuman - Rodrigo and Gabriella
019 - John Lee Hooker & Carlos Santana - The Healer
20 William Clarke, Drinkin' Beer
21- BB King -  Help the Poor
22 - Gregg Allman - Just Another Rider
23 Bonnie Raitt - Hear Me Lord
24 - Three O'clock Blues - Mike Avery
25 Feel Like Going Home - John Primer
26 - Joe Bonamassa - Real Love
ZZ Top - Blue Jeans Blues

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Clint Eastwood’un oğlundan yeni albüm


Yetmişlerin unutulmaz filmi “İyi, Kötü, Çirkin”le bütün zamanların gönlüne taht kuran Clint Eastwood’un caz ve blues’a ilgisi bilinir. Martin Scorsase’nin prodüksiyonunu yaptığı “Blues” belgeselinde Clint Eastwood’u “Piyano Blues” bölümünde piyano çalarken görmüştük.

Ünlü sinemacı Eastwood’un blues ve caz’a ilgisi dinleyici olarak sürse de oğlu Kyle Eastwood ciddi anlamda bir caz müzisyeni. Oğul Eastwood oldukça başarılı bir caz bascısı. Sanatçı bugünlerde de yedinci stüdyo albümünü piyasaya çıkarttı. “Time Pieces” ismini taşıyan albümde Kyle Eastwood, kendi bestelerinin yanısıra Herbie Hancock’un “Dolphin Dance” ve Horace Silver’ın da “Blowin' the Blues Away” parçalarını yorumlamış. Albümde kontrbas ve elektro bas gitar çalan Eastwood’a tenor ve soprano saksofonda Brandon Allen, tompette Quentin Collins, piyanoda Andrew McCormack, davulda da Ernesto Simpson eşlik etmiş. 

Pink Floyd'a saygı albümü

 Bugünlerde piyasaya çıkan “The Everlasting Songs: An All Star Tribute To Pink Floyd” isimli albümde eski, yeni bir çok müzisyen bir araya gelip, Pink Floyd eserlerini yorumlamışlar. 50 yakın müzisyen arasında kimler yok ki… Emerson, Lake and Palmer’ın tuşlu çalgılar ustası Keith Emerson, Toto grubunun gitaristi Steve Lukather, Deep Purple’dan Steve Morse, Yes’in keyboard devi Rick Wakeman, King Crimson’un basgitaristi John Wetton ve daha nice progresif rock dahileri bu albümde bir araya gelip, Pink Floyd şarkılarını yorumlayarak, çok zevkli bir işe imza atmışlar.



Bugün klasik müzik adıyla dinlediğimiz eserler yazıldığı zaman diliminde seslendirilirken güncel, hatta “popüler” çalışmalar olarak değerlendirilirdi. Yüzyıllar geçtikçe değerlerini yitirmeyen bu eserlere klasik denilecek ve insanlığın çağdaşlık merdivenlerine tırmanmasına neden olacaklardı.
Klasik sözcüğü genelde yanlış tanımlanarak, “demode” ile karıştırılır. Oysa “klasik” eskimeyen, bütün zamanlara oturan demektir. Kesinlikle de “moda” tanımının çok ötesindedir.
Akademik ölçülerde değerlendirilip, korunan klasik eserler yeni yorumcular, orkestralarla çağları aşarak seslendirilir ve ilgi görmeye devam eder. 20. yüzyılın caz ve rock gibi müzikleri de günümüzde klasikleşiyor. Pink Floyd da bunların en başta gelenlerinden. Eski ve yeni müzisyenler onların yapıtlarını seslendirmekten vazgeçmiyorlar. Bugünlerde piyasaya çıkan “The Everlasting Songs: An All Star Tribute To Pink Floyd” isimli albümde eski, yeni bir çok müzisyen bir araya gelip, Pink Floyd eserlerini yorumlamışlar. 50 yakın müzisyen arasında kimler yok ki… Emerson, Lake and Palmer’ın tuşlu çalgılar ustası Keith Emerson, Toto grubunun gitaristi Steve Lukather, Deep Purple’dan Steve Morse, Yes’in keyboard devi Rick Wakeman, King Crimson’un basgitaristi John Wetton ve daha nice progresif rock dahileri bu albümde bir araya gelip, Pink Floyd şarkılarını yorumlayarak, çok zevkli bir işe imza atmışlar.

50. yılında Pink Floyd
Pink Anderson ve Floyd Council, ABD’li iki siyahi blues ustası 1965 yılında İngiltere’de kurulan bir gruba isim babalığı edeceklerdi. Bu iki bluescuya hayran olan Rick Wright, Roger Waters ve Nick Mason bu iki ustanın ön isimlerini kurdukları gruba vereceklerdi. Aralarına bir resim öğrencisi olan Syd Barrett’i de aldıklarında efsanenin karesi oturmuştu. Pink Floyd ilk olarak saykodelik ve deneysel rock ile yola adım attıktan sonra Barrett’in gruptan ayrılıp yerine David Gilmour’un gelişiyle progresif rock kulvarına geçecekti. Geçen 50 yıl içinde de Pink Floyd hem en tanınan  hem de albümleriyle hiç eskimeyen bir rock grubu olacaktı. Onlar için Bach, Mozart, Beethoven gibi klasik müzikçiler desek fazla da abartı olmaz gibi.
“Tribute” ya da Türkçesiyle “Saygı” albümleri son 20 yılın alışıldık örnekleridir. Bir müzisyen ya da grubun şarkıları değişik isimler tarafından seslendirilir. Bunu çoğu zaman sevdiğimiz gibi çoğu zamanda o parçaları aslından dinlemeyi tercih ederiz. “The Everlasting Songs: An All Star Tribute To Pink Floyd” albümü Pink Floyd’un ilk kez yapılan bir Tribute” albümü değil. Burada saymaya kalksak yer yetişmez. Ancak bu yeni çıkan çalışma diğerlerinden çok farklı özelliklere haiz diyebilirim. Öncelikle bir araya gelen isimler Pink Floyd’un çağdaşı olan gruplardan seçilmiş. Her biri de progresif rock konusunda Pink Floyd elemanları gibi usta ve işin ehli.

Progresif  Rock Konservatuarı
Genelde saygı albümlerinde eserler farklı müzisyenler tarafından yorumlanırken, yeni yorumlar, farklı bakışlar getirilebilir. “The Everlasting Songs: An All Star Tribute To Pink Floyd” albümünde ise eserlere farklı yorum getirilmeden eserlerin özüne olağanüstü hassaslıkta sadık kalarak yorumlanmış. Aynı klasik müzik eserlerinin yorumlanması gibi hassas bir terazide sunulmuş. Dinlerken konuk olan müzisyenlerin tınılarını hissedebiliyorsunuz ama eserin özü de aynen korunabiliyor. Buradan yola çıkarak artık rock müziğin klasik müzik gibi akademik bir düzeye eriştiğini veya yakın zamanda bu tarzın konservatuar konumunda değerlendirilebileceğini görüyoruz.

 “The Everlasting Songs: An All Star Tribute To Pink Floyd” da 11 Pink Floyd başyapıtını 50’ye yakın onlar kadar usta müzisyenden dinlemek keyifli oluyor. “Shine On You Crazy Diamond”da Steve Lukather, “The Great Gig In the Sky”da Yes’in gitaristi Steve Howe, “In The Flesh”de Keith Emerson ve daha niceleri.    
APTULİKA

Roger Waters, "Siilikon Vadisi"ne meydan okuyor




Roger Waters, dijital ortamdaki müzik yayınlarıyla müzik dünyasını yeniden şekillendirmeye çalışan Silikon vadisini ”dolandırıcı ve hırsız” olmakla suçladı. 




Roger Waters: ”Müzik bugün dolandırıcı çetesinin elinde”

 Eskiden müzik dinlemek için pikaba plağınızı yerleştirirdiniz. Daha sonrası devir kaset devri olacaktı. Ardından gelen ve belki de en kısa süreni CD olacaktı. Teknoloj ile şekillenen ve böylesi bir evrim içinde giden müzik şimdilerde internet üzerinden indiriliyor. Hatta o bile eskilerde kaldı. Şimdi bazı müzik paylaşım sitelerine giriyorsunuz bir güzel istediğinizi dinliyorsunuz. Hem masrafı yok hem de yer kaplamıyor. Peki durum müzisyenler arasında nasıl değerlendiriliyor acaba ?
Roger Waters bu hafta Rolling Stone dergisine verdiği röportajda dijital ortamdaki müzik yayınlarıyla müzik dünyasını yeniden şekillendirmeye çalışan Silikon Vadisi’ni ”dolandırıcı ve hırsız” olmakla suçladı. 3 Mayıs günü yayınlanan röportajda Waters, müzisyenin emeğinin karşılığını alamamasının sanatçının gelişimine nasıl engel olduğunu vurguladı.
Silikon Vadisi
  Spotify ve benzerleri gibi internet üzerinden müzik yayınlayan şirketler   aldıkları reklamlarla ve üyeliklerle hatırı sayılır bir gelir elde ediyorlar. Eserin sahibi sanatçılara ise çok az bir ödeme yapmaları da Roger Waters’ı çileden çıkarmış olacak ki, “müziğimiz bedavaya gidiyor”  selzenişinde bulunacaktı. ”1983 yılı yerine  1943 yılında doğduğum için kendimi  şanslı sayıyorum” diyen Waters, ”O zamanlar bir müzik sektörü vardı ve henüz Silikon Vadisi tarafından ele geçirilmemişti. Böyle olunca da şarkı yazabilecek, kayıt yapabilecek ve bunu dinleyiciye sunabilecek kadar kazanıyordunuz. Bu dolandırıcı ve hırsız çetesinin  müzisyen ile dinleyici arasına sızıp yarattıkları her kuruşu çalmadan önceki bir zamandı.” şeklinde açıklamalarda bulundu.
Spotify ve bennzerleri gibi internet üzerinden müzik yayınlayan şirketlere tek tepki veren Roger Waters değil.  Gene aynı dönemin gruplarından  Talking Heads’den David Byrne da ”Bu şirketlerin anlayışına göre şu anda yaptıkları çok küçük ödemeler ancak sistemlerini çok büyük kitlelerin kullanmasıyla artabiliyor.” diye tepkisini ortaya koyacaktı.
Müziğin değersizleştirilmesi
Roger Waters’ın eski grubu Pink Floyd da bu konuda müzdarip olanlardan. Pink Floyd davulcusu Nick Mason’da U2’nun yeni  albümü “Songs of Innocence”ın dağıtımını Apple’a vermesini çok yanlış bularak eleştirmişti.  Usta davulcu, 21. yüzyılda müziğin durumunun içler acısı hale geldiğini belirtti. Apple’ın esere  herhangi bir bedel ödemiyor olmasına dikkat çektikten sonra, “ Apple’ın müziğin değersizleşmesin de büyük rolü” diye durumu özetleyecekti.
Roger Waters’ın Rolling Stone dergisine verdiği ropörtajda konu telif hakları olsa da Pink Floyd’un tekrar biraraya gelmesi sorulacaktı tabiki. David Gilmour’un geçtiğimiz aylarda yayınlanan Pink Floyd’un “The Endless River” albümünü grubun son çalışması olarak tanımlamasına rağmen Waters’a gelecekte diğer elemanlarla bir araya gelip gelmeyeceği sorulacaktı. Waters ise  kendisi için Floyd günlerinin bittiğini söyleyecekti. Waters, ”Bir araya gelmemiz diye birşey olamaz artık. Böyle bir durum bahis konusu bile olamaz.  İşin özü hayatımız  artık sona yaklaşıyor ve zaman azaldıkça  da zaman daha kıymetli hale geliyor. Benim görüşüme göre onu da tamamen yapmak istediklerinize ayırmalısınız. Geriye dönük yaşayamazsınız” sözleriyle noktayı koyacaktı.
Roger Waters cephesinde durum böyle peki diğer cephede neler oluyor? “Endless River” albümünün son Pink Floyd çalışması olduğunu söyleyen grubun gitaristi David Gilmour, bundan sonrası için solo bir albüm hazırlayacağını söylemiştti. Solo albüm merakla beklenirken bu hafta  David Gilmour’un solo konserlerinin tarihleri açıklandı. David Gilmour Eylül ayında Avrupa’da başlayacak turnesinde Hırvatistan, İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere’de konserler verecek.


2 Mayıs 2015 Cumartesi

B. B. King hastaneden çıktı, tedavi evinde sürecekmiş.


 Geçen ay sağlık durumunun bozulması sonucu hastaneye kaldırılıp, tedavi altına alınan B.B. King’in tedavisi Las Vegas’taki evinde sürecekmiş.
20 yıldır diyabet hastalığı ile mücadele eden sanatçı, geçtiğimiz ay şikayetlerinin artması üzerine hastaneye kaldırılmıştı.

B.B. King, modern blues’ın en eski, yaşayan efsanelerinden biri. 89 yaşındaki  blues ustası en son konserini geçen yıl vermişti.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...