8 Kasım 2019 Cuma

Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 121


Bertrand Russell
 "Hikayeler"
Tel Yayınları
(1. Basım 1972)
Çeviri : Harika Aktel

 İnanın sahafta bu kitabı görene kadar Bertrand Russell'ın edebiyatçı yanını bilmiyordum. Bir Matematik bilgini ve felsefeci olarak yapıtlarını bildiğimiz Russell'ın beş öyküden oluşan bu kitabını bulup, okuyunca hayretim ve hayranlığım bir kez daha arttı doğrusu. 98 yaşında hayata veda eden düşünür, öykü yazmaya 80 yaşından sonra başlaması da övgüye değer doğrusu. Yüzyıllık yaşamın her anı dolu dolu yaşandığı gibi son 18 yılında da yeni bir kulvara adım atmaktan da çekinmemiş. 
Söz konusu Bertrand Russell olursa yazdığı hikayelere de elbetteki ilgiyle yaklaşacaktık, sonuçta çağımıza damgasını vurmuş bir bilim adamı ve düşünür ama yazdığı öykülerde edebiyat alanında fazla bir beklentiye girmemiz gerekmezdi. Ancak kitabı okuyup bitirdikten sonra "Bertrand Russell 98 yıl değil, 200 yıl daha yaşasaydı da harika öykülerini de okuma imkanı bulsaydık" demeden de edemiyorum. 

Bertrand Russell'ın öyküleri Edgar Alan Poe'nun kasvetli ortamının içinde verdiği gerilimi hatırlattığı gibi nefis ironi ve toplumsal eleştiriyi de sunuyor. İnsanın doğası harika bir şekilde işlenirken, hırsları, güce tapıcılığı vurgulanıyor. İşlenen öykülerde kimi zaman komplo teorilerinden alışık olduğumuz bir atmosferde din, bilim, basın ve sermayenin bir araya gelerek, adeta iç içe geçmiş halde insanları ve dünyayı yönlendirmesi alaycı bir şekilde sunuluyor.   
Kitabı ben 50 yıl önceki baskısıyla bir sahafta buldum. Sonra baskısı yapıldı mı bilmiyorum ama tekrar bir yayınevi akıl edip de yayımlasa derim. Siz gene de sahaflarda falan gördüğünüzde kaçırmayın derim.  

  
 Aptulika

7 Kasım 2019 Perşembe

Ray Charles / Onu tanımlamak... ne mümkün

Ray Charles / Onu tanımlamak ne mümkün ( 2004) – 19,2 x 26,4 cm (Erhan Nailoğlu koleksiyonu)

"Cem Karaca'dan Zappa'ya" Sergisi'nden 5

"Cem Karaca'dan Zappa'ya" isimli sergim bir ay açık kaldı ve bu hafta sonu (11 Kasım 2019) bitiyor. Sergi boyunca bulunurken çizimlerle ilgili kısa yazılar da yazdım. Bunlar kimi zaman çizilen işlerle ilgil olduğu gibi kimi zaman da sergideki izlenimleri ve anektodları içeriyordu. Bu yazılara aralıklarla yer vereceğim. Böylelikle sergiye gelme imkanı olmayanlar buradan izleme olanağını bulurken, sergiye gelmiş olanlar da tekrar o anları yaşayacaklar. Ha bu arada sergiye gelmiş olanlarda tablolarla ilgili sergi izlenimlerini yazabilirler. ( bluesperisan@gmail.com )



RAY CHARLES 
"Onu Tanımlamak... Ne Mümkün"

Ray Charles için yüzlerce şey yazılabilir ama serginin açılışından bir gün sonrası yaşadığım izlenim kadar hiç biri öncelik taşıyamazmış gibi geliyor bana. 
11 Ekim'de sergi açılmıştı ve bir gün sonrası da ziyarete gelenleri karşılamak için orada bulunuyordum.
Sergiye bir anne daha henüz  ilkokula yeni başlamış olan kızı ile geldi. Çizimleri gezerken her müzisyeni de kızına anlatıyordu. Bu anlatma kimi zaman da cep telefonundan you tube'a girip müziklerini dinletmekle de sürüyordu. Bazı çizimlerin önünde anne kızına, 
"Bu kim?" diye soruyor ve cevabını alıyordu. 
Ray Charles'ın çiziminin önüne gelince anne gene,
"Bu kim?" diye sordu 
ama kız cevap vermedi. Annesinin sorusuna cevap yerine bir anda dans etmeye başlayarak, Ray Charles'ın "What'd I Say" parçasını söylemeye başlamaz mı?
İnanılmaz bir olaydı ve ufak kızın şarkıyı okumasının yanı sıra dans etmesi aynı aşağıda paylaştığım videodaki 1959 konserinin sonuna doğru gençlerin dans etmesi gibiydi. 2012'de doğmuş ufak bir kız, 60 yıl öncesinin gençlerinin birikimini neşeye döndürerek bugüne ( ne bugüne... yarına) taşıyordu. 
Siz ne dersiniz bilmem ama benim için gelecek adına umut veren bir görüntüydü. Etrafta somurtuk yüzler, ekranlarda kavga edenler ve bilcümle homurtular arasında bu küçük kız umut vermez mi adostlar.

Aptulika

12 Ekim 2019



6 Kasım 2019 Çarşamba

Leonard Cohen / Yazar, Şair, Müzisyen ya da Tekmili Birden

Leonard Cohen / Yazar, Şair, Müzisyen ya da Tekmili Birden (2016) – 19,1 x 28,5 cm
(Harman Gültekin koleksiyonu)

"Cem Karaca'dan Zappa'ya" Sergisi'nden 4

"Cem Karaca'dan Zappa'ya" isimli sergim bir ay açık kaldı ve bu hafta sonu (11 Kasım 2019) bitiyor. Sergi boyunca bulunurken çizimlerle ilgili kısa yazılar da yazdım. Bunlar kimi zaman çizilen işlerle ilgil olduğu gibi kimi zaman da sergideki izlenimleri ve anektodları içeriyordu. Bu yazılara aralıklarla yer vereceğim. Böylelikle sergiye gelme imkanı olmayanlar buradan izleme olanağını bulurken, sergiye gelmiş olanlar da tekrar o anları yaşayacaklar. Ha bu arada sergiye gelmiş olanlarda tablolarla ilgili sergi izlenimlerini yazabilirler. ( bluesperisan@gmail.com )



LEONARD COHEN 
"Yazar, Şair, Müzisyen ya da Tekmili Birden"

İyi bir Leonard Cohen dinleyici değilim, hatta eskiden de çok sevmezdim.  Zaman içinde tanımaya başladıkça yıldızım barışmıştı ama bu tam anlamıyla bir yakınlık değildi. Sonrasında "Görkemli Kaybedenler" romanıyla onun yazarlığını farkettim. Buna rağmen de bir yakınlığım hala yoktu. 
Son 10 yıldır biraz olsun Cohen'e algı kapılarım açılacaktı o da şarkılarının kavırlarından olacaktı, tabi bir de "Future"ı onun yorumuyla sevecektim. 
Leonard Cohen hayata veda ettikten sonra bir yazı hazırlama sevdasına girişirken, aşağı yukarı bütün şarkılarının sözlerini bir bir taramaya başladım, işte o zaman bütün her şey değişecekti. Karşımda kelimenin tam anlamıyla bir şair vardı. O gün bugündür onun şarkı sözlerinin iyi bir çeviriyle şiir kitabı olarak yayınlanmasını hayal etmiştim. Kısacası bana göre o bir şairdi. Bir süre sonra bunun da yetmeyeceğini anladım. Leonard Cohen hem bir şair hem edebiyatçı, hem de müzisyendi. Belki bunlar da yetişmeyecekti. Tam anlamıyla bir ironi ustası hatta mizahçı yönü de vardı. Yani Leonard Cohen'i tam kavramak için insan çok farklı pencerelerden bakmalıydı. İşte portrelerini çizmeye koyulurken de bu farklı açılardan bakmanın keyfi doyulmaz bir şeydi ve dinlerken de öyle olmalıydı. Gene de Leonard Cohen, en sevdiğim müzisyenler arasında ilk sıralarda değildir ama en entelektüel müzisyenlerden biri olduğu kesindir. 


Aptulika

1 Kasım 2019


Pete Seeger - "This Land is Your Land"

Pete Seeger / This Land Is Your Land ( 2014) – 21 x 29,7 cm

"Cem Karaca'dan Zappa'ya" Sergisi'nden 3

"Cem Karaca'dan Zappa'ya" isimli sergim bir ay açık kaldı ve bu hafta sonu (11 Kasım 2019) bitiyor. Sergi boyunca bulunurken çizimlerle ilgili kısa yazılar da yazdım. Bunlar kimi zaman çizilen işlerle ilgil olduğu gibi kimi zaman da sergideki izlenimleri ve anektodları içeriyordu. Bu yazılara aralıklarla yer vereceğim. Böylelikle sergiye gelme imkanı olmayanlar buradan izleme olanağını bulurken, sergiye gelmiş olanlar da tekrar o anları yaşayacaklar. Ha bu arada sergiye gelmiş olanlarda tablolarla ilgili sergi izlenimlerini yazabilirler. ( bluesperisan@gmail.com )



PETE SEEGER 
"This Land is Your Land"

Bir elinde bonjo ya da gitar köy, kasaba, şehir demeden dolaşan bir müzik insanı. Bir yerde işçiler grev mi yapıyor, teklifsiz orada müziğiyle eyleme katılan biri. Ku Klux Klan bir yerde siyahlara mı saldırdı müziği ile faşistlere karşı meydan okuyan bir harika adam. Kısaca Pete Seeger.
  Ne kadar da bizdeki Aşık geleneğine benziyor değil mi? Karacaoğlan, Köroğlu gibi  ya da o ruhu 20. yüzyılımıza taşıyan Aşık Mahzuni, Aşık İhsani gibi. 
Amerika'da da Pete Seeger bir dönem müziğiyle sömürüye ve faşizme direnen eylemci bir folk müzisyeni. Bu yüzden konserlerinin çıkışında yolları ellerinde sopalarla faşistler doldurup, onu linç etmek istediler. Susmayan bu sesi bütün gericiler birleşip ABD'de "Cadı Avı"nda yoketmeye çalıştılar. Komünist diye sorguladılar. Ancak dünyanın her tarafında plakları dönüyordu. Baktılar gene de engel olamıyorlar, "Kara Liste"ye aldılar. Ondan sonra yıllarca süren iş verilmeme, konser verememe, albüm yapamama. 
Herşeye rağmen Pete Seeger yaşıyor ve müziği hala rock ve folk müzisyenleri tarafından seslendiriliyor ama onu kara listeye alanlardan hiç birinin adı sanı anılmıyor.   

Aptulika

15 Ekim 2019


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...