19 Haziran 2024 Çarşamba

Gutierrez Biraderlerden Spagetti Western tadında albüm.



2015'ten beri müzik yapan  Hermanos Gutierrez, iki kişiden kurulu bir grup ve bu ay çıkan "Sonido Cosmico" grubun yeni albümü.  Ancak ben bu ikiliyi bu albümleriyle tanıdım. Alejandro ve Estevan Gutiérrez kardeşlerden kurulu ikili, herkesin hafızalarına bir şekilde yer etmiş ama kimsenin el atmadığı bir müzikal tarza el atmışlar. Yaklaşımları biraz Tarantino'nun sinemada yaptığını andırıyor. 

İkili 1960 ve 70'lerin "Spagetti Western"lerinin havalarını andırıyor. Yani onların müziklerinde Ennio Morricone'nin kovboy film müziklerinin izleri var ama onun orkestralı hali değil de akustik hali gibi. Eh buna biraz da 1950'lerin Latin Amerika yapısı da eklenince Hermanos Gutierrez'in müziği ortaya çıkıyor. 10 enstrümantal parçanın yer aldığı albümde ikili gitar tınılarıyla o kovboy filmlerinin atmosferine giriveriyoruz. 


Hermanos Gutierrez ikilisi yani Estevan ve Alejandro Gutiérrez kardeşler köken olarak İsviçreli-Ekvadorlu. Her ikisi de çocukluktan itibaren gitar çalıyorlar. Estavan ise aynı zamanda iyi bir perküsyoncu, zaten bunu albümde de çok net olarak görüyoruz. Gitar yankılı tınısı ile melodilerin iç içe geçmesi sizi ilk anda cezbediyor.    

Hermanos Guiterrez'in "Sonic Cosmico" albümünü dinlerken geçmiş zamanların hatıralarını hissederken, şaşırtıcı bir şekilde her parçayı tanıyormuş gibi olacaksınız. 

Aptulika








Gezen Tozan Muhabirimiz Meral Akman az sonra yeni yolculuğuna çıkacak.


 


Gezen Tozan gazeteci muhabirimiz Meral Akman, Avrupa, Avustralya, Cibutu, Karayipler, Okaliptus Adaları, Marakeş Deltası demeden gezip duruyor. 

Bunu keyfi için mi yapıyor?

Haaayyyıııır!

Bunu siz okurları için yapıyor. 

Ve yeni bir yolculuğa daha çıkıyor. 
  
 Bu yolculuktan sonra da yeni yazısı haftaya bizlerle olacak. 

Bir saat önce uçağının yakıt ikmalini yaptıktan sonra bize bu fotoğrafını göndermiş. 

Biz bu yazıyı okurken o şimdi uçağıyla semalarda süzülmüş olacak. Ve tüm dünyada rock'ın nabzını tutup, bizlere iletecek. 

Oh ne ala.



 

17 Haziran 2024 Pazartesi

Gündüz Otobüs Şoförü... Gece Blues Gitaristi: TORONZO CANNON



 Amerika Birleşik Devletleri'nde şehir içi otobüs seferlerini büyük ihtimalle özel şirketler yapıyordur ama bizde bu işi belediyeler yaptığı için kafamızda şekillensin diye "Belediye Otobüsü" yazdım, siz gene de kalkıp, "İ.E.T.T. Şoförü" demediğime şükredin. 

Elbet günün sosyal medya alışkanlığı dikkat çekici başlıklar olsa da benimkisi öyle bir şey değil, zaten iş müzik olunca istedğin kadar dikkat çekici başlık at kimsenin ipinde olmaz. Evet başlığımız dikkat çekmek için değil, zira tamı tamına gerçek. Son yıllarda blues sahnesinin dikkat çekici isimlerinden biri olan Toronzo Cannon , Chicago'da şehir içi otobüslerinde çalışan ve oradan emekli olduktan sonra da ilk göz ağrısı gitarını alıp müziğe başlayan birisi. Hoş aslında bu işi gündüz direksiyon sallayan akşamları da gitarını alıp barlarda ve kulüplerde çalan biriymiş. 

1968 Chicago, Illinois doğumlu Toronzo Cannon'un bu tutkusu 22 yaşında ilk gitarını almasıyla başlamış. O zamanlar merakı reggae çalmakmış, sonradan Buddy Guy ve Junior Wells'i duymasıyla yönelimi blues'a kıvrılacakmış. Ancak hayat gailesi onu otobüs şoförlüğüne yöneltecekti. Ancak müzik tutkusu onu bırakmayacaktı ve 1996'dan itibaren çeşiti sanatçılarla birlikte hafta sonları ya da tatil günlerinde çalacaktı. 

Hatta bu merakı 2011 yılında yaptığı "Leaving Mood" albümüyle taçlanacaktı. Beş yıl sonra efsanevi plak şirketi Alligator Records onu farkedince olan olacaktı. Artık kızı büyümüştü ve ailesini geçindirdiği işini bırakacak ve tam tekmil müziğe adım atacaktı. Böylece "The Chicago Way" albümünü yapacaktı. Aynı plak şirketinden üç yıl sonra " The Preacher, The Politician or The Pimp"ı çıkarınca artık blues alemi ondan bahseder olacaktı. Açıkcası benim de dinlediğim Toronzo albümü buydu ve unutulmaz etkisi hala sürmektedir. 

Haziran ayının ilk haftasında yeni albümü "Shut Up &Play!" albümünü çıkartan Toronzo Cannon, bu başarının geçici değil kalıcı olduğunu bizlere gösteriyor. 

Şimdilerde otobüs direksiyonu sallamak yerine, dünyanın dör bir yanına ( ABD, Avrupa hatta Japonya) tur yaparak  konserler veriyor. Bu arada sanatçı sınırlarını daha da genişleterek, Kasım ayında Çin Turnesi'ne de çıkmaya hazırlanıyormuş. 

Solak bir gitarist olan Toronzo Cannon, bir çok blues dergisi tarafından Chicago Blues'un son büyük ustası olarak gösteriliyor. Gördüğü ilgiyi, "Chicago Blues'un Elçisi olmak güzel ve insanlar benden çok şey bekliyor." diyen Toronzo Cannon, "Blues'u siz seçmiyorsunuz, Blues sizi seçiyor" diye de ekliyor. 

O otobüs şoförü olarak 25 yıldır insanları bir yerlere ya da işine ulaştırıyordu ama şimdi tüm dünyayı güzelliklere ulaştırıyor. Bu güzellikle buluşmaya başlamak için "Shut Up & Play!" albümü iyi bir fırsat ama daha ötesi derseniz, 2019 tarihli "The Preacher, The Politician or The Pimp" albümü ile devam etmenizde fayda vardır. 

Aptulika




Hafta Sonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı 225



Ray Bradbury
 "Fahrenheit 451"
İthaki Yayınları
Çeviren : Dost Körpe
  (1. Basım: Aralık 2023)


 Çizimle ilgili bir iş yaptığım için herkes beni fantastik ya da bilim kurgu - distopya edebiyatına meraklı sanabilir ama açıkcası hiç alakam yoktur. Ama son yıllarda bu bana öyle bir dert oldu ki... bende mi bir acayiplik var acaba deyip, birbiri ardına bu türün örneklerini okumaya başladım. 
Öncelikle belirteyim, bilim kurgu diye karşıma çıkarılanlar daha çok distopya örnekleriydi. Oysa Thomas Aga (1) sağ olsun,  eseri "Utopia"yı (2) lise yıllarında okumuştum ve ütopya tarzı yazılanlara meraklıyımdır da. İşte bu yüzden distopya eksiğimi tamamlamak için okumaya başladım. 
Tabi bu distopya örnekleri de geleceği kurguladığı için gene de bilim kurgu içinde ele almamız daha doğru. İzlenimlerime gelince şunları söyleyebilirim.  Bilim kurgu dediğimizde aklımıza gelen ilk isimler olarak Jules Verne ve H.G.Wells. Bu isimler 20. yüzyıl öncesinden geleceği tasarlarken bilimsel buluşların izini takip etmişler. Öyle ki onlarda umutsuzluk değil geleceğe coşkun ve umutlu bir bakış vardır. Coşkun dedim diye keyfe keder bir hayal dünyasındadırlar sanılmasın, tam tersine ayakları yere basar ve tahminleri de olmuştur. Wells Aga'nın zaman makinesi (3) olmamıştır daha ama... gene de gerek felsefi gerekse Einstein teorileriyle zaman kavramı içinde gezinebilmek olası durumlarda anılır. 
Bilim kurgu, bilimin geliştiği zamanlarda insanlara umut veren modern dönemlerin başlangıcında heyecan verici ve edebi bir yapı olarak gelişti. Daha sonra dünyamız iki dünya savaşıyla sallandı yuvarlandı. Bu süreçte bilim kurgunun yerini distopya aldı. Bu ütopya'nın anti teziydi. Her ikisi de  Yunanca'dan gelen bu iki kavramdan "distopya" galiba "kötü bir yer" anlamına geliyor. Yani anti - ütopya. Güzel bir geleceği tanımlayan Ütopya ise Fransız Devrimi sonrasında yani devrimci bir bakışı içerir. Şimdi bir çok insan bunu masal dünyası ya da "olmayacak duaya amin" gibi algılayabilir ancak, "Savaşsız, sömürüsüz bir dünya" ideali olmamıştır ama ona kimse masal diyemez. Sözün özü distopya, devrimler çağında çıkan "ütopya"ların zıddı olarak iki dünya savaşının yıkımında ortaya çıkmıştı. 
İlk dünya savaşından sonra sosyalist devrimin gerçekleştirildiği Rusya'da çok başarılı geleceği kurgulayan yazarlar çıkmıştı. Aleksandr Bogdanov'un "Kızıl Yıldız"ı ile sosyalist bir dünya geleceğini bilim kurgu eseri olarak sunuyordu. Rusya'da sosyalist devrimin olduğu yıllarda yazılan bu kitabın yanısıra Yevgeni Zamyatin'in "Biz" romanı da yazılacaktı. Bir distopya olan "Biz", Orwell'ın kapitalist dünya içinden yaptığı "kötü gelecek" kurgusunun, sosyalist dünya içinden yapılmasıydı. 
1917 Ekim Devrimi diye anılan komünist idealin ilk kez gerçekleştiği Sovyet Rusya'da Mihail Bulgakov, "Ölümcül Yumurtalar" isimli bilim kurgu romanını yazacaktı. 1924 yılında yazılan bu eser 1924 yılında Stalin'in iktidara geldiği dönemde yazılmış ve 1928 yılını anlatır. Öyle yüzyıllar sonrası falan değil, sadece dört yıl sonrasını anlatır. İktidarın ve bilimin kötüye kullanılması konusunda bir uyarı gibidir. Açıkcası Bulgakov'un bu eserini çok başarılı bulmuşumdur. Ona distopya der miyiz bilinmez ama ortada "yandık yıkıldık" diye feryat eden distopyacılara ve komplo teorisyenlerine benzemez. Onun yaptığı geleceğe doğru bir uyarı ya da eleştirel bir bakıştır. 
Sovyetler'de sosyalist dünya içinde filizlenen ilk distopya örnekleri faşizm ve ikinci dünya savaşı yıkımının ardından kapitalist dünyada kendini gösterecekti. Zamyattin'in "Biz" romanı nerdeyse kapitalist dünyada Orwell'ın "1984"ünde filizlenecekti. Bulgakov'un dört yıl sonrasını tasarladığı "Ölümcül Yumurtalar" ise Aldous Huxley'in "Cesur Yeni Dünya" (neredeyse aynı konu) romanında yüzyıllar sonrasını kurgulayarak kendini bulacaktı. Hem Orwell hem de Huxley İngiliz olarak kapitalist dünya içinden distopyayı sunuyordu ama aslında Marx'ın "Manifesto"sunda dediği "Avrupa'da bir hayalet dolaşıyor" sözüyle komünist dünya idealiydi biraz da distopya olarak ortaya koydukları. Orwell'ın hakkını pek yemeyelim ( zira onun "Hayvan Çiftliği"ndeki bakışı  önemli ve uyarıcıdır) , "1984" romanı kapitalist dünyanın geleceğini de pek hayra alamet görmez ama hakkını verelim, "uy anam yandık, mahvolacağız" falan da demez edebi başarıda bir uyarıdır. Ancak Huxley'in "Cesur Yeni Dünya"sı tam anlamıyla sosyalist gelecekten bir evham ve daha acısı ilericiliğe kuşku, gericiliğe övgü gibi gelmiştir bana. Huxley konusunda bana kızanlar olabilir ama bana yansıyan bu olmuştur. 

"Ütopya" nasıl ki "devrimler çağında rağbet gördüyse, ardından gelen modern dönemin bilimsel atağında "Bilim kurgu"  yükselecekti. Buhran dönemi diyebileceğimiz faşizm ve İkinci Dünya Savaşı yıkımında ise "distpoya"lar yoğunlaşacaktı. "Kötü bir gelecek" kurgusu elbetteki çok ilgi çeken bir şey. Bu işi geleceği okuyan adamlar gibisinden bir falcı gibi yapabilirsiniz... kimi zamanda oradan buradan açıklar yakalayarak (mahalle teyzeleri gibi) komplo teorisyenleri olarak kurgulayabilirsiniz... kimi zaman da bu kurguyu eleştirel bir gözle uyaran bir yazar olarak yapabilirsiniz. İşte Ray Bradbury'nin "Fahrenheit 451"i benim için bu üçüncü tavrıyla dikkat çekici ve önemli geldi. 

Romana ismini veren Fahrenheit 451, kitap kağıdının tutuşup yanma durumundaki sıcaklık derecesiymiş. Ray Bradbury bu romanı yazmaya hazırlandığında kağıdın yanma derecesini merak etmiş ve akademisyen arkadaşlarına sormuş ama bir yanıt edinememiş. En sonunda İtfaiye Müdürlüğü'ne telefon eder ve bu soruyu sorar ve bu yanıtı alır: "Beyfendi bir kağıt fahrenheit 451 derecesinde tutuşur, ardından da yanma durumuna geçer. " Böylece kitabın ismi de ortaya çıkmış. Zaten romanın kahramanı da bir itfaiyeci olan Guy Montag'dır. Televizyonun hüküm sürdüğü bu dünyada kitaplar yok olmak üzereydi. Bu yeni zaman diliminde itfaiyecilerin de işi değişmişti... onlar artık yangın söndürmüyor ve  gelen ihbar üzerine içinde kitap olan evleri yakıyorlardı. Çünkü ilerki zamanlarda yasadışı tehlikesi olan en büyük şey kitaplar olacaktı. 
İtfaiyeci Montag işini en ala şekilde yapıyordu ve açıkcası pek fazla da sorgulamıyordu. Karısıyla birlikte televizyonlarla kaplı olan evinde mutlu mesut yaşıyordu. Bir gün yeni komşusu Clarisse ile tanışınca bazı şeyler değişmeye başlayacaktı ve bir gün gelen ihbar üzerine yakmaya gittikleri evden bir kitabı araklayıp kemerinin arasından pantolonuna zulalayacaktı. Böylece kitabın önemini kavrayarak içinde yaşadığı düzeni sorgulamaya başlayacaktı. 

Ray Bradbury bu romanı 1953 yılında yazmış yani  bundan 70 yıl önce... Sanki günümüzü tahmin etmiş. Elbette bugün itfaiyeciler kitap yakmak için yangın çıkartmakla görevli değiller ama televizyonlarla yönlendirilen ve kitaptan uzaklaşılan bir yaşantı (sadece bizde değil) dünyamızda pompalanıyor. 

 Bu kitap 1953'te yani 2. Dünya Savaşı'nın yıkımları yeni yeni sarılırken, Faşizmin yenildiği ama iki kutuplu dünyada "Soğuk Savaş"ın  başladığı yıllarda ABD'de yazılmış. Bu bir uyarı kitabı. Romanının zamanı da belirsiz yani şu anda olabilir, 20 ya da 50 yıl sonrası da. Kitabın yazıldığından bu yana 70 yıl geçmiş ve kitabı okurken, "vay be adam bugünü bilmiş" demiyoruz ve bugün yazılmış gibi uyarılıyoruz. 

"Yakmak bir zevkti..." sözüyle başlayan romanın girişinden önceki sayfaya  Juan Ramon Jimenez'in bir sözünü alıntılayarak aktarmış,  Ray Bradbury. O söz ise aynen şöyle:

"Çizgili kağıt verirlerse yan çevirerek yaz." 

Çizgili kağıtları yan çevirerek yazan insanlar var olduğu sürece biraz daha dayanacağız. İşte onlardan biri de Ray Bradbury ve "Gelecekte dünya çok kötü olacak." falan feşmekan dedikoducuğundaki mahalle teyzeliğinin aksine uyarısını yapıyor. Adeta "evet tehlikenin farkındayız ama biz o verilen kağıtlar çizgili ise yan çevirerek yazarız" der gibi.
Bu arada bu romanın filmi de yapılmış ama izlerken yarısında bıraktım. İyi ki ilk önce kitabı okumuşum. Filmine bence hiç bulaşmayın kitabı okuyun derim. 

Aptulika

(1) Thomas More (1478 - 1535) : Rönesans döneminin İngiliz hukukçu, filozof ve hümanist yazarı. 

(2) Ütopya, Thomas More tarafından yazılan, Yunanca “olmayan yer” sözcüğünden "yaratılmış" kelime ile aynı ismi taşıyan kitap.  https://www.dr.com.tr/kitap/utopia/thomas-more/felsefe/felsefe-bilimi/urunno=0000000205644



(3) Zaman Makinesi, H. G. Wells'in 1895 yılında yayınlanan bir bilimkurgu romanıdır.  


 


13 Haziran 2024 Perşembe

Progresif'te Düşeş Atmak : SIX BY SIX



 Üç kişiden oluşan gruplar benim için her zaman ilgi odağıdır. Trio bir birleşim duyduğumda gözü kapalı ve teklifsiz atılırım. Bu zamana kadar da hiç yanılmamışımdır. İşte bunlardan biriyle de bu hafta tanıştım, kimdir nedir demeden bir dinledim ve sevdim. 



Six By Six, o eski zamanların terimiyle bir "Super Group". Kanadalı metal grubu Saga'dan gitarist Ian Crichton, Saxon grubunun yanısıra bir ara Asia ile de çalışmış olan davulcu Nigel Glockler ve vokalist olarak da Robert Berry bir araya gelerek bu grubu oluşturmuş. Bu arada Robert Berry harika vokaliyle grupta güzel bir etki yarattığı gibi  aynı zamanda iyi bir multi-enstrümantalist; böyle olunca bas gitarı da o üstleniyor. Bir anlamda Emerson Lake and Palmer'ın günümüzdeki yansıması gibi. 

"Beyond Shadowland", grubun ikinci albümü olmaktaymış. Bu arada en yakın zamanda 2022 tarihli ilk albümü de dinleyip, eksiğimi kapatacağım. 











12 Haziran 2024 Çarşamba

Liste Başı Albümleri - 12 Haziran 2024

 


Rock



 1.  Humanoid - ACCEPT  (1) - 7

 2The Mandrake Project - BRUCE DICKINSON (2) - 15

3. The Controller's Exam - DEAD ROOT REVIVAL (4) - 13

4.  When The Sound Turns Sweet -  DJABE / STEVE HACKETT (6) - 5


5.  The Morrison Project - BILLY MORRISON (9) - 8
,
6.  Stories From Time and Space - HAWKWIND (3) - 9

7.  Journey to the Other Side - NEKTAR (13) - 4

8. Part Time Rebel - FRED MANDEL (10) - 6

9. Are We Done Yet - EL CUERO (11) - 7

10. Fu##in Up - NEIL YOUNG /CRAZY HORSE (14) - 5

11. Dark Matter - PEARL JAM (5) - 8
 

12. Child Within The Man - SEBASTIAN BACH (15) - 5

13. The Red Neck & The Red Man - MATNEY (20) - 5


14.  Heathen Gospels - FREDDY and the PHANTOMS (16) - 8


15. Orgy Of The Damned - SLASH (21) - 3
 

 16.  We Are Here to Help - BENJAMIN CROFT (17) - 3

 17.  Showtime - DUKE AND THE DRIVERS (18) - 4

18. Blue Electric Light - LENNY KRAVİTZ ( 24) - 2

19. Beyond Shadowland - SIX BY SIX (25) - 2

 
20. Ohio Players - THE BLACK KEYS (23) - 4

21. Temple Of Blues - CACTUS (Yeni) - 1

22.  Forever - BON JOVI ( Y ) - 1

23. Live At Morsefest 2022 - TRANSATLANTIC ( Y) - 1

24. Electrified - TYLER BRYANT & THE SHAKEDOWN ( Y) - 1

25. Montreux '71 - DEEP PURPLE ( Y ) - 1

 





 

Blues





1. Cadillac Man - RICK VITO  (2) - 11

2.  Live At The Scala Theatre - ERIC BIBB (3) - 9

3.  Crawlin' Kingsnake - JOHN PRIMER & BOB CORRITORE (1) - 10







4. Hill Country Love - CEDRIC BURNSIDE (6)  - 8

5. Live Access All Areas - ELLIS MANO BAND (7) - 5

6. BadNews Travels Fast - CHRIS BADNEWS BARNES (10) - 7

7. Lessons - SETH JAMES (4) - 13


8. THE DEACON SPEAK - STEVE HUNTER (9) - 7

9.  Finly Vinly - CANNED HEAT (5) - 10


10. LOVE! It's About Time - CHICAGO MIKE BECK (13) - 7

11.  Winter Sun - MICK CLARKE  (14) - 9

12. Close To Me - HONEY HOUNDS (16) - 5


13. Sam's Place - LITTLE FEAT (17) - 3


14. All I Got Left - LEON RICHARDS (20) - 3

15. The Paddy Boy Zimmermann Band - THE PADDY BOY  ZIMMERMANN BAND (12) - 6

16. Simplebluesboy - NOE SOCHA (15) - 6

17.  The Hits Keep Coming - RICK ESTRIN & THE NIGHTCATS (25) - 2

18. Standing out Loud - ALASTAIR GREENE (Yeni) - 1

19.  My Kind - CURSED STREETS (21) - 3

20. Best of my Blues - VARGAS BLUES BAND (24 ) - 5

21. Blues Everywhere I Go - MICHAEL VAN MERWYK (19) - 5


 22.  All About Yhe Bones - CHRIS SMITHER (22) - 4


23.  Krissy Mathews & Friends - KRISSY MATTHEWS (Y) - 1

24. Sprit & Soul - LINDA LEE HOPKINS (Y) - 1

25. Shut Up & Play! - TORONZO CANNON (Y) - 1


 





Caz



 1.   Eagle's Point - CHRIS POTTER (1) - 11

 2. Don't Talk - CARL BAGGE (2) - 13

3.  Nortbound - BEVORT 3 (3) - 11



4.  Three - PAT BIANCHI (3) - 12

5. But Who's Gonna Play The Melody? - CHRISTIAN McBRIDE& EDGAR MEYER (7) - 10

6.  The Hidden World of Piloo - ADA ROVATTI  (9) - 9

7. I Was Here - ANDY EZRIN (14) - 5

8.   People Please - SAM FRIBUSH TRIO (10) - 10

9.  Every Now And Then - CORY WEEDS & CHAMPIAN FULTON (11) - 9


10.  The Sky Will Still Be There Tomorrow - CHARLES LLOYD (5) - 12

11. Smiling - MARK LOCKHEART (12)  - 6

 
12.  Old School - THE NEW  MASTERSOUNDS (8) - 10


13. Echoes Of The Inner Prophet - MELISSA ALDANA (15) - 5


14. Motionation - HUNTERTONES (18) - 5


15. Somewhere - ANGELA VERBRUGGE (22) - 3


16.  Karnevel! - SCOTT HENDERSON (19) - 11

17. Through the Passages - NANCY ERICKSON LAMONT (Yeni) - 1

18. After The Storm - JORGE CARIGLINO (21) - 4

19. A New Beat - ULYSSES OWENS Jr. (Y) - 1

 20. PSA (I) - PSA TRIO (20) - 5

21.  Wonder is the BEGINNING - EMPIRICAL (Y) - 1

 
22. Ents Marching - FORREST OF FANGHOM (23) - 5
 
23. e.s.t. 30 - MAGNUS ÖSTRÖM & DAN BERGLUNG (Y) - 1

24. Beyond This Place - KENNY BARRON (Y) - 1 

25. Stream - FERGUS Mc CREADIE (Y) - 1




11 Haziran 2024 Salı

Bir Billy Morrison Projesi



Billy Morrison ismine pek aşina değildim ama albümü dinlemeye başlamamla ilk tepkim, "Bu adamı daha önceden nasıl dinlememişim..." olacaktı. Oysa adını bilmesem de müziğine hiç yabancı değilmişim. Son 15 yıldır Billy Idol'ün ritim gitaristi ve The Cult'un eski basçısı olarak gayet iyi tanıyormuşum. 

  İngiliz gitarist, şarkıcı ve söz yazarı olan Billy Morrison, "The Morrison Project" adını verdiği albümünde hard rock, heavy ve punk'ı yüksek adrenalinle sergiliyor. Bununla da bitmiyor ve albümün konuk kadrosu da ayrıca öneme haiz.  Billy Idol, Ozzy Osbourne, Al Jourgensen, Corey Taylor, Steve Stevens, Linda Perry, DMC, Tommy Clufetos, John 5, Steve Vai gibi muhteşem konuklar albüme katılmış.



Morrison Project'in yapımcılığını Billy Morrison üstlenirken, miksajı Barry Pointer tarafından yapılmış ve mastering'i Dave Donnelly üstlenmiş.  Bu Billy Morrison'un üçüncü solo albümü olmaktaymış.   


Albümün oluşumuyla ilgili Morrison şunları söylüyor: "Bu albümü yazmanın en güzel yanlarından biri konuk şarkıcılarımın kendi işlerini yapmalarına izin verebilmemdi" dedikten sonra,  "Onlara parçayı hiçbir yönlendirme olmadan gönderdim ve ne hissediyorlarsa onu yapmalarını sağlardım. Sanırım bu, şarkılara, sözlerine veya melodilerine dahil olmaya çalışsaydım bu enerji ve gücü yakalayamazdım. ”


Morrison albümün içeriği ile ilgili şunları söylüyor: "Bu kayıtta  dünyanın durumu, haber kaynakları, bilgi akışı (veya eksikliği) ve genel hastalık hissi hakkında gözlemsel bir bakış açısıyla  şarkılar yazmak istedim. ”


Morrison Projesinin ortaya çıkışı da Covid salgını sırasında oluşmuş. "Pandemi sırasında Erik (Eldenius) ve Jeordie (White) ile müzik yapmak ve farklı müzik tarzlarını karıştırmak, birçok arkadaşımın da yer aldığı bu şarkı koleksiyonuna doğru yolculuğumu başlattı."

"The Morrison Project" albümü hard rock, heavy ve punk'ın enerjik yolculuğuna sizi davet ediyor ve hiç durmuyor.









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...