11 Mayıs 2022 Çarşamba

Bizim Dadal'dan eski bir Günce.

 


Bazı insanlar vardır, yaşarken onları tanıdığınızı, hem de hayattayken yaşama kattıklarını da bilirsiniz ama onları kaybettiğinizde, onların yaşama kattıkları değeri ne kadar da az bildiğiniz anlarsınız.  Ahmet Say'ın ölümünden sonra da hissettiklerim böyle oldu, onun yaşamımıza kattıkları hakkında bildiklerim o kadar azmış ki, ölümüyle bunların hepsi bir volkan gibi patladı. 

Ahmet Say'ı yitirdiğimiz günün ardından sevgili dostum Dadal Günce bana bir mesaj atmıştı. Bu öyle anlamlı bir hatırayı yansıtıyordu ki paylaşmam gerekir dedim ve Dadal'a bunu blog'da paylaşabilir miyim? diye sordum. Aldığım cevap, "Elbette, lafı mı olur Aptulcüm"dü. Bu arada altta okuyacağınız yazı ile ilgili bir önemli bilgiyi daha vereyim. Dadal'ın babası Türk edebiyatının en önemli şairlerinden Ergin Günçe'dir. Onunla ilgili de bir ara şiirleri hakkında bir şeyler yazmak isterim ama ilgilisine bir bilgi olur diye Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkmış bir kitabının hala  bulunabildiğini söyleyeyim.  ( Şimdi burada ufak bir düzeltme yapayım. Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan baskı çoktan tükenmiş. Ergin Günçe'nin şiirleri şu anda "Türkiye Kadar Çiçek" adıyla geçen yılın Ağustos ayından beri Kırmızı Kedi Yayınları'ndan piyasaya çıkmış.)

Hadi buyrun bakalım, Dadal'a bırakalım sözü. 


"Aklı fikri oyunda"


Yağmurlu bir Ankara ikindisi. 

Lisede olmalıyım, babam Türkiye'ye dönmüş. 

Evden çıkıyoruz, Tunalı Kavaklıdere civarında yürüyüş, sohbet, derken babam "Dur, Ahmet'e de bir uğrayalım" diyor.

 Kapıyı çalıyoruz, babam yaşlarında biri açıyor ( geçerken habersiz uğramak eski bir Ankara adetidir) içeri buyur ediliyoruz.

 Çaylar içiliyor, babam anlatıyor arkadaşı dinliyor daha çok. Arada bazı isimleri azıcık küfür de ederek anıyorlar. Derken küçük bir çocuk giriyor içeri, piyanonun başına oturup bir şeyler çalar gibi yapıyor. 

Sonra aynı hızla kayboluyor ortadan. 

"Oyuna kaçtı" 

diyor babası, 

"aklı fikri oyunda". 


Ahmet ve Fazıl Say'ı kim olduklarını bilmeden ilk kez böyle görüyorum.




Liste Başı Plaklar - 11 Mayıs 2022



Haftanın Liste Başı Plaklarına devam ediyoruz. Listedeki sıralamada sarı parantez albümün geçen haftaki durumunu, mavi renkli parantez ise kaç haftadır listede yer aldığını gösterir. (Y) ise albümün listeye yeni girdiğini belirtir. 

Anketimiz bir denek üzerinden yüz yüze görüşülerek yapılmıştır. 


Liste Başı Plaklar - 11 Mayıs 2022




BLUES


1 - JOSH SMITH - Bird of Passage (2) (3)

2 - TINSLEY ELLIS - Devil May Care (1) (5)  

3 - THE DUKE ROBILLARD BAND - They Called It Rhythm &Blues (3) (6) 


4 - ROBIN TROWER - No More Worlds to Conquer (6) (2) 

5 - GOV'T MULE - Heavy Load Blues (5) (5)

6 -JOHN MAYALL - The Sun Is Shining Down (4) (6)

7 - RONNIE EARL & THE BROATCASTERS - Mercy Me  (14) (2)

8 - BERNARD ALLISON - Highs & Lows  (15) (2)

9 -TIM GARTLAND - Truth  (13) (2)

10 - ERIC GALES - Crown (Y)

 11 -TAJ MAHAL and RY COODER - Get On Board (8) (3)

12 -BONNIE RAITT - Just Like That (7) (3)


13-  POPA CHUBBY - Emotional Gangster (11) (5)

14- SAHTE RAKI - Sen Tabii Daha İyi Bilirsin (Y)


15 - TOMMY CASTRO - A Bluesman Came To Town (10) (5)
 

ROCK



1 - DEEP PURPLE - Turning to Crime  (1) (2)

2 - KRONİK - Endless War (4) (2)  

3 - G.O.L.E.M - Gravitational Objects Of Light (5) (2)  

4 - JETHRO TULL -The Zealot Gene (2) (2) 

5 - TED NUGENT - Detroit Muscle (6) (2) 

6 -JOE SATRIANI - The Elephants Of Mars (3) (2) 

7 - COLESSIUM - Restoration (Y)

8 - ANN WILSON - Fierce Bliss (7) (2) 

9 -  BETH HART - A Tribute To Led Zeppelin (Y)

10 - RED HOT CHILLI PEPPERS - Unlimited Love  (Y)

11 - TIMOTHY B. SCHMIT - Day By Day (Y)

12- JOAN JETT & the Blackhearts - Changeup (Y)

13 - KIRK HAMMETT - Portals (8) (2) 

14 -VOIVOD - Synchro Anarchy (9) (2) 

15 - SCORPIONS - Rock Believer (10) (2) 





10 Mayıs 2022 Salı

Bir Siyasi Mahkumun Hapiste Yazdığı Romanla Alınan Piyano

 


Eskiden beri karşılaştığım ahmakça bir görüş vardır ve bugün de izlerinin sürdüğüne hala şahit olurum. Bu saplantılı yaklaşıma göre, "Klasik Batı Müziği burjuva işidir". Bir virüs gibi içimize işlemiş bu yaklaşım eskisi gibi olmasa da gene yer yer izlerini gösterir. 

Klasik müzik üzerine kitaplar yazan Ahmet Say'ın 1970'lerde bu kimliği ile birlikte sol hareketin içinde yer aldığını duyduğumda şaşıracaktım. Demek ki o ahmakça görüş ister istemez beni de etkilemişti.

Evet Ahmet Say, bilindiği gibi dünyaca tanınmış piyanistimiz Fazıl Say'ın babası. Baba Say da bir müzisyen ama bunu daha çok eğitici yanı ve yazdığı kuramsal kitaplarıyla yapmış. Öyle ki bugün bile yazmış olduğu kitaplar konservatuarlarda kaynak kitap olarak okutuluyor. 

Ahmet Say da müzik üzerine konservatuarda okumuş ama kardeşinin ölümünden sonra ailesinin ekonomik durumunun zora girmesi sebebiyle bu eğitimini yarıda bırakacaktı. Kendi hayatında gerçekleştiremediği müzisyenliği kendi oğlunda gerçekleştirecekti. Ancak Ahmet Say müziği bir müzikolog olarak yazdığı kitaplar ve eğitimciliği ile sürdürecekti.

Almanya'da aldığı üniversite eğitiminden sonra yurda dönen Say ilk olarak Bingöl'de öğretmenlik yapacaktı. Onu 1964'ten itibaren sol ve devrimci bir çizgide olan "YÖN" hareketi içinde görecektik. Doğan Avcıoğlu'nun başını çektiği bu aydın hareketi o dönemin MDD (Milli Demokratik Devrim) adıyla şekillenen sosyalist bir yapı idi. 1967 yılına gelindiğinde ise Türk Solu isimli bir dergi çıkarırlar. Bu dergi etrafında o dönemin devrimcileri toplanır ki, Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan da bu derginin okuyucularıdır. (2000'li yıllarda aynı isimli bir dergi çıktı ama onun bu - 1970'lerde çıkan- dergiyle bir alakası yoktur) İşte o 1967'de çıkan Türk Solu dergisinin imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü de Ahmet Say'dı. 

Türk Solu dergisinde yazıları da çıkan Ahmet Say, 12 Mart 1971 darbesinden sonra bir çok devrimci genç ve sol - sosyalist aydın gibi tutuklanacaktı. O yılları daha sonra yazdığı bir yazıda, 

"Ben hapiste Maksim Gorki'nin 'Benim Üniversitelerim' kitabını çok daha iyi anladım... Çünkü hapishanede beni eğiten bir üniversite gibiydi." diye  açıklayacaktı. 

Ahmet Say 12 Mart zindanlarında yatarken roman yazmaya da başlayacaktı. Burada yazdığı "Kocakurt" romanı daha sonra yayınlacaktı ve bu kitabın satışından gelen gelirle Fazıl Say'ın ilk piyanosu alınacaktı. 

Bu anektodu Ahmet Say'ın ölüm haberini aldığım Tele 1'de yayınlanan 18 Dakika programında Merdan Yanardağı"ın anlatımından duydum ve sizlere aktadım. Ama o 1968'lerde çıkan Türk Solu dergilerini zamanında ( 5 ...6 yaşlarında olduğum için) okuyamasam da çok sonraları bir şekilde sahaflardan vesaire bulup okumuştum. Hem mücadele hem de aydın birikimi olarak başka yıllarmış doğrusu. 

Şimdi elimde üç yıl önce aldığım Ahmet Say'ın "Müzik Tarihi" kitabı var.  650 sayfalık muhteşem bir yapıt, bir ara okunmak için bekliyor. Tabi daha başka yapıtlarını da buldukça okuyacağım. Ahmet Say ölmüş falan değil yani bize öğretmenliğe devam ediyor .

Ahmet Say bir ömrünü ülkenin aydınlanmasına vermiş ve bunun için toplumsal mücadeleden de geri durmamış bir devrimci. Şimdi hala "Klasik müzik burjuva işidir" diyen divaneler var mıdır?

APTULİKA


AYDINLANMA DEVRİMİ bir Çınarını daha kaybetti... AHMET SAY



Usta piyanistimiz Fazıl Say'ın babası, müzik yazarı Ahmet Say'ın hayatını kaybetti. Fazıl Say, sosyal medya hesabından babasının vefat ettiğini duyurduğu açıklamada, babasının Türkiye’nin en değerli aydınlarından olduğunu belirttikten sonra şunları söyledi:

"Babamı kaybettik. Üzüntüm sonsuz. Ahmet Say, Türkiye’nin en değerli aydınlarından biriydi, tüm müzik ve edebiyat çevresinin de başı sağolsun. 86 yıllık ömründe ne çok eser bıraktı. Ve çok özel çok güzel bir baba oğul ilişkisidir, son anına kadar. Başımız sağ olsun…"


Müzik eğitimcisi ve müzik yazarı Ahmet Say, 1935 yılında İstanbul’da, Kadıköy’de doğdu. Küçük yaşta piyano eğitimine başladı. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. 1946’da İstanbul Belediye Konservatuvarı’na girdi. 1950’de konservatuvarı terk etti. 1954 yılında basın-yayın eğitimi almak için Almanya’ya gidip altı yıl orada yaşadı. Yurda döndüğünde Bingöl’de üç yıl öğretmen, halk eğitimcisi ve folklorcu olarak çalıştı. Bu dönemde türkü, ağıt ve masallar derledi, halk dansları toplulukları kurdu ve çocuk toplulukları yetiştirdi. Bingöl Hikayeleri adlı eseri bu dönemin ürünüdür.

1964’te Ankara’ya yerleşti. 1967’de Türk Solu adlı derginin yazı işleri müdürlüğüne getirildi. 12 Mart darbesi döneminde 17 ay hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra "Kocakurt" romanını yazdı (1976). 1977’de ise Cemal Süreya, Vecihi Timuroğlu, Ragıp Gelencik, Demir Özlü, Ali Püsküllüoğlu ile aylık Türkiye Yazıları'nı çıkarttı. 1980’den başlayarak kendisini bütünüyle müzik yazarlığına verdi.


Edebiyatçılar Derneği kurucu üyelerinden olan Ahmet Say, iki yıl süre ile bu derneğin başkanlığını yaptı. Edebiyat ustalarına verilen Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülleri Altın Madalyası'nı kurumsallaştırdı.

Konservatuvarlar ile üniversitelerin müzik bölümlerinde temel eser olarak okutulan müzik kitaplarının yazarı olan Ahmet Say, "Kamil’in Atı" adlı öykü ile 1970 yılında TRT Ödülleri Öykü Yarışması’nı, 1974 yılında Yeni Adımlar Dergisi’nin açtığı Sabahattin Ali Hikâye Yarışması Birincilik ödülü, Antalya Film Festivali Öykü Yarışması Mansiyon ödülü, 28. Ankara Uluslararası Film Festivali "Sanat Çınarı Ödülü"nü kazandı. 

"Kocakurt" adlı romanı ile 1975 Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda basılmaya değer ürünler arasında yer aldı.


8 Mayıs 2022 Pazar

“Sen tabii daha iyi bilirsin!” ama Sahte Rakı albüm çıktı!



Sahte Rakı, bu hafta çıkan yeni albümü “Sen tabii daha iyi bilirsin!” ile eğlenceli bir Blues, Rock’n Roll ve Funk şöleni sunuyor.



Sahte Rakı, ülkemizin önemli blues gruplarından biri olmasının yanısıra eğlenceyi de garantileyen hafiften nefeslilerin de yer almasıyla bir big band'a da dönüşüveren, rock'n roll'u da bagajından eksik etmeyen nevi şahsına münhasır bir örnek. Üstüne üstlük üretmeyi de ihmal etmiyorlar; grubun şimdi de yeni albümü "Sen Tabii Daha İyi Bilirsin!" bu hafta piyasaya çıktı.  Albümde altı yeni beste ve bir Yavuz Çetin yorumu bulunmakta. Albümün nasıl bir muhtevaya sahip olduğunu öğrenmek için, ben biraz aradan çıkayım ve sözü gruba bırakayım:

"Hayatın her anında iletişimsizlikler sebebiyle düştüğümüz garip durumları, ego savaşlarını, kapitalizm çarkları içinde değişen değerlerimiz ve benzeri konuları yer yer mizahi bir dille ele alan albüm, aşk konusuna da değinmeyi ihmal etmiyor. "

Sahte Rakı yeni albümünü bu sözcüklerle tanımlıyor, eh hani bu tanımlama bizim de ahvalimizi sunuyor.

 "Sen Tabii Daha İyi Bilirsin!" albümü, 2016’dan bu yana çıkardıkları üç Ep ve iki teklisinin ardından Sahte Rakı’nın yayımladığı ilk uzun stüdyo albümü olma özelliğini taşıyor. Dedikten sonra isterseniz şimdi de albüme şöyle bir göz atalım. 

Albümden önce çıkan ilk single, "Ferdi Tayfur"du. İki hafta önce bu şarkıyı dinlemiş ve albümü bekler olmuştum. Şimdi bu parçayı dinlememiş olanlar, hemen "Eyvah onlar da mı modaya uyup, arabesk bir kavır yaptılar." diyebilir. Açıkcası ilk duyduğumda ben de öyle sandım. Grubu tanıdığım için bir Ferdi Tayfur şarkısını "ti"ye aldıklarını sanmıştım. Oysa bu parça gruba ait yepyeni bir beste. "Bir aşk uğruna değil de ekonomik dertlerden bizi gece yarıları sokaklara döken kapitalizme büyük üstat Ferdi Tayfur’un “Sabahçı Kahvesi” adlı şarkısı üzerinden göndermelerin yapıldığı" diye grubun açıkladığı bu parça da mizah düzeyi oldukça yükseğe çıkıyor. Parça da arabesk olan tek öge ortalara doğru nakarat bölümünde altta belli belirsiz yer alan Ferdi Tayfur sesi ile gelen "aman aman" nidası. 

Albüm "Çorap" isimli parça ile açılıyor. İlk aşk ya da platonikten reale dönme çabalarımızı resmeden bu parçanın ritmik akışından sonra ise "Kahve" ile devam ediyoruz. Aşka, sevgiliye ilk adımı atmak için basit formüller veren “Çorap” ve “Kahve” ise albümün iki “flört”şarkısı. 

Mütevaziliği yüzünden en iyi bildiği konuda bile fikir beyan edemeyecek şekilde esir alınan insanın dramını anlatan “Göbekten”; egosu yüzünden iş ya da sosyal yaşamda size hayatı zindan eden karakterlerle kurulmaya çalışılan isteksiz empatinin anlatıldığı “Paşam”, mizahi ve eleştirel bakışın yükseğe çıktığı çalışmalar. 

Buraya kadar parçaları sözlerinden yola çıkarak anlattım. (Tabi bu tanımlamaları grubun basın bülteninden de yararlanarak sizlere aktardım) Ancak Sahte Rakı'nın bu albümünde sadece sözlere takılıp kalmıyoruz. Müzikal dağılımı da dikkate değer. Özellikle blues'u ele alırken dünyadaki yansımalarından uzak kalmıyorlar. Klasik bas, gitar, vokal, davul dörtlüsüne nefesliler de eklenerek grup 9 kişiye çıkıyor. Klasik dörtlü ile nefesli enstrümanları arasındaki bağ da armonika ile kuruluyor. Grubun ve tabi bu albümdeki bestelerin ve şarkı sözlerini de yazan Dinçer Tuğmaner armonika (kendi tanımıyla mızıkacı) ile adeta bir orkestra şefi görevini görüyor. 

 Albümde dikkati çeken bir parça da "Kurtul". Bu parça da yer yer soundun sertleştiğini hatta ufaktan hard rock'a bile göz kırpıldığını görüyoruz. Ve albümün sonunda ise albümün tek cover eseri olan Yavuz Çetin’den “Yaşamak İstemem” yer alıyor. Parçanın girişindeki ağız mızıkası yoruma fark ve ayrı bir lezzet verirken, büyük usta Yavuz Çetin'e de muhteşem ve içten bir saygı sunuşu niteliğinde. Bu parçanın yorumlanışında gitar sololarının yerine mızıka sololarına yer verilmiş.  

Tüm yeni bestelerin söz ve müziklerinin grubun mızıkacısı Dinçer Tuğmaner’e ait olduğu albümün düzenlemelerinde ise Sahte Rakı grubu üyelerinin emeği bulunuyor. Albümün tüm kayıt, mix, mastering süreçlerinde ve “Yaşamak İstemem” yorumunun düzenlemesinde deneyimli müzisyen ve kayıt mühendisleri Arıkan Sırakaya ve Meriç Memikoğlu tarafından gerçekleştirildi.

Şimdi yazının sonuna gelmişken sözü gene Sahte Rakı grubuna bırakalım:

"Sahte Rakı’nın bu yeni albümü, dinleyenlerinin yaşam içindeki yükünü Blues ve Rock’n Roll eşliğinde, mizahı eksik etmeden hafifletmeyi hedefliyor. Kafa dağıtmayı, güldürmeyi ve mümkünse dans ettirmeyi planlıyor. Kısa öz ve hayata dair bu 7 şarkıdan oluşan “Sen tabii daha iyi bilirsin” albümünü beğeninize sunuyoruz... Şarkılar bizim kalbimizden, ruhumuzdan, enstrümanlarımızdan çıktı, şimdi sizin kulaklarınıza emanet..."

Buraya kadar her şey güzel ama albümle ilgili bir eleştiriyi de yazmalıyım. 7 parçayı çok güzel dinliyoruz ama hemen bitiyor. Parça sürelerini çok kısa olması akılcı ama 18 dakikada biten bir albümden sonra insanın doyamayıp, ilk yapılacak Sahte Rakı konserine gidesi geliyor. Bu arada konserlerinin çok keyifli olacağına da eminim. En yakındaki konserlerine gitmek için merakla bekliyorum. 

APTULİKA




  


6 Mayıs 2022 Cuma

Günlük Değil GÜNDELİK 0024



Vakti zamanının grubu Heart'tan Ann Wilson'un yeni albümü geçen hafta çıkmıştı ve gene geçen hafta buradan haberini yazmıştım. Açıkcası bir iki dinlemeden sonra etkisini yitirir sanmıştım ama bu gece albümdeki bir parça beni etkisi altına alacaktı. 

Aklıma hemen her hafta yaptığım "Liste Başı Plaklar" seçkisi gelecekti. Sanki çok ilgi çekiyormuş gibi ( Bu arada tıklanma oranı 15'i geçmiyor) bir de "Parça" listesi yapayım dedim. O listede Biues  ve Rock kategorileri vardı ve bu hangisine girerdi diye düşündüm. Dinlerken bana o geçmiş zamanların hard'n heavy'sini de hatırlattı. 

Aklıma geldi yazdım. Ama gerçekten bu parça güzel geldi. Ne olur ne. olmaz notumu alayım, kim bilir belki bir de parça listesi yaparsam gerekir. 

İşte böyle gece vakti gereksiz işlerle uğraşıyoruz, ne yapalım bize düşen de bu.

APTULİKA

7 Mayıs 2022

Saat: 00:20



Eric Gales ve Crown


21 Ekim 2021'de Gales, Joe Bonamassa'nın yer aldığı "I Want My Crown" single'ını yayınladı . Şarkı, yakında çıkacak olan "Crown" albümünün ilk single'ı olacaktı.  28 Ocak 2022'de de albüm piyasaya çıkacaktı. 



Albümün kapağına ve ismine baktığınızda bir anda, "Aman be! Gene egosu patlamış bir gitarist..." diyeceksiniz. Öyle ya, kapağa baktığınızda kendini kral ilan etmiş, tacı, tahtı hazır, kendini dev aynasında gören bir gitarist var. Evet görüntüde böyle ama söz konusu egosu yüksek gitaristler, kendilerinden başka gitarist olmadığını düşünürler ve bu yüzden de yalnız kendileri vardır; oysa Gales'in çevresinde Dave Navarro, Zakk Wylde, Joe Bonamassa, Gary Clark Jr. ve Eric Johnson gibi gitarist dostları vardır ve onlar da Eric Gales'den övgüyle bahsederler. Bu isimler Gales'in çağdaşı gitaristler ama büyük usta Carlos Santana da onun için, "Eric kesinlikle olağanüstü." diyerek bir anlamda "doktora"sını vermiştir. 

Eric Gales'in son albümü "Crown" zaten iki gitarist meslekdaşının desteği ile oluşmuş. Bunlardan biri geçen hafta blues'u big band tadına taşıyan albümü "Bird of Passage" ile tanıttığım Josh Smith, diğeri de blues rock'ın son yıllardaki dev ismi Joe Bonamassa. Bu iki gitarist, Eric Gales'in son albümünün yapımcılığını üstlenerek desteklerini vermişler. Joe Bonamassa'nın Eric Gales'e inanması ilk kez bu albümle olmamış, yani çok öncelere dayanıyor. 2019'da Bonamassa bir konserinde "The Battle of John Henry " parçasını onunla birlikte seslendirmişti ve çekilen videoda 10 gün içinde 3 milyon kişi tarafından izlenmişti. Bu iki gitaristin  dostluğunun bir yansıması olduğu gibi, uyuşturucu bağımlılığı sonucu müzikal hayatı sallantıya uğrayan Eric Gales'e verilen bir destekti. 

Uyuşturucu bağımlılığı yüzünden "kendimi arka koltuğa koydum." diyen Eric Gales, 2009'da iyice dibe vuracaktı. Uyuşturucu ve silah bulundurmaktan hapis yatan gitarist, bu bağımlılıktan kurtulmak için büyük bir mücadeleye girecekti. Ona bu konuda en yakın desteği veren ve en önemlisi onun bu illeti bırakacağı konusunda inanan kişi Joe Bonamassa'ydı. İşte bu dostluk şimdi de bu albümde yapımcı koltuğuna geçerek sürecekti.  21 Ekim 2021'de Gales, Joe Bonamassa'nın yer aldığı "I Want My Crown" single'ını yayınladı . Şarkı, yakında çıkacak olan "Crown" albümünün ilk single'ı olacaktı.  28 Ocak 2022'de de albüm piyasaya çıkacaktı. 

Albüm, Gales'in “madde bağımlılığıyla mücadelesini, yeniden müzikal yaratıcılığını kazanması yönündeki umutlarını ve ırkçılık karşıtı düşüncelerini” vurguluyordu. İşte o albüm kapağında yer alan taçlı ve tahtlı poz, bir egosu yüksek gitaristin meydan okuması değil, geçen bu mücadele dönemini vurguluyordu. Albüm piyasaya çıktıktan bir hafta sonra  Billboard Blues Albümleri listesine 1 numaradan giriş yapacaktı. Üstelik bu ikinci kez olmuştu ama bu seferki geçen kötü dönemi atlatıp tekrar eski günlere dönüşün geçiş kartı gibiydi.   

Bugün 47 yaşında olan Eric Gales, 30 yıllık müzikal kariyerinde Albert King ve Jimi Hendrix'in izlerini caz ve klasik müziğin armonileriyle birleştirerek blues gitarına kendi tavrını yerleştirmişti. Bunu yaparken son teknolojinin nimetlerini de cesurca kullandı. 

Eric Gales, 1991 yılında ilk albümü "The Eric Gales Band"i yayınladığında henüz 16 yaşındaydı ve bir gitarist olarak dikkatleri hemen çekti. Geçen 30 yıl içinde 18 albümle ekol olmayı başardı. Arada geçen o nahoş uyuşturucu bağımlığı döneminden kurtuluşu da katarsak, buna küllerinden yeniden doğma tanımı yapmamız çok da yerinde olur hani. Beş yıldır artık bu dönemi atlatmış olan Gales, güçlü bir albümle hayatına yeniden başlıyor denilebilir. Albüm Nashville'de Ocean Way ve Sound Emporium stüdyolarında kaydedildi ve 16 parça ile onun patlamalarla dolu gitarını fena halde hissediyoruz. 

Derleyen: APTULİKA





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...