24 Ocak 2024 Çarşamba

Solo Albümünde Bruce Dickinson'dan ilk ve son Gitar Solosu

 


Iron Maiden'ın efsanevi solisti Bruce Dickinson, şu sıralar yeni solo albümü "The Mandrake Project"i piyasaya çıkarmaya hazırlanıyor. Usta vokalist geçen hafta verdiği bir röportajda albümde ilk defa gitar solosunun da bulunduğunu duyurdu. 

Dickinson her ne kadar vokalistliği ile tanınsa da konu beste yapmaya gelince bunları gitar ve piyano başında gerçekleştiyormuş. Bu yeni solo albümde yapımcılığı üstlenen Roy Z , Dickinson'u oyuna getirerek gitar çaldırmış. İsterseniz bu olayı Bruce Dickinson'un anlatımıyla verelim:

"Roy'a kayıt esnasında riffleri, akorları gösteriyorum ve o sırada Roy bana, "Harika ama bunu sn çalsana" dedi. Bende ona , "Ama ben bu konuda pek iyi değilim." dedim. O da bunun sadece demoda olacağını söyledi. Yani kayıtta gene o çalacaktı."

Demo kayıtlarında, solonun nasıl olacağını göstermek için Dickinson kaydı yapmış. "Böylece demolarda çaldım. Asıl kayda girildiğinde benim çaldıklarım çıkartıldı, ancak bazı parçaları Ron gizlice, ben farkına varmadan saklamış." diye durumu anlatan Dickinson, "Oyuna getirilerek albüme bir gitar solom girmiş oldu. Bu tarihteki ilk gitar solom oldu ve aynı zamanda da muhtemelen sonuncu solom olacak."

Bruce Dickinson'ın solo albümü  "The Mandrake Project", 1 Mart 2024'te çıkacak. 




 

22 Ocak 2024 Pazartesi

Joe Bonamassa "Komşu"da Yeni Albüme Hazırlanıyor.



Joe Bonamassa, sosyal medya adresinden yaptığı açıklamada prodüktörü  Kevin Shirley ile yeni albümü için çalışmaya başladığını açıkladı.


 Albümün çalışmaları 2023 yılının sonunda  Yunanistan'ın Santorini kentinde başlamış. 

Bilindiği gibi  Bonamassa, 2010 yılında yaptığı "Black Rock" albümünü de Santorini'de kaydetmişti.  

21 Ocak 2024 Pazar

JUDAS PRIEST Anketi Başlıyor!

 


Bu yaz Judas Priest İstanbul'a konser vermeye geliyor. Bu konser öncesi TÜM ZAMANLARIN en beğenilen şarkısı ve albümü üzerine bir anket yapmaya karar verdim. Bu seçkileri sizin oylarınızla  daha önce de hem ülkemizden hem de dünyadan bir çok rock müzisyeni ve grubu için yaptık. Şimdi de Judas Priest ile devam ediyoruz. 

En sevdiğiniz Judas Priest parçası ve albümünü yazıp BLUES PERİŞAN blog'a gönderebilirsiniz. 

Ben tek parça ya da albüm adı gönderemem, çünkü başka sevdiklerim de var derseniz, sıralama şeklinde ilk üçü yazabilirsiniz. Anket için seçimlerinizi isterseniz bu yazının altındaki yorum bölümüne ya da 

bluesperisan@gmail.com

adresine mail atarak katılabilirsiniz. 

En Sevdiğin Judas Priest Parçası

ve 

En Sevdiğiniz Judas Priest Albümü

seçimlerinizi bekliyorum. 




18 Ocak 2024 Perşembe

50'sinde de Punk Yapmak: Green Day ve yeni albümü "Saviors"



 Rock türevleri arasında sıkı bir punk dinleyicisi değilim ama punk inceliğini hissedecek kadar çok albüm tüketmişimdir. Green Day ile 1990'ların başında çıkan grunge rüzgarı içinde sadece ismine aşina olarak tanıştım. O Grunge rüzgarında kim ne halt yapıyor diye kulak verirken bu türün bana uymayacağını anladım ve  Soundgarden, Foo Fighters dışında beni çeken grup olmadığını anlayarak kapıları kapatacaktım. Ancak aradan bir zaman geçti ve toz duman dağılınca Green Day'in o grunge rüzgarından farklı bir şekilde punk yaptığını anlayacak, bu sayede de ısınacaktım. Yukarda da belirttiğim gibi sıkı bir punk dinleyicisi olmadığım için de Green Day'in işi poplaştırıp poplaştırmadığı veya harbi punk olup olmadığı da beni fazla enterese etmedi. Bu nedenle geçen yılın sonunda da grubun yeni bir albüm yapacağını duyunca da merak frekansım birden açılacaktı. Bugün de grubun yeni albümü "Saviors" yayınlandı ve ben de hemen kulak kabarttım. 

Green Day'in ondördüncü stüdyo albümü olan "Saviors"ta 2012 yılı albümü "İTRE!" de çalıştıkları Rob Cavallo on yıl aradan sonra prodüktörlüğü üstlenmiş. Albümde tüm şarkı sözlerini gitarist - vokalist Billie Joe Armstrong yazmış. Bas gitarist Mike Dirnt ve davulcu Tre Coll ile daimi Green Day üçlüsü olarak bestelere ortak imza atmışlar. 


Albüm "The American Dream Is Killing Me" ile açılıyor. Bu hayatı insanlara zindan eden ve dünyayı amansız paylaşım savaşlarına iten bu "Amerikan Rüyası" insanlığın kabusu olmaya devam ediyor. Green Day bu parçasında kabusun tüm dünyada olduğu gibi ABD'de de emekçi takımının kabusu olduğunu bir güzel vurguluyor. Ağır bir konu temiz bir soundla bize güzel bir açılış yapıyor. Arada koro diyebileceğimiz Beatlesvari bölümü çok tuttum. Buradaki yaylı çalgıların katılımı için prodüktör Rob Cavallo ve David Campbell'i ne kadar kutlasak azdır. 

Biraz "American Idiot"u anımsatan "Look Ma, No Brains!", kısa ve öz bir punk şarkısı olmuş. 

Armstrong'un eşi Adrienne için yaptığı bir aşk şarkısı olan "Bobby Sox" geri vokalleriyle harikalaşıyor. Punk ile aşk şarkısı nasıl bir araya gelir? derseniz, maden punk yıkıcıdır o zaman bu aptal kuralı ya da duvarı da bir güzel yıkar!

Albümün tanıtımlarında ilk çıkan single'ı olan "One Eyed Bastard" ilk dinleyişte akla yerleşen bir şarkı. Belki de bu yüzden ilk single olarak bu düşünülmüş ve gerçekten çok akılcı bir seçim. 

Uyuşturucu ve alkol müptelalığını işleyen "Dilemma" az biraz da Armstrong'un bir özeleştirisi gibi. Yani grubun gitaristinin bu konuda kişisel mücadelesini anlatan bir çalışma. 

İster suratımızda bir gülümseme ya da dönemin kıyafetlerine kinaye yapalım ama 1980'li yıllar bugün yaşı 50'yi aşanlar için unutulmaz zamanlardır. Green Day de "1981" parçasında o dönemlere gönderme yapıyor. Kim bilir umudun ya da özgürlük mücadelesinin son çırpınışları gibiydi seksenler. Sizi bilmem ama melodi beni o yıllara götürdü bile.

Bu Adeline yenge nasıl bir ablaymış, Armstrong'a ikinci parçayı yaptırmış. "Goodnight Adeline"da Green Day punk'tan biraz daha heavy baladlarına evrilmiş. Zaten bu grubu sevmeme neden olan yanı da bu. 

Coronavirüs salgınının üzücü olaylarından sonra sağlık sorunlarının paranoyaya dönüşmesini işleyen "Coma City" parçası" Maskeyi indir/ Pencerelerini tahta ile ört" sözleriyle dikkat çekiyor. Çatır çatır gitarlar ve davulun balta gibi ritmiyle heavy tadında bir buluşma. Tek kelimeyle harika. 

Green Day bir punk grubu olsa da yer yer klasik rock tadı vermesiyle de gözümün nuru olmuştur. "Corvette Summer" da böyle parçalardan biri ve 1970'lerin pop etkili hard rock gruplarının soundunu hatırlatıyor.  Ardından gelen "Suzie Chapstick" de aynı etkide bir parça ve 1970'lerden öncesine de göz kırpıyor. Bu arada Green Day'in melodi zenginliği de benim için ayrıca kıymetli. 


"Strange Days Are Here to Stay" parçasında David Bowie'nin ölümünden sonra hiç bir şeyin aynı kalmadığına vurgu yapan Green Day, "Living in the '20s" de mevcut duruma eleştirilerini sürdürürken parçada kısa ama güzel bir soloya da yer vermeyi ihmal etmiyor. 


 İlk parçada arada yer alan yaylıların görkemli bir yoğunlukta girdiği "Father To A Son" ibreyi iyice heavy rock'a döndürürken  albüme adını veren "Saviors" sözleriyle herkesin uyuduğu ama rüya görmediği bir dünyayı anlatıyor. 


Albümün finalini oluşturan "Fancy Sauce" hem şarkı sözü hem de müzikal örgüsüyle Beatles ve tabi John Lennon tadında. Bu öyle bir final ki bir punk albümü olmasının ötesinde konsept bir çalışmanın finali gibi. 1970'lerin rock opera tarzının tadını özlemişken, hadi buna da Green Day usulü bir punk opera desek mi... yoksa çok mu abartıyorum? Bilemem ama ben bu albümü çok sevdim, belki de ihtiyacım olan ve özlediklerimi verdi, ne diyebilirim.  

 

Albümle ilgili söyleyecek son anektod da kapağı. Zira bu kapak benim aklıma Türk Punk grubu Rashit'in kapaklarını getirdi. Ancak Green Day'in bu kapağı stüdyoda falan yapılmamış, bizzat gerçek bir siyasi gösteriden alınmıştır. 1978'de Belfast'ta yapılan bir gösteride Paul Kennedy adlı bir çocuğun yanan çöp tenekesinin önünde elinde taş tutarken verdiği bu poz Green Day'in kapağı oluvermiş. Bu arada son bir rötuşla çocuğun ifadesi biraz daha gülümseyen hale getirilmiş. 

Aptulika 











17 Ocak 2024 Çarşamba

Judas Priest Geliyor Ama size göre unutulmaz albümü ?


Judas Priest İstanbul konseri duyuruldu. Grup, 24 Temmuz 2024 tarihinde "Invincible Shield" adlı yeni albümünün turnesi kapsamında İstanbul’da  Maslak Park Orman’da konser vermeye gelecek. 

İyi güzel ve herkes bir bayram havasındayken ben neden kalkıp Nuh Nebi'den kalma bu fotoğrafı kullandım. Çünkü grubun en sevdiğim albümünün yıllarından bir görseli uygun buldum. 

Yıl 1982, aylardan Temmuz'un sıcağı yerküreyi sarmış ve Judas Priest'in "Screaming for Vengeance" albümü piyasaya çıkmış. Benim için unutulmaz albümlerdendir. Ama benim vazgeçilmez parçalarımdan biri olan  iki yıl sonra çıkan "Defenders Of The Faith" albümündeki "The Sentinel"dır. Bu yazıyı yazarken bile dinleme gafletinde bulundum ve saç baş birbirine giriverdi. Her iki albüm de unutulmazlarımdandır. 

Bu iki albümü şöyle bir ayırdıktan sonra hayatımıza bir sürpriz vermeye ve dahi keşif yapmaya ne dersiniz? O zaman 1974 yılına gidelim ve grubun ilk albümü olan "Rocka Rolla"yı dinlemeden etmeyelim. Harika bir albümdür ve benim vazgeçemediklerimdendir. Orada yer alan "Run Of Mill" önemli bir progresif yapıttır. Bu arada yıl 1974 yani 50 yıl öncesi neredeyse değil mis gibi yarım asır. 

1977 yılında Judas Priest "Sin After Sin" albümünü yapmıştır ve orada bir Joan Baez cover'ı vardır ve "Diamonds and Rust" isimli protest folk parçası hard rock'a böyle güzel nasıl uyarlanabilir. Şapka çıkartırım. 

Şimdi gelelim en sevdiğim Judas şarkısına... Tüm zamanların vazgeçilmezi: "Breaking The Law"! Olağanüstü bir başyapıt. Anlatımı Punk, müzikal olarak bir heavy metal başyapıtı. 


Buraya kadar her şeyi herkes kabul eder. Hatta konser için heyecan duyan herkes, "Abi ben onu unutmuştum harika bir albüm, harika bir şarkıdır" bile diyebilir. Bu yüzden ben de biti kanlanmış bir divane olarak sevinirim ama o kadar. Peki şimdi nanemolla albümlere dönelim. 1980'li yılların sonlarına geliyoruz ve Judas "Turbo" diye bir albüm çıkarıyor. Bu albüm Judas hayranlarına bir soğuk duş yaptırıyor, zira albümün açılışında synth etkili bir girişle olan oluyor. Metal'in vazgeçilmez grubu müziğine klavyeyi sokuyor. Bu arada ben de dahil olmak üzere bu klavyeyi heavy metale yakıştıramadık. Oysa ki kendi adıma en sevdiğim hard rock grubu Deep Purple'ı sevme nedenim Jon Lord olmasına rağmen. Ancak her şeye rağmen o günde bugün de Judas'ın "Turbo" albümünü sevmişimdir. Ardından gelen 1988 tarihli "Ram It Down" ı da sevmişimdir. Orada yer alan Chuck Berry klasiği "Johnny B. Goode" yorumu da güzel gelir. 

Benim Judas Priest yekunum budur. Peki sizin en sevdiğiniz Judas Priest albümü ve şarkısı nedir?

Hadi buyrun yeni kampanya ve anket. Seçimlerinizi beklerim.

Bu arada bu yazıyı yazarken kendime de güzel bir Judas Priest dinletisi sundum. Özlemişim doğrusu. 

Bu arada da saati 3 etmişiz ... hadi dağılım! Ama o da ne "Living After Midnight"ı unutmusuzz. Tamam tamam dağılıyoruz.



Liste Başı Albümler 17 Ocak 2024




Rock


 




 1. Can't Find The Brakes - DIRTY HONEY(1) - 9

2. Departures - Apollo Suns (3) - 8

3. Accentuate The Positive - VAN MORRISON (2) - 9


4. Time Of The Signs - GOV'T MULE  (6) - 7

5. 40 Years and the Night - NIGHT RANGER (7) - 9

6. Heaven Comes Down - DOKKEN (4) - 10

 7. Equal Strain On All Parts - JIMMY BUFFETT (12) - 7

8. Conqueress - DORO (10) - 10

9. Rockstar - DOLLY PARTON (11) - 8


10. Sonic Mojo - FOGHAT(5) - 9


11. Just Before The World Starts Burning - THE SLEEPING SOULS (13) - 7

12. Ace Monroe - ACE MONROE (14) - 5


13. Hackney Diamond ( Live Edition) - ROLLING STONES (17) - 3

14. Alphine Gold - DAWN BROTHERS  (15) - 4

15. Mirror in the Sky - YES (9) - 33




16. Hackney Diamonds - THE ROLLING STONES (8) - 12


17 . The 2nd 3rd Secred - 3rd SECRET (19) - 4


18. Afro Turca Dances  - MURAT SES  (25) - 2


19. Hope and Courage - KEN MARGOLIS (16) - 8

20. Death Of The Hoochie Koo - Sgt. SPLENDOR (24) - 3


21. 2024 - RAVENSTINE (Yeni) - 1

22. Here Comes The Rain - MAGNUM (Y) - 1

23. The Restoration - NEAL MORSE (Y) - 1

24. Femmes Fatales - EXIT EDEN (Y) - 1

25. Medusa - RUSSELL & GUNS (Y) - 1




Blues




1. Up Next - MATHIAS LATTIN (2) - 10

2.  Dirt On My Diamonds Vol. 1 - KENNY WAYNE SHEPHERD (6) - 8

3. Back to the Spieit of 66 - LAYLA ZOE (5) - 9


4. Black Bayou - ROBERT FINLEY  (1) - 10

5. Raise Your Hands - SCOTT WEIS BAND (3) - 9

6. Thanks - BOB MARGOLIN (7) - 8

7. Walking Heart Attack - JOHNNY RAWLS (4) - 13

8.  Blues From Caucasia - TOM BUENGER (9) - 8

9. Shout Sister Shout - GHALIA VOLT (10) - 8


10. Last Call For The Blues - CASSIUS KING & THE DOWNTOWN BLUES (14) - 7

 11. Live In Austin Vol 1 - SUE FOLEY (11) - 8

 12.  It Ain't Easy - ERIC B. TURNER (12) - 7

13. Big Grey Sky - CHRIS THOMAS KING (18) - 6


14. Blues Caravan 2023 - WILL JACOBS / ALLY VENABLE/ ASHLEY SHERLOCK (15) - 6


15. Live at Reelsounds - ZOOFUNKYOU (17) - 5



16. Joyful Sky - ROBIN TROWER (8) - 11




17. The Hard Line - CHRIS O'LEARY (Yeni) - 1

 18. Time To Shine - GARNERRA CROMWELL(24) - 3 

19.  Nowhere Left To Go - BROTHERS BROWN (Y) - 1

20. Phoenix Blues Rumble - BOB CORRITORE and FRIENDS (16) - 6


21 . She Said Mahalo - LEE OSKAR (25) - 3

22. Bootlegger Days - JOHN POPPER & JONO MANSON (21) - 6

23. Dockside - JONAH TOLCHIN (22) - 5

24.  Padley Two - THE PADLEY BLUES BAND (23) - 7


25. Pass It On Down - CHRIS BEARD (13) - 12



 


Caz







1. Disappearance - HUMAN BEING HUMAN (2) - 9

2. Rags &Ragas - CHARU SURI (4) - 7

 3. Rising Sun - SHUTEEN ERDENEBAATAR (3) - 7


4.  Colour Of Sound - ZOE RAHMAN (7) - 7

5. Summer Me, Winter Me - STACEY KENT (8) - 7


 6. Live At Glenn Miller Cafe - FREDRIK KRONKVIST (1) - 9

7. Valleys & Mountains - RYMDEN (10) - 6

8.  Spry - ADAM LEVY (11) - 5

9. Sofa - URBAN QUARTET (5) - 9

10. Enchanted - TOM OLLENDORFF (13) - 5

11. For All We Know - ELLAS KAPELL (12) - 6

 
12. Scary Godings: Live - SCARY GOLDINGS (14) - 5

13. Good Woman - KATE KORTUM (15) - 3

14. Ventura - VINCEN GARCIA (18) - 5
 
15. The Shores of Infinity - MENAGERIE (19) - 3

16. Neonomadic - NOAM WIESENBERG (20) - 2

17. A Lovesome Thing - KURT ROSENWINKEL (16) - 3
 
18. Solsa Verde - THE WINFIELD ROAD EXPERIMENT (Yeni) - 1

19. Continuance - JOEY ALEXANDER (Y) - 1

20.  Don't Be Mad At Me - OLIVIA VAN GOOR (Y) - 1



15 Ocak 2024 Pazartesi

APOLLO'nun Çocukları Caz Rock'ı Ateşliyor.



1970'lerin müzikte en harika yanı deneysele, buluşlara ve bil cümle yeniliklere olanak veriyor olmasıydı. Bu konuda rock müziği de hayli debdebeli ve verimliydi. Progresif rock adının anlamına hak verircesine ilerici ve şanı bugünlere yürüyen bir alandı. Caz müziğinde de Miles Davis denenmedik bir şey bırakmadı. O dönemde seçkin hatta elit kesime dönük denilen caza popüler müzik dinleyicisi bile kulak kabartır olmuştu. Bu genişleme cazın düzeyini düşürmediği gibi daha da yükselticekti. O anlarda caz müzisyenleri kimi zaman pop  caz kimi zaman caz rock sentezlerine ulaşarak caz içinde fusion denilen tarzı armağan ettiler. 

İşte o zamanlarda rock kulvarında yer alanlar da caz ögelerini müziklerine katarak başka bir deneyime başladılar. Caz Rock tarzının iki özel grubundan biri Blood Sweat and Tears diğeri de Chicago benim için o dönemin unutulmazlarındandır. Onlar caz tarzının 1950'lerdeki Big Band geleneğini rock müziğine taşıyarak adeta "nefeslilerden kurulu bir rock'n roll orkestrası" oluşturmuşlardı.  


Kanadalı grup Apollo Suns'ın yeni çıkan "Departures" albümünü dinlerken bir anda 70'lerin Blood Sweat and Tears ve daha çok da Chicago günlerine dönüverecektim. Apollo Suns adeta o bayrağı alıp günümüze taşımış. Grup bu işi tamamen enstrümantal olarak yapıyor, dilerim onlar da Chicago gibi vokal ekleyerek yapmaya kalkmazlar ve işin rengi değişmez. 

2023'ün Eylül ayı sonlarında çıkan bu albümde 12 parçada funk, progresif rock ve psychedelia'dan gelen etkilerle duygulu caz-rock sunuyorlar.  

  Ed Durocher(Gitar), Tim Iskierski (Davul), Erika Einarson (Perküsyon), Bryn Herperger (Bas), Garrett Malenko (Trompet), Benjamin James Hill (Trombon), Aaron Bartel (Bari Sax) ve Anatol Rennie (Klavye/Synth) kurulu kadrosuyla Apollo Suns'ın bu ilk uzun albümü. Daha önceleri EP (mini albüm) çıkaran grup bu albümde prodüktör olarak Ben Kaplan ile çalışmış. 

Apollo Suns müzik adına zihin açıcı bir grup ama vaktini müziğe ayıracak kulaklar için. Grubun " Departures " albümü özel bir şeyler arayanlara gözü kapalı tavsiye edilir. 

Aptulika

 


 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...