3 Kasım 2013 Pazar

Blues Festivali başladı

Maltı alınmış Blues Festivali

 Türkiye’nin ilk ve tek Blues festivali ismini değiştirerek 24. yılına giriyor. Sadece bir müzik türünün ayrıcalıklı bir festivali olmasının yanısıra Türkiye’yi Diyarbakır’dan Kayseri’ye, Edirne’den Samsuna kadar karış karış konserle gezen bir festivaldi Efes Blues Festivali. Bu festivalin ilk önce birayı hatırlatan “Pilsen” ibaresi kaldırıldı. O da yetmedi bu sene ismindeki “Efes” de tırpanlanarak “Blues Festival” oldu. Bu kısaltmayı “Blues Festival 24 ile Birlikte Hayata” sloganı ve logo ile geçmişteki 23 etkinliğin devamı olduğu hatırlatılarak bu sene de yola çıkıyorlar. Geçmişte bu festivalin İstanbul konserini albüm olarak çıkartan John Lee Hooker J.r.’ın albümünün içindeki festivalin eski isminin anonslarını yabancı plak şirketi siler mi acaba bilemiyoruz.
23 yıllık bir zaman diliminde Anadolu’nun her köşesine Blues’u değişik renkleriyle taşıyan festivale tanınmayan isimlerin getirildiği eleştrisi yer yer yapılsa da geçen zaman içinde Koko Taylor gibi tarihsel öneme haiz isimler de geldi. Bazı isimler her ne kadar tanınmıyor gibi gelse de Dünya Blues sahnesinde o kadar da bilinmiyor değiller.
“Blues Festivali” 1 Kasım ile 26 Kasım tarihleri arasında 17 şehirde verilecek konserlerle gerçekleşecek. Bu senenin bir farkı da konserlerin verileceği şehirler arasında İstanbul’un olmaması.
 Blues Festival 24 konserlerin de her yıl olduğu gibi üç isim konuk oluyor. Joe Louis Walker, Jimmy Burns ve Katherine Davis bu yıl ki konukları.
Bu yılın konuklarından ilki San Fransisko’lu gitarist, vokalist Joe Louis Walker, geçen yıl çıkan albümüyle oldukça beğeni toplamıştı.    
Festivalin ikinci ismi Jimmy Burn ise 70 yaşında ve kelimenin tam anlamıyla bir tarih. Vokal ve gitaristliğinin yanında armonika da çalan sanatçı, ailesinin grubuyla 12 yaşındayken Chicago’da sahneye çıkarak müziğe adım atmış. 1964’te ilk 45’lik plağını çıkartan Burn, 70’lerin sonunda müziğe ara vermek zorunda kalmış. 90’larda müziğe tekrar dönse de unutulmuş bir isim olarak Chicago’daki barlarda çalarken “Delmark” plak şirketinin sahibi Bob Kestler onu ikinci kez keşfederek albümlerini çıkartacaktı.
Festivalin üçüncü ismiyse gelenekselleştiği gibi Blues’ın kadın vokallerinden birini konuk ediyor. Katherine Davis aileden müzisyen bir sanatçı. Dedesi Louis Armstrong ve Count Basie gibi iisimlerin orkestralarında çalmış. Onun müziğe yönlenmesini sağlayan annesi ise bir operacı. Katherine Davis, Caz temelinde geleneksel Blues vokalini modern bir anlatıma taşıyor. Davis’in bir şarkıcı olduğu gibi diğer bir yandan da bir akademisyen.
Dün akşam Denizli’de başlayan Blues Festival 24 Antalya konseriyle sürecek. 17 şehri kapsayan turne ile yapılacak konserler 26 Kasım’da yapılacak Edirne konseriyle son bulacak.
  Blues Festival 24 ile Birlikte Hayata Programı
1 Kasım 2013 Cuma Denizli Anemon Denizli Oteli
2 Kasım 2013 Cumartesi Antalya Radama Plaza Hotel
3 Kasım 2013 Pazar Konya Dedenan Otel
5 Kasım 2013 Salı Kayseri Hilton Kayseri
7 Kasım 2013 Perşembe Mersin Mer-Yat Merada Center
8 Kasım 2013 Cuma Adana HiltonSA Otel
9 Kasım 2013 Cumartesi Hatay Anemon Antakya Otel
11 Kasım 2013 Pazartesi KKTC Jasmine Court Hotel – Disco
13 Kasım 2013 Çarşamba Gaziantep Dedeman Hotel
15 Kasım 2013 Cuma Diyarbakır Liluz Hotel
17 Kasım 2013 Pazar Trabzon Zorlu Grand Hotel
19 Kasım 2013 Salı Samsun Büyük Samsun Otel
21 Kasım 2013 Çarşamba Eskişehir Dedepark Hotel
22 Kasım 2013 Cuma Bursa Suare
23 Kasım 2013 Cumartesi Balıkesir Asya Pamukçu Termal Otel
25 Kasım 2013 Pazartesi Çanakkale Kolin Hotel

26 Kasım 2013 Salı Edirne Margi Hotel

31 Ekim 2013 Perşembe


31 Ekim 2013 Blues Perişan RadyoProgramı Playlisti


Perşembe saat 22:00 - 00:00  Rock FM 94.5

* CRAIG ERICKSON - Roadhouse Stomp
* ERIC SARDINAS  - Goodness
* OTIS RUSH -  All Your Love
*BUTTERFIELD BLUES BAND   - Nobody's Fault but Mine
* JOE LOUIS WALKER  - Hellfire
* JOE LOUIS WALKER - I Won't That
*  JOE LOUIS WALKER - Ride All Night
*  JOE LOUIS WALKER  - I'm on to You
*  JOE LOUIS WALKER - What's it Worth
*  JOE LOUIS WALKER -  Solder for Jesus
*  JOE LOUIS WALKER - I Know Why
*  JOE LOUIS WALKER  - Too Drunk To Drive Drunk
*  JOE LOUIS WALKER  - Black Girls
*  JOE LOUIS WALKER- Don't Cry
* JOE LOUIS WALKER   - Moving On
*STEWE HOWE - Where Words Fall
* ENRICO RAVA  - Rava On The Road
* MILES DAVIS - Big Time
* BILLY COBHAM -  Antares
* RENAISSANCE- The Discovery
*SHEMEKIA COPELAND -  Pie In The Sky

30 Ekim 2013 Çarşamba

Blues Perişan radyo programı 
BLUES FESTİVALİ ÖZEL
  Joe Louis Walker

 Aptülika`nın hazırlayıp, sunduğu Blues Perişan radyo programında 24. Blues Festivali`ne katılacak isimlerden ABD`li elektrik blues gitaristi ve vokalisti Joe Louis Walker`dan seçmeler yer alacak. Rock FM 94.5
Tarihi: 31.10.2013
Saat: 22.00


2 Ekim 2013 Çarşamba

Blues’ta İlk Politik Duruş: “Strange Fruit”




ABD’de 1890 yılında Güney eyaletlerinde beyazlara , siyahlar karşısında üstün haklar veren ırkçı bir yasanın yürürlüğe girmesiyle 10 yıl gibi bir sürede 4 bin’den fazla siyahi insan linç edilmişti. Bu linç girişimlerinden birinde de katledilen iki siyahi bir ağaca boyunlarında ip ile asılmışlardı. Bu görüntünün yer aldığı fotografı gören sol fikirli ilkokul öğretmeni Abel Meeropol, ırk ayrımını protesto eden “Strange Fruit” (Garip Meyva) isimli şiiri yazacaktı.
1935 yılında da Billy Holiday tarafından müziklenerek seslendirilecekti. O yıllarda New York’ta Barney Josephson işlettiği, “Cafe Society” isimli mekanda da Billie Holiday tarafından ilk kez seslendirildi. “Café Society”  siyah ve beyazların ortak olarak girebildiği ender mekanlardandı. ( O dönem ABD’sinde beyazlar ile siyahların mekanları ayrı ayrıydı.) Buranın müdavimleri arasında sosyalist sinema yönetmeni Charlie Chaplin de vardı.
“Strange Fruit” o döneme kadar ki caz ve blues şarkılarında ilk kez bu denli politik duruşun olduğu bir parçaydı ve öncü bir görev gördü.
Parçanın sözlerinden bir kıtasının Türkçe mealini yazarsak şöyle:
“Güney’in ağaçlarında yetişir garip bir meyva
Yapraklarında kan, köklerinde kan
Kara bedeni, Güney’in meltemiyle sallanır

Kavak ağaçlarından sarkar bir garip meyva”

Joe Bonamassa ve Beth Hart’dan İkinci Buluşma



Günümüzün Blues ve Rock gitarının en önemli ismi Joe Bonamassa ve Janis Joplin’in en büyük mirasçısı Beth Hart bir araya gelince ortaya içleri ferahlatacak bir müzik çıkıyor. 2011 yılında “Don’t Explain” albümüyle gelişen proje, bu sene de “Seesaw” albümüyle bir kez daha tekrarlandı.
 Yeteneğinin yanısıra oldukça üretken bir gitarist olan Bonamassa, her yıla bir albüm sığdırmakla kalmıyor, çeşitli müzikal projelerde de yer alıyor. Glenn Hughes ve Led Zeppelin’in efsanevi davulcusu John Bonham’ın oğlu Jason Bonham’la birlikte kurdukları “Süper Grup” Black Country Communion’la da hem albüm hem de konser turneleri yapıyor.  Gitaristimizin bütün bunların yanı sıra kendi solo konserlerini sürdürdüğünü ve bir çok albüme de konuk olduğu düşünülürse, 24 saatin bir saniyesini bile iyi kullandığına kanaat getiriyoruz.
Bonamassa’nın bunca çalışmasının arasında 2011 yılında Beth Hart’la birlikte bir projesiyle karşılaşmıştık. Kadın Caz vokalinin  önemli isimlerinden Billy Holiday’in unutulmaz parçası “Don’t Explain”i albüme isim olarak vermişlerdi. İkilinin “Don’t Explain” albümünde Ray Charles, Etta James, Tom Waits, Billy Holiday’e kadar birçok ismin blues klasikleri repertuarda biraraya gelmişti. Ama albümde bir parça fena halde dikkati çekiyordu. Bobby Bland’in “I’ll Take Care Of You” parçası Beth Hart’ın yorumuyla hemen hafızalara kazınıyor ve yıllardır bildiğimiz bir ses gibi etki ediyordu. 
Joe Bonamassa ismine yabancı olmasak da Beth Hart ismiyle ilk kez karşılaşıyorduk. Müziğe 1996’da başlayan Kaliforniyalı vokalist’i daha önce lokal bir dinleyici biliyordu. Joe Bonamassa ile yaptıkları “Don’t Explain” ile geniş bir kitle, “Bu nasıl bir ses, daha önce neredeymiş” diye kulak kabartacaktı. Açıkcası Hart’ın vokaline ilgisiz kalmak imkansız. Yazının başında onun için, “Janis Joplin’in mirasçısı” dedik. Onun hem sahnede duruşu, hem de vokalindeki tonlama gerçekten mirasçı lafını hakkediyor. Janis Joplin ekolünü takip eden ve bunu hakkıyla da başaran daha bir çok isim vardı ve daha da olacaktır… Ama Beth Hart’ın bu ekolü takip edişi bir hayli farklı. Hart’da sadece Joplin değil caz ve blues’ın kadın seslerinin iyice özümsenmesine şahit oluyoruz. Onun vokalinde Janis’in çılgınlığı, Billy Holiday’in hüznü, Abbey Lincoln’ün olgunluğu bütünleşiyor gibi. Ustaların izinden gitmiş ama taklitten çok uzak durmuş ve  sonuçta da vokaline Beth Hart imzasını koymayı haketmiş.
Besteciliği de kuvvetli olan Beth Hart, vokalinin yanısıra piyano başta olmak üzere gitar, cello, perküsyon da çalabiliyor. Bu meziyetlere bir de ressamlığını eklemeliyiz.
12 yaşındayken Blues gitarının yaşayan en eski ismi B.B. King ile birlikte gitar çalan Joe Bonamassa ise 2000’den bu yana müzik dünyasının gözdesi olmuş bir isim. Babasının bir gitar mağazası olması ve büyükbabasının trompetçi olması onun için bulunmaz bir imkandı. Ama o da bu imkanı kendi çalışkanlığı ile zirveye taşıyacaktı. Küçük yaşlarda  Guitar Slim, Eric Clapton, Jethro Tull, Bonnie Raitt dinleyerek başladığı müzik merakını 7 yaşında gitarla sürdürecekti. 11 yaşında da caz teorisi üzerine eğitim alacaktı. 
Bugüne kadar 10 stüdyo, 6 da konser albümü yapan Bonamassa, Blues’ın geleneksel yapısını koruyarak, 70’lerin rock müziğini damıtarak kendine has bir blues penceresi oluşturabiliyor. 
Bonamassa ve Beth Hart’ın ikinci birlikteliği “Seesaw” albümü bu yılın Mayıs ayında piyasaya çıktı. Albümde gene 11 tane blues klasiği yer almış. Louis Armstrong’dan “Them There Eyes”, Buddy Miles’dan “Miss Layd", Etta James’dan “A Sunday Kind Of Love” ve Aretha Franklin’den albüme ismini veren “Seesaw” bunlardan bir kaçı. Ancak Billie Holiday’in unutulmaz ve de anlamlı klasiği “ Strange Fruit”  Beth Hart’ın yorumuyla hem finale oturuyor hem de tüyleri diken diken edecek denli görkeme erişiyor. “Seesaw”ın bir başka güzel yanı ise bu seferki buluşmada trombon, trompet ve saksofon gibi nefeslilerin katılımı olmuş. Böylece bazı parcalarda Beth Hart’ın sesinin soul ve R& B tadını da almamız mümkün olmuş.  

8 Eylül 2013 Pazar

80’lerin Unutulmaz Siması Dönüyor.


Geçen yıl kaybettiğimiz Çağdaş Klasik ve Elektronik müzik bestecimiz İlhan Mimaroğlu’nun 1989 yılında yayınladığı “Günsüz Günce” kitabından şu satırlara bir bakalım.

“Broadway’in yukarlarına doğru bir yerde, tuvalet eşyası satan bir dükkan vardır.Orta Avrupalı, yaşlıca bir Yahudi karı , koca işletirler.
Gün geldi, kadını büyük dergilerin kapağında görmeye başladım. Birdenbire kazanılmış bu ün nedeni üzerinde düşünmedim pek. ‘Gelecekte herkes onbeş dakika ünlü olacaktır.’ demişti ya Andy Warhol. Öyle bir şey sandım.
Birgün bir tanıdığa gösterdim dergilerden birinin kapağını.
‘Biliyorum bu kadını.’ dedim. ‘Dükkancı Yahudinin karısı.’
‘Ne söylüyorsun?’ dedi tanıdık. ‘Boy George bu!’
‘Hayır.’ dedim. ‘Senin bildiğin Broadway’in daha yukarısında.’
Dükkan demiştim ya. Aynı sırada, az daha yukarıda, George Boys diye bir ayakkabıcı vardır. Ondan sözediyor, ama adını şaşırdı sandım.’
‘Culture Club’ dedi tanıdık. ‘İşitmedin mi hiç?’
‘Bir kültür kulübüne üye olacak kişilikte bir insan değil o benim bildiğim.’ diye karşılık verdim. ‘Hem nedir o kültür kulübü dediğin? Filarmoniye, Metropolitan’a , ya da bir üniversiteye filan mı bağlı?’
Kısacası anlaşamadık bir türlü. Şaka mı ediyorum sandı, nedir?
Günün birinde televizyonda gördüm o kadını. Şarkı söylüyordu. Hem de nasıl şarkı söyleyebileceğini tasarlayabilirsem, öyle söylüyordu.
Bu öykü sizin için acaba ne gibi bir anlam taşıdı?”



 Boy George Müziğe Dönüyor.
Culture Club yıllarından ve Boy George’dan 25 yıl önceki yazısında bu şekilde bir ironiyle bahsetmiş, Mimaroğlu. Günce şeklinde yazıların yeraldığı bu kitapta sadece Boy George değil, daha bir çok isimMimaroğlu’nun ironisinden nasibini almıştı. (Günsüz Günce – Pan Yayınları)
İlhan Mimaroğlu’nun Dükkan sahibinin yaşlı karısı ile karıştırdığı bu isim Boy George’du ve 80’lerin unutulmaz ve şaşırtıcı imajlarından biriydi. İngilizlerin Culture Club grubunun vokalisti ve belki de tek tanınanıydı. Zira grubun ismi geçince anında Boy George görüntüsü akla gelirdi.
80’lerin imaj ve pop taaruzunun ardından Culture Club ve Boy George sesizliğe gömüldü gitti. Bundan 18 yıl önce Boy George bir göründüyse de eskisi kadar dikkat çekmedi. 
Geçen hafta internette Boy George’un yeni bir albümle döneceği haberini gördüm. Habere eşlik eden resimde sakallı bir Boy George vardı. Gene aklıma İlhan Mimaroğlu geldi. Yaşasaydı o 80’lerdeki güncesinin devamını okumak isterdim doğrusu. 

Boy George’un dönüş albümü “This Is What I Do” 28. Ekim günü piyasaya çıkacakmış.
 'This Is What I Do' albümünde   DJ Yoda, Kitty Durham (Kitty Daisy & Lewis), Ally McErlaine (Texas / Red Sky July), MC Spee (Dreadzone) and Nizar Al Issa gibi isimlerde konuk olmuşlar.  


5 Eylül 2013 Perşembe

5 Eylül 2013 Blues Perişan Radyo Programı Playlisti

Perşembe saat 22:00 - 00:00  Rock FM 94.5

* EROL PEKCAN - Allı Turnam
* J.OHNNY WINTER / SONNY TERRY/WILLIE DIXON  - I Got My Eyes On You
* WILLIE DIXON and ALL STARS-  I Don't Trust Nobody
*ETTA JAMES and LOUIS ARMSTRONG   - Dream A Little Dream Of Me
* SHEMEKIA COPELAND - Not To Night
* ANA POPOVIC  - Get Back Home To You
* NAZARETH  - Love Hurts
* NAZARETH   - Teenage Nervous Break Down
* NAZARETH -  Free Wheeler
* NAZARETH -  Lover Man
* NAZARETH -  Talk Talk
* NZARETH  - Changin' Times
* AC/DC  - Jailbeak
* ROD STEWART - I'm Losing You
*ERIC SARDINAS    - Burning Sugar
*FLEETWOOD MAC   - Coming Your Way
* ALAN PARSONS PROJECT - Paseo De Gracia
* CAMEL - Lies
* SOFT MACHINE  -  Bundles
* BLOOD SWEAT AND TEARS  - No Show
*ALEXIS KORNER -  Early In The Morning
* SAVOY BROWN -  Let Me Love You Baby
*JOHN MAYALL  -I Need You

 

Rock FM 94.5                   internetten canlı dinlemek için www.rockfm.com.tr
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...