5 Temmuz 2019 Cuma
2019'un En Çok Satış Yapan Klasik Rock Plakları
İlk çıkışından yaklaşık 38 yıl sonra, Queen'in 'Greatest Hits' albümü, şu ana kadar 2019 yılının en çok satış yapan klasik rock plağı oldu
Yeni açıklanan plak satış grafiklerine göre Queen'in "Greatest Hits" albümünün plak baskısı, 2019 yılının ilk altı ayında 15.700 kopya satış yaptı. Bu sonuçta Freddie Mercury'nin hayatını konu alan "Bohemian Rhapsody" filminin etkisinin olduğu söylense de Queen'in '"Greatest Hits" albümü, Aralık 2018 itibariyle (çıkışından bu yana) satılan 6.3 milyonun üzerinde kopya ile İngiltere'deki tüm zamanların en çok satış yapan albümü özelliğini de taşıyordu. Queen'in en yakın rakibi olan ABBA ise gene bir seçki albümü olan "Gold: Greatest Hits" ile 5.58 milyon satış yaparak ikinci sırayı paylaşıyordu.
Şu ana kadar 2019'daki en çok satış yapan 40 albüm:
1. ‘Greatest Hits’ - Queen
2. ‘When We All Fall Asleep Where Do We Go’ - Billie Eilish
3. ‘Unknown Pleasures’ - Joy Division
4. ‘Rumours’ - Fleetwood Mac
5. ‘Divinely Uninspired To A Hellish Extent’ - Lewis Capaldi
6. ‘The Dark Side Of The Moon’ - Pink Floyd
7. ‘Legacy’ - David Bowie
8. ‘The Greatest Showman’ - Motion Picture Cast Recording
9. ‘Everything Not Saved Will Be Lost - Pt 1’ - Foals
10. ‘Bohemian Rhapsody OST’ - Queen
11. ‘Nevermind’ - Nirvana
12. ‘Western Stars’ - Bruce Springsteen
13. ‘What's The Story Morning Glory’ - Oasis
14. ‘Back To Black’ - Amy Winehouse
15. ‘Encore’ - Specials
16. ‘Don't Smile At Me’ - Billie Eilish
17. ‘The Balance’ - Catfish & The Bottlemen
18. ‘Guardians Of The Galaxy - Awesome Mix 1’ - Original Soundtrack
19. ‘Amo’ - Bring Me The Horizon
20. ‘Staying At Tamara's’ - George Ezra
21. ‘Legend’ - Bob Marley & The Wailers
22. ‘Dogrel’ - Fontaines Dc
23. ‘Madame X’ - Madonna
24. ‘I Am Easy To Find’ - The National
25. ‘The Stone Roses’ – The Stone Roses
26. ‘The Division Bell’ - Pink Floyd
27. ‘Sgt Pepper's Lonely Hearts Club Band’ – The Beatles
28. ‘End Of Suffering’ - Frank Carter/The Rattlesnakes
29. ‘Greatest Hits II’ - Queen
30. ‘Ripples’ - Ian Brown
31. ‘The War Of The Worlds - Jeff Wayne
32. ‘Unplugged In New York’ Nirvana
33. ‘Father Of The Bride’ - Vampire Weekend
34. ‘Eton Alive’ - Sleaford Mods
35. ‘Gold - Greatest Hits’ - ABBA
36. ‘AM’ - Arctic Monkeys
37. ‘Erratic Cinematic’ - Gerry Cinnamon
38. ‘Hounds Of Love’ - Kate Bush
39. ‘Definitely Maybe’ - Oasis
40. ‘The Beatles’ - The Beatles
Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 110
"Picasso"
Dedalus Kitap
(2. Basım: Ocak 2017)
Çeviren: Kaya Özsezgin
(2. Basım: Ocak 2017)
Çeviren: Kaya Özsezgin
Geçen hafta burada Gertrude Stein'in "Alice B. Toklas'ın Özyaşamöyküsü" kitabını tanıtmıştım. O yazıyı okuyanlar hatırlayacaktır, bu kitabın ismi her ne kadar Alice B. Toklas'ın anıları gibi görünse de aslında Stein'in 1900'lü yılların başındaki Paris anıları ve tabi 20. yüzyılın modern ressamlarının resmi geçitiydi.
Gertrude Stein, ABD'den Paris'e gelip, uzun yıllar geçirmiş bir resim koleksiyoncusu ama aynı zamanda bir edebiyatçı. Roman, hikaye ve şiir alanında çalışmalar vermiş olan Stein, Picasso'nun resimde yaptığını edebiyatta gerçekleştirmek istemiş. Bu arada yazarın üç kitabı dilimize çevrilmiş, bu hafta bunlardan ikincisini tanıtıyorum, üçüncüsü ise öykü kitabı, onu da şimdi okumaya başladım.
Gertrude Stein, modern dönemin ressamlarının hepsini tanıyan biri ama onların arasında en çok Picasso'nun özel bir yeri var. Bu yüzden de Picasso üzerine yazdığı bu kitap ayrıca ilgimi çekti. Açıkcası kitabı okumaya başlamadan önce bunun anılardan oluşan bir şeyler olacağını sanıyordum ama okumaya başlayınca yargımda yanıldığımı anladım. 63 sayfalık, oldukça kısa bir çalışma olsa da Picasso üzerine yapılmış güzel bir araştırma. Kitapta hem Picasso hem de kübist resmin oluşumunu çok güzel vermiş. Özellikle kübist sanatın neden İspanyollara uygun ve onların en iyi anlayabildiğini anlatması ilginçti. Kendi adıma çok zihin açıcı oldu.
Kitabın sonunda 63 sayfaya eklenen 15 sayfada da Picasso'nun tablolarının röprodüksiyonları (görselleri) konulmuş ki bunların seçimi de popülerlikten çok ressamı anlatacak nitelikle yapılmış.
Kitabı çeviren Kaya Özsezgin'in yıllara yayılan plastik sanatlar (resim, heykel vd.) yazılarıyla tanıdığımız bir eleştirmen ve sanat tarihçisi olması da kitabın değerini daha da arttırmış.
Aptulika
Aptnot: Böyle içinde tabloları falan gördünüz diye pahalı bir kitap sanmayın. Fiyatı 18 ya da 20 Lira gibi... İnternetten ısmarladığınızda 15 gibi bile oluyor.
Gertrude Stein, ABD'den Paris'e gelip, uzun yıllar geçirmiş bir resim koleksiyoncusu ama aynı zamanda bir edebiyatçı. Roman, hikaye ve şiir alanında çalışmalar vermiş olan Stein, Picasso'nun resimde yaptığını edebiyatta gerçekleştirmek istemiş. Bu arada yazarın üç kitabı dilimize çevrilmiş, bu hafta bunlardan ikincisini tanıtıyorum, üçüncüsü ise öykü kitabı, onu da şimdi okumaya başladım.
Gertrude Stein, modern dönemin ressamlarının hepsini tanıyan biri ama onların arasında en çok Picasso'nun özel bir yeri var. Bu yüzden de Picasso üzerine yazdığı bu kitap ayrıca ilgimi çekti. Açıkcası kitabı okumaya başlamadan önce bunun anılardan oluşan bir şeyler olacağını sanıyordum ama okumaya başlayınca yargımda yanıldığımı anladım. 63 sayfalık, oldukça kısa bir çalışma olsa da Picasso üzerine yapılmış güzel bir araştırma. Kitapta hem Picasso hem de kübist resmin oluşumunu çok güzel vermiş. Özellikle kübist sanatın neden İspanyollara uygun ve onların en iyi anlayabildiğini anlatması ilginçti. Kendi adıma çok zihin açıcı oldu.
Kitabın sonunda 63 sayfaya eklenen 15 sayfada da Picasso'nun tablolarının röprodüksiyonları (görselleri) konulmuş ki bunların seçimi de popülerlikten çok ressamı anlatacak nitelikle yapılmış.
Kitabı çeviren Kaya Özsezgin'in yıllara yayılan plastik sanatlar (resim, heykel vd.) yazılarıyla tanıdığımız bir eleştirmen ve sanat tarihçisi olması da kitabın değerini daha da arttırmış.
Aptulika
Aptnot: Böyle içinde tabloları falan gördünüz diye pahalı bir kitap sanmayın. Fiyatı 18 ya da 20 Lira gibi... İnternetten ısmarladığınızda 15 gibi bile oluyor.
4 Temmuz 2019 Perşembe
Ted Nugent: "Trump, gördüğüm en iyi başkan"
Ted Nugent , bir kez daha Donald Trump için övgüler yağdırdı.
Bir zamanların "Gitar Kahramanı" şimdilerin ise en Amerikancı muhafazakar çıkışlarıyla tepkileri çeken Ted Nugent verdiği bir röportajda, Trump için “gördüğüm en iyi başkan” dedi.
Nugent, “Donald Trump'ın harika bir iş çıkardığını düşünüyorum” dedi. “O bu ülkenin kalbi ve ruhunu,çiftçileri, özel mülk sahiplerini, girişimcileri, çok çalışkan insanlarını yani Amerikalıları temsil ediyor,”diyerek sözlerine devam etti.
Bununla da kalmayan Ted Nugent, ABD Başkanı Trump ile kendi gitaristliği arasında teorik bir bağlantı bile kuracaktı.
Nugent, azılı bir Obama muhalifi olarak Trump geldiğinden beri en büyük destekçisi oldu. 2017 yılında Oval Ofis'e gidip, Kid Rock' ile birlikte Trump'ı tebrik etmişlerdi.
Nugent son yaptığı Trump övgülerinden önce de Meksika sınırına duvar örülme ve sınır dışı edilme politikalarına tam destek vermişti.
![]() |
| Çizgi: Aptulika aptulelcioglu@gmail.com caricaturist: Aptulika |
3 Temmuz 2019 Çarşamba
Azeri Rock Grubu YUHU'nun basgitaristi İbrahim Emin'in ardından
Azerbaycan'ın en önemli rock gruplarından YUXU (YUHU)'nun kurucusu ve bas gitaristi İbrahim Emin'i 2 Temmuz (2019) Salı günü yitirdik. Grubun gitaristi Namig Naghdaliyev, kendi facebook sayfasından haberi şu sözcüklerle duyurdu:
"Arkadaşımız bu sabah vefat etmiştir. Çok üzgünüz. Bizim için büyük kayıp. Göz yaşlarımı tutamıyorum bunları yazarken. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. Başımız sağolsun."
Yuhu ya da onların özgün yazılımıyla Yuxu, 30 yıl önce onları ilk duyduğumda kelimenin tam tekmil anlamıyla şaşkına dönmüştüm. Enstrümanlarını dünya çapında ustalık derecesinde çalan, besteleriyle rahatlıkla yabancı gruplarla boy ölçüşebilecek bir grup vardı karşımda. Hele ilk dinleyişte vurulduğum ve etkisi bugün de artarak süren "Hazer'in Sahilinde" isimli baladları blues tarzının nefis bir örneği olmanın ötesinde Doğu'da yapılabilecek ders niteliğinde bir örnekti, hala da öyledir. Böylesi başarılı bir grubun iki "hatası" vardı. ( tırnak için de yazdım. Ki benim için hata falan yoktu.) Birincisi grup elemanları kısa saçlı ve sade insanlardı. İkincisi de grubun Azeri lehçeleriydi. Bu yüzden rock bar alışkınlıkları içinde pek önemsenmediler. Ha yanlış anlaşılmasın grubun hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi vardı ama konser organize edenler, radyo programı yapanlar , medya (fanzinler de dahil) ve rock barların "high society"si pek göremeyecekti.
Onların Azeri lehçelerine gelince, bunun bizim ülkede sorun olması da ilginç hani. "Türkçe rock yapılır." iddiasında olanlar, kalkıp Sovyet dönemi Rusya'sından gelen Azeri gruba burun kıvırıyorlardı. Ama dedim ya gene de Yuhu'ya tutkun önemli bir kitle de vardı ülkemizde. Grup üç albüm çıkardı ve anılarda önemli yer kapladı, tabi ki bilenlere. 30 yıl geçti üzerinden ve Yuhu'nun müziği yeni dinleyici tarafından yeniden keşfediliyor. Bir kaç ay öncesi Yuhu'nun eski albümlerinin plak formatında çıkacağını duymuştuk. Tabi hemen aklımıza grubun tekrar bir araya gelip, konser vereceği hayali düşmüştü. Ama iki gün önce grubun basgitaristi İbrahim Emin'in öldüğünü öğrenecektik.
Bence hem İbrahim Emin'in anısına hem de çıkacak olan plakları sebebiyle (Sanırım Uzelli firmasının böyle bir projesi vardı, dilerim vazgeçmemişlerdir.) bütün grup elemanları bir araya getirilir ve harika bir Yuhu konseri gerçekleşir. Bu en azından benim özlemim.
İbrahim Emin'in ardından yazının başında yeni yaptığım bir çizimi paylaştım ama bundan 30 yıl önce onların ilk çıkışlarında bir çizimlerini yapmıştım, 30 yıl sonra onu tekrar bir paylaşayım dedim.
Yuhu 30 yıl öncesi hard rock , heavy metal'in en güzel soundunu verdi... sadece bu kadar mı? Tabiki blues hatta caz fusion tarzının da en rafinesini Türkiye rock tarihine bıraktı.
Aptulika
Aptulika
Yuhu - Hazar'ın Sahilinde
2 Temmuz 2019 Salı
Şair Küçük İskender'i kaybettik.
Çağdaş şiirimizin en önemli ismlerinden Küçük İskender'i 55 yaşında yitirdik.
Usta şairimiz geçtiğimiz yıl kansere yakalanmıştı.
Küçük İskender'in cenazesinin 4 Temmuz Perşembe günü Ortaköy Mecidiye Camii'nden (sahil cami) öğle namazında kaldırılacağı duyuruldu.
Küçük İskender en son “İkinci Waliz” adlı şiir-metin-günlük kitabıyla okurla buluşmuştu. Şiir, roman, deneme, günlük gibi pek çok edebi türde eserler veren, ilk filmi “Ağır Roman” ile oyunculuğa da adım atan Küçük İskender 2000 yılında Orhon Murat Arıburnu, 2006 yılında Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’nü kazandı.
Küçük İskender, 2014’te Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü, 2017’de Necatigil Şiir Ödülü’nü almıştı.
PLAK MECMUASI yeni sayısı çıktı! Vol.3
Plak Mecmuası'nın yeni sayısını tanıtmak için yazmaya başladığımda iki bölüm halinde yaparım demiştim ama gelin görün ki iki yetmedi üç oldu. Evet... Plak Mecmuası Volume 3
Plak Mecmuası yeni sayısında Serra Yentürk'ün "Deklanşörden LP'ye Mapplethorpe İmzası" yazısı plak kapakları arasında güzel bir gezinti yapmanızı sağlıyor.
Caz müziğinin en büyük isimlerinden birini söyleyin dersek bir çok isim sayarsınız ama caz müzikte deneyler yapan hatta müziğin kurallarını bile değiştiren kimdir dersek vereceğiniz cevap, kesinlikle Miles Davis olacaktır. Müzikte devrimciliği ve deneyciliğinin yanında Davis'in plak kapaklarında yer alan kadınlar da dikkat çekicidir. Bu konu sadece benim kafama takılmamış, Kaan Tona da Plak Mecmuası'nda " Kim Bu Kadınlar?" diyerek "Miles Davis Kapaklarındaki Kadınlar"ı yazmış.
Derginin önceki sayılarında harika AC/DC yazısıyla gördüğümüz Gökhan Budak, bu sayıda gene beni can damarımdan vurdu diyebilirim. Gökhan, bu sayıda Kate Bush'u yazmış. Bugün çoğu insan bu ismi bilmez ama bu güzel yazıyı okuduktan sonra yana yakıla arayacaksınız. Dinlemeye başladığınızda da o sese tutulacaksınız. Kate Bush'u bilen eski kuşak dinleyici için akla bir pop yıldızı gelir ama ardında müthiş bir rock ve caz birikimi vardır. İşte bu yazıda Gökhan, "Bir Art - Rock Kraliçesi: Kate Bush"u anlatmış.
45'likler üzerine yapılan seçkilerde ya da gecelerde mutlaka "Ya Seninle Ya Sensiz" çalınır. Şarkıyı okuyan kişinin ismi akla gelmez ama melodisi ve o güçlü yorumu oluşturan ses hafızamıza işlenmiştir. 1978 yılında yapılan bu plak yıllara meydan okuyarak, 40 yıl sonra bile önemini koruyor. Tiyatrocu ve müzisyen Işıl Yücesoy, 1975 yılında yaptığı ilk 45'lik plağıyla müzik dünyasına adım atmıştı ve 2017 yılında yeniden dönüş yaparak "Zamansız" albümünü yapmıştı. İşte böyle güçlü bir sese Plak Mecmuası ilgisiz kalamazdı ve bu sayısında Burak Sümer, sanatçıya ulaşarak harika bir röportaj yapmış.
Seksenli yılların ülkemizdeki popüler müziğin en güzel şeyi : Erol Evgin, Çiğdem Talu ve Melih Kibar birlikteliğidir. Kibar'ın besteleri, Çiğdem Talu'nun şarkı sözleriyle birleşince Erol Evgin'in unutulmaz plakları ortaya çıkacaktı. Bugüne kadar başka bir örneği görülemeyen bu işbirliği ticari olarak büyük başarıyı getirdiği gibi bunu niteliği yüksek bir anlayışta ve müzikal çıtayı yükseltici özellikleriyle yapmalarıyla da fena halde ayrıcalıklıydı. "Ticari başarı" dedim bir önceki cümlede ama bu üçlünün bir araya gelmesi bu amaçtan kaynaklanmıyordu. Onlar hem dost olarak hem de sanatsal olarak yapmak istediklerini gerçekleştirmek için elele vermişlerdi ve sonuç o başarıyı da getirdi. Hoş onlardan sonra daha hesaplı işbirlikleri yapıldı ama ulaşılmak istenen ticari başarı gerçekleşse de kısa sürdü, müzikal düzey ise hiç bir zaman yakalanamadı. O yüzden Çiğdem Talu'nun sözler, Melih Kibar'ın bestesiyle, Erol Evgin'den dinliyoruz" denilen o harika üçlüyü yıllar geçse de kimse unutamıyor ve özlüyoruz. Çünkü o güzel üçlü birleşimin gizi samimiyetti. "İşte Öyle Bir Şey", "İçimdeki Çığlık", "Aldım Başımı Gidiyorum" ve daha nicesi o güzel yılların unutulmazları. Plak Mecmuası bu sayısında Çiğdem Talu şarkı sözleri ve o üçlünün güzel çalışmalarının izini sürmüş. Çiğdem Talu'nun kızı Zeynep Talu ve Barbaros, Talu şarkılarını anlatmış.
Seksenli yıllarda futbolumuzda Yugoslav futbolcular modası vardı. Prekazi, Sekerbegoviç şimdi hatırladıklarım. Ama tabi onlar ülkemizde top koşturmazdan önce, 1970'li yılları Avrupa kupalarını siyah beyaz televizyonumuzda izlerken iki Yugoslav takımı ilgi dünyama girmişti: Partizan ve Kızıl Yıldız. Bunlar sanki o günlerin siyasi duvar yazıları gibiydi ve o sözcükler sakıncalıydı ama TRT'de Avrupa kupaları maçlarında serbest olurdu ve o doksan dakikalık sürede yasaklar ( yani o dönemki yasalarda yer alan 141 ve 142 - özü bir sosyal sınıfın diğer bir sınıfa tahakkümünü amaçlayan parti kurulması yasağı - biraz daha açarsak sınıf partileri yani komünist parti) kalkardı. O TRT spikeri "Kızıl Yıldız sol açıktan ilerliyor." ya da "Partizan atağa kalktı." gibi yasadışı söylemleri futbol sayesinde söyleyebilirdi. Peki şimdi buraya neden geldim derseniz tabii ki Plak Mecmuası'nın son sayısından dolayı. Dergide Sportif plaklar konu edilmiş ve ilk konuğu da Yugoslavya'nın meşhur futbol takımı Partizan'ın plağı. Hem de sevgili editörümüz Onur'a bizzat Prekazi tarafından imzalanmış haliyle. Partizan taraftarlarının şarkısı Kovaç'ın bestesiyle ve şarkıcı Saşa Aleks'in yorumuyla plağa alınmış. İşte bu plak dergide güzel bir yazı haline gelmiş.
Plak Mecmuası'nda olanları artık çok kısa devam edeceğim zira klavye de ben de yazmaktan yorulduk. Kadıköy'deki Küçük Plak Dükkanı ile Plakçı Sohbetleri, Dördüncü bölümüyle Beyazperdede Dönen Plaklar, Bugay Akyüz'den John Coltrane Plakları Seçkisiyle ve Murat Ertel ile yapılan röportaj bu ayki Plak Mecmuası'nda. Oh be en nihayet bitirdim ama siz dergiyi aldığınızda yaz boyu elinizden düşüremeyeceksiniz, çünkü döne döne okunuyor. Bu keyfi kaçırmayın.
Aptulika
1 Temmuz 2019 Pazartesi
Quicksilver grubunun gitarist ve şarkıcısı Gary Duncan öldü
Grateful Dead ve Jefferson Airplane ile birlikte San Francisco Saykodelik tarzının üç devlerinden biri olan Quicksilver Messenger Service grubunun gitarist ve şarkıcısı Gary Duncan 72 yaşında hayata veda etti.
1968'li yılların San Francisco'sunun rock ikonlarından Quicksilver Messenger Service grubunun gitarist ve şarkıcısı Gary Duncan'ın 29 Haziran'da (2019) 72 yaşında hayata veda etti. Geçtiğimiz Cuma günü rahatsızlanarak, komaya giren müzisyen, hastaneye kaldırılmasına rağmen kurtarılamadı.
Duncan, 1965'te Brogues isimli grup ile profesyonel müzik kariyerine adım attı. Bu grupla aralarında muhteşem bir garaj rock klasiği olan "I ain't no miracle worker" parçasının da olduğu üç tekli (single ) plak yaptılar.
The Brogues - I ain't no miracle worker
Quicksilver Messenger Service - Fresh Air - 12/28/1975
Quicksilver Messenger Service - Mona - 8/15/1969 - Sonoma State College
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













