27 Temmuz 2023 Perşembe

Yılmaz Hocam, Sistem Çöktü!



Sanatçıların yaşamının her anında üretken olması ve de çok farklı alanlarda başarılı işler yapması her zaman iyi bir şey değildir. Neden olacak ki, sizi herkes en son yaptığınız işle anar ve öyle bilir. Bugün Yılmaz Gruda'nın ölüm haberini aldığımda böyle düşündüm ister istemez. 

Yılmaz Gruda'nın asıl alanı tiyatroydu ama aynı zamanda şair, yazar, sinema oyuncusu, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni, televizyon yapımcısı, çevirmen ve böyle devam eden bir dizi maharete sahipti... ama ölüm haberi verilirken herkes onu en son oynadığı televizyon dizisi İşler Güçler'deki Rüstem Abi karakteriyle hatırlayacaktı. Orada eski bir Yeşilçam figüranının yaşlılık halini oynuyordu. Yıllarca hep geri planda kalmış bir figüranının hayallerini öyle güzel canlandırıyordu ki akıllara bu haliyle kazınacaktı. 

Bugün ölüm haberinden sonra bir arkadaşımla konuşurken onunla tanıştığımı ve bir zamanlar aynı dergide çalıştığımızı , onun yazılarına vinyet çizdiğimi söyleyince arkadaşım bana, "Kim bilir ne matrak ne acıklı anıları vardı o yazılarda" demez mi? Şaşırdığımı gören arkadaşım, "Yeşilçam'da figüranlık anıları" demez mi!... O dizideki rolünde o kadar güzel oynamıştı ki, bu yüzden arkadaşım Yılmaz hocayı eski bir  Yeşilçam figüranı sanmaktaydı. 

Yılmaz Gruda'yı ben ilk olarak 1970'li yılların TRT televizyon yayınlarında tiyatro oyunlarından aklıma mıh gibi kazınan bir tiyatrocu olarak tanıyacaktım. Gene aynı dönemlerde Ayşen Gruda ile evliliğinde bu ilgi devam edecekti. Ancak bir de radyoda yaptığı "Naftalinli" dediği eski anılarını anlattığı bir program kafamda yer edecek ve çıkmayacaktı. Yeşilçam'a gelince bir figüran değil ama sevimli, babacan ve ağdalı konuşan bir karakter oyuncusu olarak hatıralarımıza oturacaktı. Tiyatro oyuncularının diksiyonu çok önemlidir ve Gruda bu konuda büyük bir hoca sayılır ve o sesi radyo tiyatrolarından ve dublajlardan da biliriz. 

O davudi sesi duyduğumuzda hemen elinde piposuyla "monşer" edasıyla bir imaj yüklenirdi kafamızda. Hoş eski fotoğraflarında elinde bir pipo da mutlaka bulunurdu. Bıyıklarıyla pipo ve o ses adeta onun bir alameti farikasıydı. 15 yıl önce onunla tanıştığımda da hala o pipo, bıyık ve sese eşlik ediyordu. 

Hayat bu ya o çocukluk, gençlik devimle aynı dergide çalışır olmuştuk. Üstüne üstlük onun yazdığı yazılara vinyet (dergide ya da gazetede yazıya eşlik eden çizim) yapıyordum. Hatta ustanın yazdığı bir kitabı da resimlemiştim. 

O zamanlar çalıştığımız o dergi sosyalist bir dergiydi. Gene öyle bir dergi çalışmasında Yılmaz Gruda genç çocuklardan birinden bilgisayarla ilgili bir yardım istemişti. Saatler geçiyor bir türlü hocanın istediği şey gelmiyordu. Piposu elinde Yılmaz Gruda, "Ne oldu bizim iş, bulamadın mı evladım?" diye koridorda yankılanacaktı. O sıra utangaç bir şekilde gelen çocuk, "Yılmaz hocam, sistem çöktü, o yüzden şu anda bilgisayardan istediğinizi bulamıyorum." Bunu duyan Yılmaz Gruda, "Oh be!" diyecek ve ekleyecekti,  "Biz bu düzen yıkılsın demiyor muyduk? Sistem çöktüyse düğün bayram evladım. Biz bu sistemi yıkmayacak mıydık!"

Sabah ölüm haberini duyduğumda ilk arayan sevgili dostum Murat Beşer olacaktı. "Kerrake abi vefat etmiş" diyecekti. Onun yazdığı ve benim vinyet çizdiğim köşesinim ismi "Kerrake" idi. O başlığı o kadar güzel söylerdi ki adeta üzerine ve sayfaya yapışırdı. Gene benim çocukluğumdaki radyo programında "Naftalinli Muhabbetler" demesi gibi. Bir de yakın dönemde yaptığı televizyon programının açılışında "Bi Dakka" demesi üzerine yapışan bir kimlik kartı olacaktı.   

Bir büyük usta daha hayatımızdan çekip gitti ama bizlere çok şey kattı. 

Aptulika

26 Temmuz 2023



26 Temmuz 2023 Çarşamba

"Orpheus Descending" albümü üzerine izlenimler



"Silahlar ve tüfekler, gerçekten benim hakkım mı..." sözleriyle başlayan albümün açılışını yapan şarkı ile Haziran ayında ilk kez tanışmıştık John Mellencamp'ın yeni albümü "Orpheus Descending" çıkmadan önce.

Etkileyici videosu ile "Hey God"ın ardından ikinci single olan "The Eyes of Portland ile merakımız daha da arttı ama Mellencamp bizi daha fazla bekletmedi ve albümü yayınladı. 

Albümü dinlediğimde bir şeyler yazmak istedim ama bu sadece müzik olarak yapılacak bir analiz olamazdı bu, zira albümde her şarkı sözleriyle de önemliydi ve bunu görmezden gelmek haksızlık değil, kelimenin tam anlamıyla hödüklük olurdu. 

Bu seferki yazı bir albüm analizinden çok şarkı sözü analizi olacak. Ancak albümdeki şarkı. sözlerini tümüyle yazmam imkansız zira her biri oldukça uzun. Böyle bir işe kalkışmış olsam, bir değil bir hafta sürecek yazılar olurdu. O nedenle şarkı sözlerinden ufak ufak alıntılar yapacağım ama siz bu sözlerin tümünü bulursanız okuyun derim, açıkcası boş yok ve her bir dize anlamlı. 



"Silahlar ve tüfekler, gerçekten benim hakkım mı..." : Hey God

Bir siren gibi, bir çığlık gibi başlayan "Hey God" için fazla söz söylemeye gerek yok hani zaten o video klibi izlenmesi bile yeterli. Şair Mellencamp'ın dediği gibi "Biz bu silahlarla dolu dünyayı hakettik mi?"

Seni Takip Eden Gölge : The Eyes Of Portland

İkinci parça "The Eyes of Portland" dünyanın her yerinde kapitalizmin sonucu olarak yaşamımıza giren "evsizler"... kim zaman onları daha cakalı oluyor diye İngilizce vurgusuyla "homeless" diye seslendiririz. Eh böyle olunca hem daha bir havalı hem de bizlerden uzak olur. Bir yandan "efsane"leştirir görmezden geliriz, oysa hepimizin çok yakınındadır o "evsiz" olma hali... Ama efsane haline getirip bizden ırak olmasını sağlarız ama nafile o hal bir gölge gibi bizim ardımızdadır. 

Efsane yap ... mit haline getir ve korkularını ötele. Bu kaçış ne yazık ki evsiz olma halinin müsebbibi olan kapitalizmi gizlemekten ibaret bir korku... adeta kuyruğunu kovalayan kedi gibi o gölgeyi ötelemek çabasındayız. İşte Mellencamp , "The Eyes of Portland" isimli parçasında bakın neler diyor:

 "Bir gün Portland'ın gözünden baktığım gibi

Ne çok evsiz vardı, hepsi çaresiz,

Gün boyu köşelerde uyumuşlar

 ...

Gidecek yeri ve yapacak hiçbir şeyi olmayan..."

Ardından can alıcı soruyu soruyor John Mellencamp, 

"Bütün bu evsizler, nereden geliyorlar?"

ve ardından ,

"Hiçbir şeyin yapılmadığı bu bolluk diyarında

Koşamayacak durumda olanlara yardım etmek için

Gözyaşların ve duaların evsizlere yardım etmez"

diye devam ederek asıl noktaya dikkatimizi çekiyor.

 

"Sevdikleri nerede, kimsenin umurunda mı?

Hiçliğin ortasında kaybolmak ve yalnız kalmak

...

 Düşmüşler ve unutulmuşlar diz çökmüşler

Bu özgürlük diyarında burada lağımlarda yaşıyorlar


Evsizler ya da homeless...Bu arada bu tanımı İngilizce haliyle yaptığımızda biraz daha havalı oluyor ve bizden uzak bir tehlike üzerine sosyolojik tartışmalar ve analizler yapıyoruz. Belki de onlara eskisi gibi "Parkta yatan", "sokakta kalmış" desek biraz daha yakınlaşacağız ve içimiz burkulacak. 

ABD'de katı liberal politikacılar, "homeless" kavramına bir sorun değil insanların "tercih"i diye de bakabiliyorlar. Yani "fırsatlar ülkesi"nde bazı insanlar bu fırsatları tepip, evsiz yaşamayı tercih ediyor. Kapitalizmde yalan bitmez, hatta o makine yalan mazotuyla çalışıyor. 

Mellencamp "The Eyes of Portland" parçasını İrlanda folku ritminde açarken bizi bu huzursuz konuyu düşünmeye zorluyor... ama ağlayıp, dua ederek değil, sistemin kendisini sorgulayarak.  Parçanın arasındaki gitarın bir ambulans sesi gibi tınlaması harika bir etki yaratmış. 



 Sözde Özgür :  The So - Called Free 

Melodisi ile sizi ilk anda çarpan bu parçada Troye Kinnett'in org ile yaptığı katkı dikkate değer. Yazının burasında bir ara verip, bir anektodu vurgulamak isterim... Mellencamp şarkı sözlerini çok uzun tutuyor ama hiç birinde boşa olan bir şey yok. Şarkı sözlerindeki tepkisellik, karşı duran tavır onu destansı bir çağdaş asi konumuna sokuyor. Ama bu destansılık, hamaset, kahramanlık içermiyor; o sade hatta bezgin sesiyle bir hikaye anlatıcısı konumunda. 

"Long Island'a gittim

bir elmas alyansa bakmak için

Camekanda göz alıcı parlıyorlardı

Ama benim için hiçbir anlamı yoktu"

sözleriyle başlayan "The So - Called Free" şarkısında iki aşık insanın yeni bir aile kurmaya adım atarken, 

 "Alyans Ve içimde gördüğün

tehlikeyi fark ettin 

Böylece ikimiz de farklı bir yoldan eve gittik" 


Ve "Merhaba" ve "Hoşçakal" dedik 

Sözde özgürler diyarına 

Şimdi biraz bozuk paran var 

Çantanda şıngırdayarak 

sen bana aksi yaşlı moruk  derdin 

ama işleri daha da kötüleştiren şey 

sen de benim kadar deliydin 

Benim kadar deliydin 

İki canavar çırılçıplak uzanmış....

...."


 "Sözde hürler diyarında" aşkın da iki kişinin özgür kararından ibaret olmayıp, onu saran tüketimi, yalanı bütün bok püsürüyle sistemin yalanı dolanıyla yok etmesi anlatılıyor. Çünkü, 

"Tehlikesinin farkındayım 

Sadece köşedeki bir bastona yaslanıyorum 

Sözdeler diyarında özgür 

Sözde özgür denilen ülkede"

 

  


"The Kindness Of Lovers"  

"Önemli olan sadece iki sigara vardır,
İlk içtiğin ve son içtiğin,
Gözüne giren dumanın,
Boğulduğun dumanın,

Sadece iki çeşit sevgili vardır,
Sevdiğin ve daha da çok sevdiğin
 gerisi sadece senin yaptığın bir şey
Ve onlar her zaman kapıdan çıkıp gidenlerdir..."

sözleriyle başlayan parça anlaşıldığı gibi bir aşk şarkısı ama gene orada kalmıyor ve onu saran sarmala giriyor. Parçanın ikinci yarısında giren Lisa Germano her zaman olduğu gibi kemanıyla yeni boyuta taşınmamıza yol açıyor. 
 


"Amen"  

 Kilise orguna benzeyen bir tını ile davul ritminde akan parça son bölümde  gitarlarla artan bir rock etkisinde finali oluşturuyor. Parçada temiz ve can alıcı tınısıyla davulcu Dane Clark albümün tümünde başarılı bir etki sunmuş. 
Şarkının sözlerine gelince son bölümünden ufak bir alıntı yapacağım, 

"... Başlarını kumda tutmak
Ve üç parçalı takımın açgözlülüğü
Ellerinde imzaları ve silahlarıyla
Amin ve Amin
Söyleyeceklerimiz bu kadar"




 Ön sıralardan bir koltuk: "Orpheus Descending"

Albüme ismini veren parçanın sözlerine şöyle bir girişten bakalım:

"Buraya gidemezsin
Ve oraya da gidemezsin
Polis hiçbir yere gidemezsin diyor
Cennete gidemezsin 
İnecek yerimiz yok
Silahlar ve savaş
Ve ellerinde sopalar..."


Böyle başlıyor "Orpheus Descending" ve devamında "Işığı görme"nin ağır bedeline vurgu yapılıyor. 
Şarkı sözünde harika ironiler ve metaforlar da var...

 
"...Salaş bir kulübe var  
Alpha caddesinde
"Desire" isimli bir tramvaya bin
Eğer sıcağa dayanabilirsen
Sarı saçlı bir yılan var
Bizi bedavaya sokabilir..."
 
 
Ya da şöyle muhteşem bir teatral sahne ile devam ediyor, 

"...Tencerede bir gelinciğimiz var
Kirli bir  romantizm her yere
çöküyor 
Orpheus
şehrin cehennemi tarafında 
Kendimize ön sıradan bir koltuk
bulmaya çalışalım..."
 

Bu arada bahsetmem gereken bir ayrıntı da, parçanın arasında kemanın yaptığı klasik ezgi muhteşem bir boyut katıyor.



Saygıda kusur etmeyelim: "Understated Reverence"
 
Piyano, keman ve John Mellencamp sesi... Yani üçlü bir harika. Şimdi şarkının sözlerine   bir bakalım,

"Şimdi sekiz topun abartılı saygısı içinde
Belki de hava durumudur ajanslarda
Ya da bir şekilde geçtiğimiz yollar
Bukka White'ı
on iki telli gitarını çalarken Abartılı bir saygıda
Gerçekte kim olduğumuzu
bulduğumuz yerde 
Odanda tamamen güvendesin 
Varlığının kırılganlığı 
Hiç bu kadar çabuk gelmeyen 
 ....

Üzerine gök gürültüsü gibi inecek
Kendi mezarını kazdıracak

Abartılı saygı
Kıyamet gününün başka bir adı"







Bunların Numaraları Hiç Bitmez: One More Trick   

 
"Sonunda o ilmiği boynuma doladılar 
Kazanacaklarını bildiğim için
artık benim için fark etmiyor .
Buna bahse girebilirsin
Ama elimde bir numara daha var Elimde

bir numara daha var
Ayrılmadan önce
elimde bir numara daha var

Hayatım boyunca ne yapacağım söylendi
Ve bu dünya beni tüketti
Belki evet, belki hayır
Ama elimde bir numara daha var..."
 




Şimşekler Çakınca Şansımız Varsa: "Lightning And Luck" 

"Şimşek gelip beni görmez
Asla geri dönmeyeceğini söyledi
Bu dünya korkaklarla dolu
Ve buna katılmıyorum
Parasını saymakla çok meşguldü
Ne pahasına olursa olsun kazandığı para
Onlardan yapılmıştı.
Kaybettikleri savaşlarda bizi koruyan

O yüzden elinde ne varsa kullan
Her istediğini elde etmek için
Fark etmek için çok sert görünmene gerek yok
Biraz şimşek ve şans kullanabiliriz Kahramanlar, savundukları..."

diye başlayan parça, 
 
"Kibirlerimiz ve kafa karışıklığımız
Ve insanlar hakları olduğunu düşünüyorlar
 Ve onlara sahip olduğumuzu düşündüğümüz hakların tamamen gittiğini
söylediğimde bana tükürdüler ..." 

 devam ederken biraz ihtiyacımız olan şanstan bahsediyor


Mükemmele yakın bir dünya bile olur:  Perfect World 
 
Armonikanın katıldığı parçadan ufak bir alıntı daha, 

"Sevgililer Günü'nde her aşık bir gül alırdı
Ve her sokak köpeği yolunu bulurdu 
Bu gece senin kapında diz çökmektense
 bu gece senin kollarında olmak
 Mükemmel bir dünyada 
Hadi o da olmadı
Mükemmele yakın bir dünyada..."  
 




Omurgalı Adam Olmak: "Backbone"  

Albümün kapanış parçasında John Mellencamp 70 yaşına gelmenin duygularını da paylaşıyor. Öyle anlatım, öykü dolu bir çalışmaki "Orpheus Descending", adeta bir yaşam gibi. 

 
"...Tüm hayatımız boyunca yaşadığımız
yozlaşma ve nefret 
Sonsuza dek peşimizi bırakmayacak 
Sabah, öğle ve akşam 
Omurgama yaslandım 
Böylece gururum devam edecek 
Beni ölüme yatırdıklarında 
Eh Yetmiş küsur yıldır buradayım 
En iyisini ve en kötüsünü gördüm 
Burada sahip olduğumuz 
Sevdim ve yaşadım 
Kazandım 
Ama çoğu zaman kaybettim 
Umarım mutluluk vardır 
Bir ara paylaşabilirim 
Omurgama yaslanayım ki hala gururum kalsın

Beni yatırdıklarında
Ölmek için..."


***



John Mellencamp'ın son albümü "Orpheus Descending", öyle bir dinlenip geçilecek bir albüm değil. Baştan sona bir hayat gibi dinliyorsunuz. Aradan bir parçayı alıp, "çok sevdim" de diyemiyorsunuz... Oturup baştan sona dinlemeniz  ve kafa yormanız. gerekiyor. 





John Mellencamp'ın son albümü için ne dediler...



 Silahlı şiddet dolu bir dünyada yaşamaktan kurtulmak için yapılan sorgulayıcı bir yakarış olan "Hey God" ve 20'li yaşlarında evsiz bir kadınla karşılaşmasıyla ilgili bir hikayeden yola çıkan şarkısı "The Eyes of Portland" ile bahar aylarında John Mellencamp'ın yeni albümünün çıkışından önce iki single olarak tanışacaktık. Sadece bu iki parçada bile yaşanan sosyal ve politik trajedilere çözüm olarak sunulan günü kurtaran politikalara sert ve sinirli bir karşı çıkış göze çarpıyordu. Sonra Haziran ayına geldik ve Mellencamp'ın "Orpheus Descending" albümü yayınlandı. Albümün tümüne bir baktığımızda 11 parçanın tümünde, toplam 50 dakikalık albümün her saniyesinde bir karşı duruş ve sinirli bir başkaldırış vardı. 

 Albümle ilgili bir Los Angeles gazetesi,  "Ayakları yere basan ve acı verecek kadar dürüst" olarak tanımlıyordu bu albümü. 

 

New Yorker dergisi Mellencamp'ın 2022 tarihli  albümü için "Strictly A One-Eyed Jack" için şu kritiği yapmıştı:

"Mellencamp dertlerin şairi, bu da onu bizim için uygun bir sözcü yapıyor."

 Biz gene John Mellencamp'ın yeni albümü "Orpheus Descending" ile ilgili yorumlara bakmaya devam edelim...

“Mellencamp bir sanatçı olarak kesinlikle uzlaşmaz ve boyun eğmez.”— Forbes

“Dinlemek için harcanan zaman kesinlikle boşa harcanmış zaman olmayacaktır.”—Associated Press

"Sesinin yanında slide gitar ve kemanla vintage tarzı bir blues durağı ve acı yalnızlığını ilan etse de, sonunda yanında bağıran bir kalabalık var."

— The New York Times

 

“Mellencamp, sorgulayıcı duygular uyandıran, müzikal açıdan zengin bir kayıt yaptı." — Rolling Stone

 

Mellencamp'ın müzikteki bu duruşu ona Amerikan folk müziğinin muhalif, protest abidesi Woody Guthrie adına verilen ödülünü takiben,  John Steinbeck Ödülü,  Americana Music Association'ın Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nün sahibi  de olmuştur. 

 

25 Temmuz 2023 Salı

Liste Başı ALBÜMLER - 26 Temmuz 2023

Rock


 1. Orpheus Descending - JOHN MELLENCAMP (1) - 6

2. Bridges - STEVE LUKATHER (3) - 6

3. Other Doors - SOFT MACHINE (4) - 4



4. Peace...Like A River - GOV'T MULE (2) - 6
5. Mirror in the Sky - YES (7) - 10
6. Horns For A Halo - ELEGANT WEAPONS (9) - 7
 7. Every Lose - IGGY POP (10) - 4
 8. Golden Age of Music - Arjent Lucassen's Supersonic Revolation (6) - 9
9. Fauna  - HAKEN (8) - 7
10. Echoes from the Past - ELOY (5) - 5
11. Seven Psalms - PAUL SIMON (12) - 8
12. Wrong Side Paradise - Black Star Riders (15) - 7
13. Police Deranged for Orchestra - STEWART COPELAND (14) - 4
14. Shadow Kingdom - BOB DYLAN (11) - 6
15. Six - EXTREME(13) - 7 
16. Running for a Dream - THE LAST  INTERNATONALE (20) -3
17. Fated - JEAU JAMES (22) - 2
18. Forwards - THE ALARM (24) -  2
19. Black Diamonds - L.A. GUNS (16) - 4
20. Weathervanes - JASON ISBELL (17) - 3
 21. Defiance Part 1 - IAN HUNTER (21) - 4
22. Live At Montreux Jazz Festival '07 - MOTÖRHEAD (18) - 5
23. Tales Of Time - JOE BONAMASSA  (19) - 10
24. Darkfighter - RIVAL SONS (23) - 6 
 25. Take No Prisoners - ALCATRAZZ (25) - 7

 


 


 


  Blues



1. Blood Brothers - MİKE ZITO and ALBERT CASTIGLIA (3) - 7

2. Real Gone - ALLY VENABLE (7) - 6

3. Exorcist - SELWYN BIRCHWOOD (5) - 7




4. Ain't Giving Up - CHRIS DUARTE (4) - 5
5. Ridin' - ERIC BIBB (8) - 7
6. Death Wish -SAMANTHA FISH & JESSE DAYTON (9) - 5
7. Outside The Lines - MISTY BLUES (2) - 6
8. Satisfied - GAYE ADEGBALOLA (1) - 7

9. LaVette! - BETTYE LAVETTE (10) - 5

10. Best of Me - JOANNA CONNOR (11) - 5

11. A Day By The Bay - BACKTRACK BLUES BAND (12) - 7

12. High Rise Blues - BOB CORRITORE & FRIENDS  (13) - 5

13. Moving On Skiffle - VAN MORRISON (6) - 6

14. Lover's Game - THE WAR AND TREATY (15) -3

15. Grovin' at Grove Now! - DOUG DEMING & THE JEWEL TONES (14) - 5

16. Groove Me Baby - LADY J HUSTON  (19) - 4

17. Six Strings of Steel - DUKE ROBILLARD (22) -3

18. Connections - BRUCE KATZ BAND (24) - 4

19. Yellow Peril - NAT MYERS (29) - 2

20. Introducing The Özdemirs - The Özdemirs (21) - 4 

21. Power - ANA POPOVIC (18) - 8

22. Call It Confusion - JOHNNY KING & FRIENDS (25)- 2

23. What Key is Trouble in ? - NICK SCHNEBELEN (17) - 5

24. Live At The Palladium - DAMON FOWLER (23) - 6

25. Super Soul Session - ARLEN ROTH  & JERRY  JEMMOTT (20) - 5

26. Touch My Soul - IVAN NEVILLE (16) - 7

27. The Winding Way - THE TESKEY BROTHERS (Yeni) -1

28. Don’t Wait Too Long - PAUL CARRACK & The SWR Big Band (Y) -1

29. Squareneck Soul - ANDY HALL (Y) -1

30. Get Your Back Into It! - THE NICK MOSS BAND (Y) -1





 


Caz



1. The Power Station Tour (West Coast) - CORY WONG  (4) - 5

2. Chet Remember - ENRICO PIERANUNZI (1) - 8

3. Catalyst - STEVEN FEIFKE (5) - 6



4. I Want More - DONNY MC CASLIN (6) - 6

5. Short Stories - VICENTE ARCHER (7) - 6

6. Conjuring - LAUREN HENDERSON  (13) - 9

7. Dream Box - PAT MATHENY (2) - 6

8. Iroko - AVISHAI COHEN (9) - 4

9. Birds - TINGVALL TRIO (17) - 3

10. Symphony No 4: The Jungle  - WYNTON MARSALIS (3) - 7

11. Things Eternal - DAN WILSON (14) - 3

12. Dolphin - GREG FOAT (15) - 3

13. Book Of Queens - KRASNO/MOORE PROJECT (18) - 2

14. Not Alone - RANDY ESEN (20) - 2

15.  Like Minds - WAYNE ESCOFFERY (8) - 8

16. Savoy - TAJ MAHAL (10) - 6

17. Dance Kobina - JOE CHAMBERS (11) - 7

18. Grateful Deadication 2 - DAVE MC MURRAY (16) - 4

19. Satisfied Mind - JON REGEN (Yeni) -1

20. Moko Jumbie - A PLANE TO CATCH (Y) -1


 


Böyle Bir Dünyada Vicdanlı Adam Elbette Aksi ve Ters Olur!



John Mellencamp'ın yeni albümü  "Orpheus Descending"i dinledikten sonra bir yazı hazırlamaya karar verdim ve yukardaki başlığı buldum.  Ama açıkcası biraz kararsız kaldım çünkü başlık şöyle de olabilirdi:

Böyle Bir Dünyada Adam gibi  Adam Elbette Aksi ve Ters Olur!

Aslında başlığı biraz daha kısaltıp, 

Adam gibi Adam! 

da diyebilirdim. 

 Son günlerde John Mellencamp'a takıntı yaptım, ki bu durumdan bir çoğunuz sıkılabilirsiniz, zira bu adam öyle eğlenceli şeyler anlatanlardan değil. Zaten onunla ilgili yazdığım şeyler, en az tıklanacak ve en az okunacak yazılardan olacağına eminim... siz bana niye bu adamı yazıyor diye kıl olacaksınız , ben de amanın bu millet niye bu adamı, yani John Mellencamp'ı sevmez diye hayıflanacağım. Kahrolası bir kısır döngü ama hayat denilen bu çizgiye bir ufak not düşmek adına nafile bir çaba benimkisi. Ha bu arada Mellencamp bir anda herkes tarafından dinlense ve stadyumları doldursa mutlu olur muyum? Tam tersine kahrolurum. Zaten bu adam öyle biri değil... bir derdi var ve bu derdi olan adamlar her zaman yalnızdır hem de dert ettikleri kitle tarafından umursanmamak kaderleridir. Ama yapacak bir şey yok, 'kavanoz dipli dünya' demiş bundan yarım asır önce bizim diyardan bir akıllı Adem ya da Havva. 

John Mellencamp'ı ilk duyduğum yıl 1987 falandı ve o dönem listelere oturan "Peper in the Fire" parçası aklımı başımdan almıştı. Öyle böyle değil, o dönem birazın altında gaz verilse bugüne dek süren bir efsane olurdu. Hep düşünürüm ve cevabını bulamazdım bu sorunun: John Mellencamp o dönem popülerleşip bir efsane haline gelebilirdi, peki neden olmadı? 

Neredeyse 35 yıldır aklıma takılan (akla ziyan ) bu soru şimdilerde cevabını buldu diyebilirim. Adamımızın bir derdi var ve o dertler popüler kültürü enterese etmez. İşte bu çağın sorunu da belki bu. Ezilenler ezenleri seçer. Ezilenler kendi dertlerini anlatanı umursamaz.  

TRT TV'sinde Rock Market, Helezon ve Dönence programlarında heavy metal klipleri izleme sevdamızda bir gün karşımıza çıkmıştı John Mellencamp ve o ara tutulmuştum. Hoş o zamanlar ona heavy değil rock bile diyemezdik ama country tarzı ritmik havası çok iyi gelmişti. Demeye içim elvermiyordu ama pop da diyebilirdik, o günün keskin çizgilerinde. Ama bu adamı çok sevdim ve "gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür" hesabı bu adamı 35 yıl içinde imkan buldukça takip ettim. 

Onu televizyonda gördüğüm ilk kliplerden biri 1987 tarihli yapıtı "Paper In Fire"dı. O dönem herkes görkemli ortamlarda şaşalı klipler çekiyor ama bu adam siyahların olduğu bir varoşa gidiyor ve çekimi orada yapıyordu. Şimdi bundan 35 yıl öncesine gidelim ve o klibi izleyelim:



Bu klipte bir siyah çocuk Mellencamp gitar çalarken önüne geçer ve tellere merakla vurur. Evet  bugünün aksi ve ters adamı bunu gülerek karşılar ama geçen aylarda verdiği bir konserde çığlık atan seyircileri terslemişti. Bu olayı sosyal medya, "John Mellencamp, izleyicilerini pohpohlamakla ilgilenmiyor." diye vermişti. Hadi bunu biraz daha açarsak, "Bu nasıl aksi bir adamdır" anlamına geliyordu bu... Hani "Canlarım benim, ben sizlerle var oldum" dese ne mutlu olurduk hani. 

O daha küçük, daha samimi mekanlarda çalma kararındaydı ve ,

"İstesem nabza göre şerbet veren bir şov yapabilirim, ama yapmıyorum. Arenalara çıkmayı ve stadyum benzeri yerleri bırakmamın bir nedeni de bu. Müzikle ilgili şeyler değil bunlar, insanı müzik kutusu yapmak istiyorlar... Ben müzik kutusu değilim."  Mellencamp'ın Mayıs ayında Cleveland'daki konserinde seyircinin aşırı çığlığı ve tezahüratına karşılık çeneni kapamazsan konseri yarıda bırakacağım." demesinin ardındam,  "Bakın çocuklar, bu tür sarhoş bir ortamda oynamak isteseydim, dışarıda oynardım ya da bir arenada oynardım" diyecekti.  

John Mellecamp'ın müzik sanayinin oyunlarında müzisyeni müzik kutusu haline getirmesini eleştirerek, "Ben müzik kutusu değilim." demesini ben ülkemizden bir müzisyenin lafına çok benzettim.  Bilmem sizler de hatırladınız mı?.. Evet Erol Büyükburç. Medya bülbüllerimizin akla ziyan programlarından nirinde Büyükburç kızarak, "Ben burada saksı değilim" diyecekti. Bugün bile o lafın gerisindeki gerçeğe değil de bu sözü eden sanatçımıza güleriz hala. (Oysa o Büyükburç ilk rock'n roll bestelerini yaparak bir büyük kapı açmıştı) 


John Mellencamp,  bir pop - country şarkıcısı olarak ortaya çıktıktan sonra yavaş yavaş değişim geçirerek, rock kefesi daha ağır basacaktı. 2000'lere adım attığımızda blues köklerinin birleşiminden oluşan  Americana tarzına oturacaktı.   

2003 yılında onu Robert Johnson, Woody Guthrie ve Memphis Minnie'nin şarkılarını seslendirirken görecektik. Böylece yeni bir kulvar açan Mellencamp, daha blues ve protest işlere imza atmaya başlayacaktı. 

İşte Haziran ayının ortasında çıkan "Orpheus Descending" albümü de baştan sona dünya ahvalinin sorunlarına kafa yoruyor.  Amerika'nın silahlarla karmaşık ilişkisinden ("Hey God") , sokakta yaşayan  evsizlerin yaşamına dikkat çeken ("The Eyes of Portland"), başlarını devekuşu gibi kuma gömen insanların kadere razı olmalarını anlatan  ("Amen") ve dolu dolu bir dizi parça birbiri ardına  "Orpheus Descending"albümünde sıralanıyor. Bu arada Mellencamp harika bir söz yazarı... inanılmaz güzel metaforlarla başkaldıran bir şair edasında. 

Mellencamp müziğinde kemanın yeri de bir başkadır ve 1987'den beri yanında olan kemancı Lisa Germano'nun varlığını görmek çok büyük keyif veriyor.  

"Orpheus Descending", öyle stadyumları sallayacak ya da bütün eller havaya tadında bir albüm değil... buradan retro efsane falan da çıkmaz ama zihin açıcı bir geleneğin devam ettiğini bize müjdeliyor.  

Aptulika




24 Temmuz 2023 Pazartesi

Rock'a Göz Kulak Olmak... Ankara Nazım Hikmet Kültür'deydi: 22 Temmuz 2023!

 



Ankara'da Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde olunca etkinlik sonrası Nazım Ustanın dediği gibi
 "Dostların arasındayız/ Güneşin Sofrasındayız"
 misali oluveriyor insan. 
Tabi o gün hava sıcaklığının yüksekliğinde İstanbul'dan nemli ve hamur misali yola çıkarken Ankara'ya geldiğimizde gene şairin dediği gibi 
"Akın var akın / Güneşi zapt edeceğiz/ Güneşin zaptı yakın" 
diyorduk ve zapt ettik de galiba!
Ankara bir başka ve Ankara'da gene Rock bir başka güzel tınlıyor. 

Ankara'da olunca mutlaka bizi Birsel Harputlu karşılar. 


Trio yani üçlü benim için en ideal rock grubu ölçüsüdür...  ZZ Top, ilk kuruluşuyla Motorhead,  Rush, ELP, Cream, Taste, Police, Grand Funk Railroad ve devamı gelir.

Aklınızda olsun kalabalık bir masada rakı muhabbeti yapmayın. Onun en ideali üç kişilik bir masadır. Eğer her biri filozofsa beş kişi içebilirsiniz ama dört kişi de tehlikeli ve sorunludur. Neden mi? Dört kişi, çiftli rakamdır ve iki taraf birbirine bölünür ve her kafadan bir ses çıkar, muhabbet falan hak getire, kafa çacığa düşer ve ertesi günü baş ağrısıyla kalkarsınız. O zaman üç kişi yani trio harikadır. İşte böyle biz de bir anda BAM oluverdik ve kent kent gezmeye başladık, adeta bir turne gibi. 

Turne gibi dediğime bakmayın topu topu iki şehir, dört etkinlik yaptık ama bu iş bizi fena halde sarıverdi.  Meral'le İstanbul'a dönerken, "bir sonraki etkinlikte şunu da katalım" falan diye sohbetler bile eder olduk. Yani biz bu işi sevdik.


Ankara'da Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde olunca etkinlik sonrası Nazım Ustanın dediği gibi "Dostların arasındayız/ Güneşin Sofrasındayız" misali oluveriyor insan. 

En son geçen Cumartesi Ankara'da Nazım Hikmet Kültür Merkezi'ndeydik ve bizi konuk etmeleri muhteşemdi. Hele o gelenler bize öyle coşku verdiki. Etkinlik sonunda oturup sohbet ettik ve doyamadık.

Birsel gibi Ankara dediniz mi aklıma Mete Öztürk geliverir.

Bu arada bu üçlü ne yapıyor derseniz? Evet ekinliğimizin ismi: ROCK'A GÖZ KULAK OLMAK ! Şimdi bazıları  bizim kendimizi bir halt sanıp "rock'a göz kulak olma" derdine düştüğümüzü sanır. Ama işin aslı benim daha önceden yaptığım "GÖRME BİÇİMLERİ" ile Bülent'in radyo programı "KULAK MİSAFİRİ"nin birleşiminden oluşan bir trio etkinliği. Yoksa kimseye hele ki ROCK'a  "göz kulak olma"  derdimiz yok. 

Bülent bu sefer "Radyo Tadında" sunumunu yenilemiş ve John Lennon'un son albümü üzerine güzel bir dinleti ve söyleşi gerçekleştirdi. 

İşte bu şekilde Ankara'daki etkinlikte Bülent sunumunu yenileyerek bu sefer John Lennon'un son yılları ve son albümünü ele alan dinleti ve sunum yaptı. 

Meral, rock'ın görsel yanını ele alan sahne kıyafetleri, giysiler üzerine güzel bir Görme Biçimleri yaptı. Bu arada pelerinler üzerine hazırladığı bölümde Metin Milli pelerini görselini unutması ayrı bir espri konumuzdu. Kızcağızın üzerine "Metin Milli'yi unutmasaydın" diye İstanbul'a gelene kadar az gitmedik. 


Ankara etkinliğimizi iki Nazım Hikmet Kültür Merkezli kahramanı biri resmin sol yanındaki Jethro Tull tişörtlü Yasin ile resmin en sağ yanında yer alan şapkalı olan arkadaş ( benim sima hafızam iyidir ama isim hafızam çok kötüdür. Bu yüzden çok özür dilerim) bizi inanılmaz bir şekilde ağırladılar. Binlerce teşekkür. 


En son ben de plak kapakları üzerine bir Görme Biçimleri yaptım. Ama en son sahneye çıkmak her zaman "assolist" hesabı olmuyormuş. Bizim çıktığımız sahnede bizden sonra konser olacağı için hızla hareket edecektik. Ara sıra Nazım Hikmet Kültür Merkezi'ndeki arkadaşa "Kaç dakikam kaldı" diye sorup sorup devam edecektim. Ama playlisti tam tekmil sundum, hatta Bis bile yaptım.  

BAM trio olarak "Rock'a Göz Kulak Olmak" etkinliğinde Ankara'da Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde harika anlar yaşadık. Ankara gene de bir başka ve herkese buradan selam ederim. 

BAM Trio'dan Aptulika


18 Temmuz 2023 Salı

Liste Başı ALBÜMLER - 19 Temmuz 2023

Rock


1. Orpheus Descending - JOHNMELLENCAMP (3) - 5

 2. Peace...Like A River - GOV'T MULE (2) - 5

 3. Bridges - STEVE LUKATHER (7) - 5


 4. Other Doors - SOFT MACHINE (8) - 3
 5. Echoes from the Past - ELOY (6) - 4
 6. Golden Age of Music - Arjent Lucassen's Supersonic Revolation (1) - 8
 7. Mirror in the Sky - YES (5) - 9
8. Fauna  - HAKEN (4) - 6
  9. Horns For A Halo - ELEGANT WEAPONS (10) - 6
10. Every Lose - IGGY POP (13) - 3 
11. Shadow Kingdom - BOB DYLAN (10) - 5
12. Seven Psalms - PAUL SIMON (11) - 7
 13. Six - EXTREME(18) - 6
 14. Police Deranged for Orchestra - STEWART COPELAND (17) -3
 15. Wrong Side Paradise - Black Star Riders (20) - 6
 16. Black Diamonds - L.A. GUNS (19) - 3
17. Weathervanes - JASON ISBELL (22) - 2
 18. Live At Montreux Jazz Festival '07 - MOTÖRHEAD (14) - 4
19. Tales Of Time - JOE BONAMASSA  (12) - 9
20 . Running for a Dream - THE LAST  INTERNATONALE (25) -2
21. Defiance Part 1 - IAN HUNTER (21) - 3
22. Fated - JEAU JAMES (Yeni) - 1
23. Darkfighter - RIVAL SONS (16) - 5 
24. Forwards - THE ALARM (Y) -  1
 25. Take No Prisoners - ALCATRAZZ (15) - 6




  Blues




1. Satisfied - GAYE ADEGBALOLA (2) - 6

 

2. Outside The Lines - MISTY BLUES (3) - 5

3. Blood Brothers - MİKE ZITO and ALBERT CASTIGLIA (1) - 6



4. Ain't Giving Up - CHRIS DUARTE (6) - 4

5. Exorcist - SELWYN BIRCHWOOD (7) - 6

6. Moving On Skiffle - VAN MORRISON (4) - 5

7. Real Gone - ALLY VENABLE (8) - 5

8. Ridin' - ERIC BIBB (5) - 6

9. Death Wish -SAMANTHA FISH & JESSE DAYTON (9) - 4

10. LaVette! - BETTYE LAVETTE (27) - 4

11. Best of Me - JOANNA CONNOR (13) - 4

 12. A Day By The Bay - BACKTRACK BLUES BAND (12) - 6

 13. High Rise Blues - BOB CORRITORE & FRIENDS  (14) - 4

 14. Grovin' at Grove Now! - DOUG DEMING & THE JEWEL TONES (16) - 4

15. Lover's Game - THE WAR AND TREATY (22) -2

 16. Touch My Soul - IVAN NEVILLE (10) - 6

 17. What Key is Trouble in ? - NICK SCHNEBELEN (17) - 4

18. Power - ANA POPOVIC (11) - 7

19. Groove Me Baby - LADY J HUSTON  (25) -3

20. Super Soul Session - ARLEN ROTH  & JERRY  JEMMOTT (15) - 4

21. Introducing The Özdemirs - The Özdemirs (19) - 3 

22. Six Strings of Steel - DUKE ROBILLARD (28) -2

23. Live At The Palladium - DAMON FOWLER (18) - 5


24. Connections - BRUCE KATZ BAND (30) - 3

25. Call It Confusion - JOHNNY KING & FRIENDS (Yeni)- 1

26.  Dirt Woman Blues  – GRAINNE DUFFY (21) - 6

27. The Blues, Man, The Blues - MICK CLARKE (24) - 4

28. Raw Blues 2 - DOUG MAC LEOD (26) - 4

29. Yellow Peril - NAT MYERS (Y) - 1

30. High Time - JAY HOWIE (29) -3




Caz


1. Chet Remember - ENRICO PIERANUNZI (2) - 7


2. Dream Box - PAT MATHENY (3) - 5

3. Symphony No 4: The Jungle  - WYNTON MARSALIS (1) - 6



 


4. The Power Station Tour (West Coast) - CORY WONG  (7) - 4

5. Catalyst - STEVEN FEIFKE (6) - 5

6. I Want More - DONNY MC CASLIN (9) - 5

7. Short Stories - VICENTE ARCHER (11) - 5

8.  Like Minds - WAYNE ESCOFFERY (4) - 7

9. Iroko - AVISHAI COHEN (12) - 3

10. Savoy - TAJ MAHAL (5) - 5

11. Dance Kobina - JOE CHAMBERS (8) - 6

12. Linger Awhile - SAMARA JOY (16) - 4

 13. Conjuring - LAUREN HENDERSON  (13) - 8

14. Things Eternal - DAN WILSON (18) - 2

15. Dolphin - GREG FOAT (19) - 2

16. Grateful Deadication 2 - DAVE MC MURRAY (14) - 3

17. Birds - TINGVALL TRIO (20) - 2

18. Book Of Queens - KRASNO/MOORE PROJECT (Yeni) - 1

19. Dokuz 1 - OZAN MUSLUOĞLU(10) - 9

20. Not Alone - RANDY ESEN (Y) - 1


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...