19 Mart 2017 Pazar
Yeni Çıkacak Albümler
27 Mart 2017
JETHRO TULL - The String Quartets
STEVE HACKETT - The Night Siren
BONFIRE - Byte The Bullet
31 Mart 2017
BOB DYLAN - Triplicate
JOHN LEE HOOKER - Whiskey and Wimmen : John Lee Hooker's Finest (100. Doğum Yıldönümü anısına)
7 Nisan 2017
BRAIN MAY and KERRY ELLISS - Golden Days
DEEP PURPLE - InFinite
KROKUS - Big Rocks
21 Nisan 2017
JOHN MELLENCAMP - Sad Clowns and Hillbillies
RICHIE KOTZEN - Salting Earth
QUIET RIOT - Road Rage
22 Nisan 2017
DAVID BOWIE - Cracked Actor (live in Los Angeles'74)
28 Nisan 2017
CHRIS FARLOWE - Begginnig
(Led Zeppelin'in gitaristi Jimmy Page'in 17 yaşındayken prodüktörlüğünü yaptığı albüm ilk kez piyasaya çıkacak)
5 Mayıs 2017
ROBIN TROWER - Time and Emotion
10 Parçada En İyi CHUCK BERRY plakları
Ultimate Classic Rock isimli rock müzik haber sitesi, Chuck Berry'nin ölümünden sonra "Zirvedeki 10 Chuck Berry şarkısı"nın sıralamasını vermiş. Bu sıralama (daha çok Rolling Stone dergisinin yaptığı gibi) dergi editörlerinin oturup oluşturduğu "en iyi 10 Chuck Berry şarkısı" türünden bir sıralama değil. Ultimate Classic Rock dergisi bu sıralamayı Chuck Berry'nin 1955 ile 1964 arasında çıkarttığı plakların o dönemdeki liste başarılarına göre oluşturmuş. Böyle olunca da dönemin listelerindeki durumuna göre bütün zamanların en iyi Chuck Berry parçalarının sıralaması ortaya çıkmış. Açıkcası sıralamaya baktığımızda da hem fikir olmamak olanaksız gibi. Parçaların hiç biri gündemden düşmemiş, tanınırlığını ve de etkisini sürdürüyor olduğunu görüyoruz.
Rock'n Roll'un mucidi ve tüm zamanların rock müzisyenlerini etkileyen Chuck Berry, gitaristliği, vokalistliğinin yanısıra iyi bir söz yazarı ve besteci kişiliğiyle de öne çıkan bir büyük abide. Bu cumartesi günü kaybettiğimiz Chuck Berry'nin en iyi parçaları ve tabi bütün dönemlerin de en iyi rock'n roll klasikleri.
10 - “Carol” (1958)
8 - “No Particular Place to Go” (1964)
7 - “Brown Eyed Handsome Man” (1956)
6 - “Back in the U.S.A.” (1959)
5 - “Rock and Roll Music” (1957)
4 - “Sweet Little Sixteen” (1958)
3 - “Roll Over Beethoven” (1956)
2 - “Maybellene” (1955)
1 - “Johnny B. Goode” (1958)
Gitaresk'te TREVOR BOLDER'a saygı programı
2013 yılında kaybettiğimiz Uriah Heep'in bas gitaristi TREVOR BOLDER için bu salı gecesi Açık Radyo'da Gitaresk 'te bir anma programı yapılacak. Meral Akman'ın hazırladığı radyo programı Gitaresk'in bu haftaki konuğu müzik yazarı CENK AKYOL olacak. Blues Perişan blog'umuzun da bu haftadan itibaren müzik yazarı olacak olan CENK AKYOL (ilk yazısı bu salı yayınlanacak) konuk olduğu GİTARESK programında Trevor Bolder üzerine konuşup, şeçtiği paraçalara yer verecek.
TREVOR BOLDER'a Saygı Programı
Açık Radyo, Gitaresk programı
21 Mart 2017 Salı Akşamı
saat 21.00 - 22.00
Programı hazırlayan ve Sunan : Meral Akman
Konuk : Cenk Akyol
David Bowie, Ken Hensley, Wishbone Ash ve tabi Uriah Heep kadrosunda bas gitarist olarak muhteşem albümlere imza atan Trevor Bolder'i 21 Mayıs 2013'te kaybetmiştik. 1977'den 2011'e kadar Uriah Heep grubunun efsanevi albümlerinde çalan Bolder, ölümünden sonra gecikmiş bir anma programıyla tekrar hafızalarımızda canlanacak. Meral Akman'ın Açık Radyo'da hazırladığı Gitaresk programına bu salı müzik yazarımız Cenk Akyol konuk oluyor. Cenk Akyol, bas gitarist Trevor Bolder üzerine konuşup albümlerinden seçtiği parçalara yer verecek.
İngiliz müzisyen Trevor Bolder'in Uriah Heep, David Bowie, Wishbone Ash albümlerinde çaldığı baş yapıtları dinlemek için salı gecesi adresiniz Açık Radyo'da Gitaresk programı olacak.
On yıl önceki bir yazıda CHUCK BERRY
Onu belki de en güzel John Lennon, "Eğer rock'n roll'a bu isim verilmemiş olsaydı kesinlikle ona Chuck Berry diyecektik" sözüyle anlatıyordu. 20. yüzyılı sarsan Rock'n Roll devriminin müsebbibi Chuck Berry'i dün yitirdik. 90 yıllık bir ömür ve her kuşağı etkileyen rock'n roll şimdi öksüz ama sanırım daha çok yüzyıl devireceğe benzer.
Chuck Berry, bundan 10 yıl önce ülkemize gelip, konser vermişti. Büyük rock'n roll ustasının ardından o konser öncesi yazdığım ve Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan yazıyı burada sizlerle paylaşıyorum.
Chuck Berry Türkiyede
Bay Rock’n Roll
Dünya müzik devlerinin konserleriyle yeni yeni
karşılaşan bir ülkenin insanları olarak çoğu zaman; “Çocukluğumuzun,
gençliğimizin ustalarını yaşlılık dönemlerinde görebiliyoruz” diye
hayıflanırız. Şimdiki kuşak ise iki yıl önce tanışıp, tutkunu olduğu topluluğu
ya da sanatçıyı üçüncü yılına kalmadan konserinde izleyebiliyor. Onlar bunun
kıymetini ne ölçüde bilebiliyor, bilinmez ama bizim gibi sevdiği grupların
plaklarına bile gecikmeli ulaşan bir kuşak için çok büyük bir aşama olduğu su
götürmez bir gerçektir. Jethro Tull, Deep Purple, Uriah Heep’i kuruluşlarından
otuz yıl sonra, müzisyenlerini de 50’sini aşmış vaziyette yakalamış olmak bile
bizim için heyacan vericiydi.
Çocukluk ve gençlik yıllarımızın kahramanı Jethro
Tull ile ilk Türkiye konserinde karşılaştığımızda topluluğun beyni torun torba
sahibi olmuştu. Hoş o zamandan bu yana bile 16 yılı devirmişiz ya neyse..
Şimdilerde ise bizim değil anne babalarımızın, hatta bir çoğumuzun dedelerinin
bile asıl zamanında izleyebileceği bir usta ülkemize geliyor. Ustaların ustası
diyebileceğimiz Chuck Berry ile 81 yaşına adım attığında ilk kez yüzyüze
geleceğiz. Galiba rock’n roll sözkonusu olunca yaşın maşın kıymeti harbiyesi
kalmıyor.
Rock Gitaristlerinin İlham Kaynağı
Bir çok rock yıldızına ilham kaynağı olmuştur,
Chuck Berry. Ondan etkilendiklerini söylemeyen grup ya da müzisyen yok
gibidir. Animals, Beatles, Rolling Stones’da ondan izler bulmanız mümkündür.
Özellikle Rolling Stones’ın gitaristinin yaptığı ördek yürüyüşü bu ustadan
alınmış bir simgedir. Ama gitar çalarak yapılan ördek misali, tek ayak üzerinde
zıplamalı yürüşün en hasını 80’lerden bu yana rock sahnesinin devi olabilen AC/
DC’nin çılgın gitaristi Angus Young’da da görürüz. O adeta Chuck Berry’nin
günümüze beyaz yansıması gibidir.
20. yüzyılın başında Les Paul’un gitarı
elektiriklendirmesi yeni bir devri müjdeliyordu. Bu devrimin adı; Rock’n
Roll’du. O güne dek blues ve caz gruplarında solo enstrüman olarak saksafon ya
da piyanoyu görürken; Les Paul’un icadı olan Gibson model elektrikli gitardan
sonra herşey değişecekti. İlk öncü isim olarak T-Bone Walker (1910 – 1975),
elektro gitarı blues’a taşıyacaktı. Açılan bu yoldan elektro gitar rock’n roll
çağının baş enstrumanı haline gelirken, öncüsü de Chuck Berry olacaktı.
Rock’ n Roll’un Sebebi Mucidi
Kaliforniya’da
18 Ekim 1926’da doğan Chuck Berry, ilk olarak 1950’de “St Louis, Mo” isimli bir
üçlü ile profesyonel müzik hayatına başladı.
1955’in baharında Chicago’ya gitmesi onun blues ustası Muddy Waters’la
tanışmasına sebep olacaktı. Bu tanışma sonucu Waters onu plak şirketine
önerecekti ve ilk plağı “Maybeline” böylece yayınlanacaktı. Bu başarılı çıkış
bir yıl sonra “Roll Over Beethoven” ile sürdü. Ardından da “You Can’t Catch
Me”, “Scholl Day”, “Oh Baby Doll” gibi hit parçalar takip edecekti. 1 milyonun
üzerinde satış yapan “Scholl Day” listelerde 1 numaraya yükselirken, ilk önce
İngiltere ve ardından da tüm dünyaca tanınacaktı.
Büyük usta “Rock’n Roll Music”, “Sweet
Sixteen”, “Johnny B Goode” ve “Back In The USA” gibi unutulmaz klasikleri
yaparak, 50’li yılları kapar. 1960 başında ise polisle başı derde girecekti. Indıana’da
2 yıl hapis yattı. Ancak geçen bu sürede o unutulmayacak, bilakis daha
ünlenecekti. Çünkü dönemin yeni parlayan yıldızları olan Beatles ve Rolling
Stones onun parçalarını yorumlayarak listelerde yükseleceklerdi. Böylece
60’lara da taşınan Berry’nin parçaları 3 albümde toplanıp piyasaya çıkacaktı.
Hapisten 1964’de çıkan Chuck Berry, "Nadine" isimli parçasıyla tekrar listelerde görünür. Ardından da ilk İngiltere
turnesine çıkar. Bu arada siyahi ustanın beyaz İngiliz takipçileri vardır. Eric
Burdon isimli rock’n roll tutkunu gencin grubu Animals bunların başında
geliyordu. Berry, Animals ile Finsburg Park Astoria’da 9 Mayıs 1964’de tarihi
bir konser verecekti.
Sen Çok Yaşa Rock’ n Roll
John Lennon; "Rock And Roll'a farklı bir
isim verilmeye çalışılsaydı; adı ‘Chuck Berry’ olurdu." derken Stevie
Wonder; "Rock and Roll'un yalnızca bir tek kralı vardır. O'nun da adı
Chuck Berry'dir." demekten çekinmeyecekti. Bunlar pek abartılı
tanımlamalar da sayılmazdı hani. Rock’n Roll’un dünyaya yayılmasına vesile
olmakla birlikte bunun bir müzik tarzının ötesine geçip yaşam anlayışı olması
da onun sayesinde gerçekleşecekti. Rolling Stone dergisi tarafından açıklanan
"Tüm Zamanların En İyi 500 Şarkısı" listesinde 6 parçası üst
sıralarda yeralan Chuck Berry, 1985 yılında da Grammy tarafından "Yaşam Boyu
Başarı" ödülüne layık görülecekti. Bu müzik sanayini de anlamaya imkan yok
hani, yıllarca ‘tu kaka’ edip, görmezden geldiklerini bu tip garip ödüllerle
ölümüne yakın hatırlarlar.
Dünyayı Sallayan Yuvarlayan Adam
Müzik tarihinin en önemli şahidi, Rock and
Roll'un ete kemiğe bürünmüşü olan Chuck Berry’i 19 Ocak 2007, Cuma gecesi Türkiye’de
görebileceğiz. İstanbul Hilton “Convention Center” yani Türkçe meali Kongre
Salonu olan yerde konser verecek. (Böylesi muhteşem bir buluşmaya simge olarak
Türkçe isim taşıyan bir yer olsaydı ya neyse... Çoluk çocuğumuza bu konseri
anlatırken “Konversiyon” filan falan mı diyeceğiz.) O günkü bu tarihi anda
Johnny B Goode”, “Maybellene” “Roll Over Beethoven”, “School Day”, Rock And
Roll Music", "Sweet Little Sixteen" ve "Brown Eyed Handsome
Man" gibi bir çok klasiği asıl kahramanından dinlemenin keyfine varırken,
diğer bir yandan da ülkemizde görme imkanına erişemediğimiz The Animals,
AC/DC’i de görmüş gibi olacağız. Bir konserde Chuck Berry’i görürken aynı
zamanda karşımızda Eric Burdon (Animals), Angus Young (AC/DC) olacak. Sen çok
yaşa Rock’n Roll!.. Bu dünyaya kattıkların için sonsuz teşekkürler, Chuck!
APTULİKA
13 Ocak 2007
Cumhuriyet gazetesi
Rock'n Roll'un mucidi Chuck Berry öldü
Rock'n Roll ile dünyayı yerinden oynatan Chuck Berry hayata veda etti. Dün Missouri'deki evinde, öğlen saatlerinde yaşamını yitiren sanatçı 90 yaşındaydı.
1950'lerde müzik hayatına başlayan Chuck Berry, rock'n roll tarzını ilk kez sunarak, ardından gelen etkisini bugüne (hatta bundan sonrasına da) kadar sürdürecekti.
Sanatçı bundan tam 10 yıl önce (19 Ocak 2007) ülkemize ilk kez gelerek, İstanbul Hilton'da konser vermişti. O konserde onu 80 yaşındayken izlemiş ve o yaşta sunduğu enerjiye hayranlıkla bakmıştık.
1926 yılında Kaliforniya'da doğan siyahi gitarist, 1940'lı yıllarda Gibson gitarın elektriklenmesiyle birlikte rock'n roll denilen güzelliğin mucidi olacaktı. Rock'n Roll Music', Sweet Little Sixteen', 'Johnny B Goode', 'Back'ın The USA' gibi unutulmaz plaklarıyla bu türün dünyayı sarmasını sağlayan Chuck Berry, ardından gelen bir çok müzisyeni etkileyecek ve rock müziğin doğuşuna da etken olacaktı.
17 Mart 2017 Cuma
James Cotton ile 80 yılın özeti “Cotton Mouth Man”
Blues armonikasının en büyük
isimlerinden James Cotton’u dün yitirdik. Sanatçının 2013 yılında çıkan son
albümü “Cotton
Mouth Man” için aynı yıl Aydınlık gazetesinin kültür – sanat sayfasında bir
yazı yazmıştım. Şimdi James Cotton’un ardından o yazıyı paylaşıyorum.
James Cotton ile 80 yılın özeti
“Cotton Mouth Man”
Armonika’nın
en değer bulduğu yer, Blues tarzıdır. Neredeyse bir kalem gibi cebinizde
taşıyabileceğiniz bu enstrüman, kendinden beklenmeyecek ses renklerine ve derin
çığlıklara ulaşır. Kolay edinilebilirliğine rağmen bu çalgının ustaları öylesi
her köşe başına dizilmiş çoklukta da değildir. 1920 ile 1930 arasında DeFord Bailey, Noah Lewis, Jed Davenport, Jaybird Coleman gibi
öncü isimlerle blues içinde ayrıcalıklı
bir yer edinen bu enstrüman, 30 yıl sonra Little
Walter ile Modern Blues’taki solo özelliğine kavuşacaktı.
Solo enstrümanı olan gitarın hakimiyetine kızan Walter, adeta onla yarış ederek bugünkü
solo normlarını oturtacaktı. O günlere şahit olan bir başka armonikacı ise James Cotton’du. Yaşayan en eski blues
armonikacısı olan Cotton, bugün 78 yaşında.
Usta armonikacı James Cotton’ın neredeyse 70 yıla yaklaşan
müzik hayatına ithafen “Cotton Mouth
Man” isimli bir albüm şu günlerde vitrinlere çıktı. İlerlemiş yaşına rağmen
çalış ustalığından bir şey kaybetmediğini gördüğümüz bu albümde günümüzden bir
çok müzisyenin de konuk olarak ustayla birlikte yer aldığını görüyoruz.
Davulculuktan
armonikaya geçiş
Müzik hayatına efsane bluescu Howlin’ Wolf’un grubunda başlayan Mississippi’li sanatçı, radyoda
duyduğu Sonny Boy Wililamson II ‘la
müziğe ilgi duymuş. Küçük yaşlarda ailesiyle birlikte Arkansas’a göçetmeleri sonucu burada Williamson’la tanışma imkanı
da bulacak ve onun fikirlerinden yararlanıp, kendine bir yol çizecekti.
![]() |
| James Cotton, Johnny Winter ve Muddy Waters |
James Cotton,
armonika ile özdeşleşmiş bir isim ama o yıllarda çaldığı enstrüman davuldu.
Sanatçı Chicago Blues’ın mabedi olan
Chess Records’a geldiğinde Howlin’
Wolf’un armonikacı aramasıyla bu enstrümana tesadüfen başlamış. O dönem burada
en başarılı armonikacı olan Little
Walter’dan bu olayın inceliklerini öğrenmek istese de karşılığında bir
aşağılama ile yüz yüze kalır. Ona piyanist Otis
Span yardım eder. Piyanodan verdiği akorlarla Cotton’un gelişmesini
sağlayan Spann, yaptığı abilikle yıllar sürecek vefalı bir dostluğu da
başlatacaktı.
Blues
klasiklerindeki gizli kahraman
Howlin’ Wolf’tan
sonra 1955’te Muddy Waters’ın
grubuna giren Cotton, “Got My Mojo
Working” ve “She’s Nineteen Years
Old” gibi blues klasiği olmuş
kayıtlarda armonikasıyla tarihteki yerini alacaktı. 1965’te piyanoda Otis Span’ın yer aldığı Jimmy Cotton Blues Quartet’i kuran
armonikacı, 1966 yılında da Janis Joplin’in
konserlerinde çalacaktı. Kendine ait plaklar da yapan James Cotton, 1977’de
Muddy Waters’a Grammy kazandıran “Hard Again” albümünde armonikadan sorumluydu.
Jimmy Cotton da ilk Grammy ödülünü 1984’de “Live From Chicago” albümüyle alacaktı. Ardından1996’da “Deep in The Blues” ile de “En İyi Geleneksel Blues Albümü”
dalında bu ödüle bir kez daha layık görülecekti.
Sesini kaybetti
ama nefesi daim
Müzik hayatı boyunca aranan armonikacı olan Cotton, Big Mama Thorton, Santana, B.B. King gibi birçok önemli isme eşlik etmişti. Şimdi ise
Joe Bonamassa, Allman Brothers Band’den
Gregg Allman, Keb Mo, Warren Haynes, Ruthie Foster gibi günümüzün gözde
bluescuları yeni çıkan “Cotton Mouth
Man” albümünde usta armonikacıya eşlik etmişler. Konuk olan bu isimlerin
yanısıra albümün güçlü bir kadrosu da var. Albümün bütününde vokali üstlenen Darrell Nulish’in albüme kattığı ruh
ise gerçekten övgüye değer.
Eskiden armonikanın
yanısıra vokal de yapan James Cotton
20 yıl önce geçirdiği kanser sonucu vokal yapmayı bırakmak zorunda kalmıştı.
Ama buna karşın albümde onun sesini “Midhight
Train” parçasının açılışındaki sunumuyla ve de albümün finalinde yeralan “Bonnie Blue” da tüm vokali
üstlenmesiyle duyabiliyoruz. Eski günlerindeki sesi olmasa da Blues’ın hissini
yaşatan duygusuyla keyif verici ve hala etkili. Albümdaki parçaların konuları
da Blues tarihinden ve James Cotton’un hayatından izleri barındıran öykülerle
dolu. 80 yaşına yaklaşan ve gırtlak rahatsızlığı sonucu da sesini kaybetmiş
olan Cotton’un armonikası ise eskisini aratmayacak kadar güzel.
APTULİKA
Rakınroll FM Postası
Blues Perişan blog'unun yazarlarından Geronimo Yalnızkartal hazırladığı internet radyo programı Rakınroll Fm'de çaldığı parçalardan kısa notları bizlerle paylaşıyor.
Rakınroll Fm Postası
Bu hafta Rakınroll Fm’de yeni çalınan albümler ve sanatçılar hakkında kısa kısa …
Beth Hart - Fire On The Floor – 2016
Beth Hart 10 Mayıs’da İstanbul’da konsere geliyor . Bu heyecan verici konser öncesi yeni albümü de yayınlandı. Albüm caz ve blues ağırlıklı solo şarkılardan oluşuyor. "Fatman" ve "Jazzman" gibi caz ögeleri taşıyan parçalar yanında albümle aynı ismi taşıyan "Fire On The Floor" ve "No Place Like Home" gibi blues rock ağırlıklı parçalar dikkatimi çekenlerden bir kaçı.
Eric Gales – Middle Of The Road – 2017
Yetenekli, üretken, çok yönlü 43 yaşındaki Gales’in 18. stüdyo albümü. Kendisi adına yaptığı solo albümlerin yanısıra bir çok projede de bulunmuş bir adam olarak sayıgıyı da hak ediyor. "Boogie Man" ve "Change in Me" önereceğim parçalar. "Repettion"u da biraz farklı tad arayanlar için ayrıca öneririm.
Dan Patlansky - Introvertigo – 2016
2014 yılında İstanbul’a konsere geldiğinde adını duyduğum bu Güney Afrika'lı beyaz genç ama tecrübeli blues adamının bu albümü, geçen yıl American Blues Rock Review tarfından yılın en iyi blues albümü seçilmiş. 50 yaşındaki efsane gitarı “ the red” in Amerika’daki Katrina felaketinden kurtulması ve yeniden kavuşmaları başlı başına bir hikaye. Neyse onu geçelim, bu albümden önereceğim parçalar açılış parçası Run , Sonnava Faith ve Stop the Messin
Luke Escombe - Skeleton Blues – 2017
Luke Escombe, İngiltere doğumlu bir sanatçı ama kariyeri Avusturalya’da gelişmiş. Adam çok çok ilginç bir tip. Tiyatro eğitimi almış, komedyen, oyuncu , şarkıcı , gitarist , söz yazarı … İzlediğiniz ya da dinlediğiniz de de demek istediğimi anlayacaksınız. Bu albümden tavsiyelerimiz,Punctuation Blues , 21st centry Blues , Willam Blake . Ama youtube’dan Industrial Action ‘u mutlaka dinlemelisiniz .
Julian Sas - Feelin’ Alive – 2017
47 yaşında Hollandalı bir blues rock gitaristi J.Sas. Yaklaşık 15 albüm çalışması içinde yer almış bir sanatçı, genelde melodik, ritmik ve soft bir sounda sahip parçaları karşınıza çıkabiliyor. Bu albümden beğenerek çaldığım iki parça "High and Low" ve "Jump for Joy".
Marc Ford & Naptune Blues Clup - The Valture – 2016
Bu hafta keşfetmekten en memnun olduğum adam ve albüm bu oldu . Black Crowes ‘un ilk kurucu üyelerinden ve gitaristi olan Marc Ford grubu ile çıkardıkları bu albümle çok keyifli bir sürpriz yaptı bana. Gerek vokal gerekse gitar tınıları Black Crowes’u çok seven biri olarak benim için ayrı bir tad oldu. Albümden seçtiğim parçalar : Arkansas Gas Card ( ki bu parçanın 10 dk’lık canlı performansını da internetten ayrıca bulup dinlemenizi öneririm ), Devil’s in the details, The Valture , Deep Water ve Shalimar Dreams …
Nick Earl And Joe Coffin - Wood Wire Blood & Bone -2017
Bu işte haftanın en büyük keşfi (Yazıyı Aptulika’ya bırakıyorum ). Kanadalı iki tıfıl lise öğrencisi old school bluesu muhteşem yorumluyorlar. Albümde iki cover var, kalan tüm şarkıları da kendileri yazmışlar, Yaşa başa bakıp, ortaya çıkan sonuca bakınca insanın inanası gelmiyor ama müzik dinleyicisi olarak kendimizi umutvar ve şanslı hissettirdiklerini söylemeliyim , harikalar … Seçtiğim şarkılar : Who were you with last night , You’ve done nothing , Kind Hearted Woman ve Sixteen tons coverı …
GERONİMO YALNIZ KARTAL
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














