14 Nisan 2014 Pazartesi

Okan Ersin'in konseri çarşamba günü Ankara'da

Dünyanın bahsettiği Kıbrıs’lı gitarist Okan Ersan
Chick Corea, John McLaughlin ve Al Di Meola gibi dünyanın en önemli caz fusion müzisyenleriyle birlikte aynı sahneyi paylaşan son yıylların parlayan gitaristi Okan Ersan, 16 Nisan gecesi Ankara’ya gelerek IF Performance Hall’da konser verecek.


K.K.T.C’de dünyaya gelen Okan Ersan, müzisyen bir aileden geldiği için müziğe erken yaşta piyano ve gitar çalarak başladı. Üniversite eğitmini 1994 yılında Marmara Üniversitesi Müzik Bölümü'nde tamamlayan sanatçı,  Steve Lukather, Mike Stern, Frank Gambale, Al Di Meola, Robben Ford, Scott Henderson ve Ritchie Blackmore'den etkilenerek elektro gitara başlamış.
Kıbrıs’ta çeşitli barlarda müzik yaptıktan sonra 2003 yılında İngiltere’de yayınlanan “Guitarist” dergisinin düzenlediği bir yarışmaya katılmaya karar verir.  Kendi bastası olan “To Whom It May Concern” parçası ile bu yarışmaya giren  Okan Ersan, başarılı olarak 2003 yılının en iyi 5 gitaristi arasına girecekti.  Böylece dünya çapında tanınan sanatçıya  2005 yılında da bir plak şirketinden albüm teklifi gelecekti. Bu albümün ardından ABD’de de başarılı bir konser turnesi yapan gitarist  Kansas City Jazz Festival’inde  Grammy ödüllü müzisyen Billy Paul'a eşlik edecekti.
Başarılı geçen ABD turnesinin ardından 2006 yılında Leverkusener Jazztage Festivali'ne davet edilen Okan Ersan’ı büyük bir sürpriz bekliyordu. Sanatçı bu festivalde  caz fusion gitarının abide ismi  Al Di Meola ile birlikte aynı sahnede çalacaklardı. Bir yıl sonra aynı festivale “Guitar Masters” kategorisinde çağırılan Okan Ersan, bir başka gitar ustası  Robben Ford’la da aynı sahneyi paylaşacaktı.   2008 yılına gelindiğinde ise ünlü Alman caz fusion grubu Panzerballett ile birlikte bir projeye imza atan Okan Ersan, aynı yıl caz fusion tarzının tuşlu çalgılar ustası Chick Corea ve İngiliz gitar efsanesi John McLaughlin’le aynı sahneyi paylaşacaklardı. Bu yoğunluk içinde İkinci albümü “A Reborn Journey”i 2011'de yayınlayan Okan Ersan, bu projede birinci albümünde de yer alan İstanbul Superband topluluğu ile Dave Weckl, Ernie Watts, Ola Onabule, Mısırlı Ahmet ve Ercan Irmak ile çalıştı.


13 Nisan 2014 Pazar

Nicholas Payton ve İstanbul Gençlik Caz Orkestrası konseri yarın



Grammy ödüllü başarılı trompet sanatçısı Nicholas Payton, İstanbul Gençlik Caz Orkestrası'nın eşliğinde 14 Nisan'da Zorlu Center'da...
Ülkemizde sanat iyiden iyiye taça çıkarılmaya çalışılırken, diğer bir yandan da şaşırtıcı gelişmeler ortaya çıkabiliyor. Bu olumlu çabalardan biri de İstanbul Gençlik Caz Orkestrası. Akbank’ın mali desteği ve caz müziğini akademik bir alana taşımayı hedefleyen Bahçeşehir Üniversitesi’nin öncülüğüyle kurulan bu orkestra, 19 ile 25 yaşları arasındaki 17 müzisyenden oluşuyor. Şefliğini piyanist, besteci ve eğitmen Baki Duyarlar'ın üstlendği orkestra, Türk cazının gelişimi için yeni kapılar aralamayı, genç yetenekler için farklı olanaklar sağlamayı ve Türk bestecilerinin özgün bestelerini caz dinleyicilerine ile buluşturmayı amaçlıyor. Onları ilk kez 23. Akbank Caz Festivali’nde dinleme imkanı bulabilmiştik. O günden sonra hız kesmeden çalışmalarını sürdüren orkestra, Şimdilerde de dünyaca ünlü caz trompetcisi Nicholas Payton ile konser vermeye hazırlanıyor.
Çizim Aptülika
aptulelcioglu@gmail.com
Günümüz caz sahnesinin en güçlü isimlerinden biri olan Nicholas Payton enstrümanı trompet’in yanısıra birçok enstrümanı da başarıyla çalabilen bir isim. Caz bascısı ve tuba (sousaphone) sanatcısı Walter Payton’un oğlu olan Nicholas Payton müziğe çok küçük yaşlarda adım attı. 4 yaşında trompetle başladığı müzik yaşamını 9 yaşında Tuxedo Brass Band’de çalarak ilk sahne deneyimi kazanacaktı. Lise yıllarında müzik çevrelerinin virtüöz tanımlamasını verdiği sanatçı New Orleans Üniversitesi’nde “Yaratıcı Sanat” üzerine akademik eğitimini aldıktan sonra profesyonel müzik kariyerine başladı. 1994’te ilk albümünü yapan Payton, 1997 yılında da “En İyi Enstrümantal “ dalında da Grammy ödülünün alacaktı. Geçtiğimiz yıl çıkardığı “Sketches Of Spain” albümüyle otoriteler tarafından olumlu eleştriler alan caz trompetcisi, bugüne kadar Ray Charles, Daniel Lanois, Herbie Hancock, Roy Haynes, Joe Henderson, Marcus Roberts, Jill Scott ve Wayne Shorter gibi önemli müzisyenlerle aynı sahneyi paylaştı. Nicholas Payton, belirli bir türe bağlı kalmadan farklı tarzları zengin müzik geçmişiyle ele alan bir isim.  

Pazartesi günü Zorlu Center’da gerçekleşecek bu özel konserde caz trompetinin son dönem ustalarından Nicholas Payton, Türkiye cazının gelecek vaadeden genç müzisyenlerinden kurulu İstanbul Gençlik Caz Orkestrası ile sahneye çıkacak.   

12 Nisan 2014 Cumartesi

Herbie Hancock 74 yaşında



illüstrasyon: Aptülika

bluesperisan@gmail.com
Caz Rock fusion tarzının en önemli piyanistlerinden Herbie Hancock, 
12 Nisan1940'de  
Chicago, Illinois’te doğmuştu. Herbie Hancock 
bugün 
74 yaşına girdi.

17 Mart 2014 Pazartesi

Anita O’Day’in Davulculara İlgisi



Siyahi kadın vokallerinin hakim olduğu 50’li yılların caz müziğinde bir beyaz olarak ayrıcalıklı bir yer edinen isimdir, Anita O’Day. Çıkışının müzikten önce dansçılık kariyeriyle yapan sanatçı, Gene Krupa’nın grubunda şarkıcılık yaparken, dünyaca tanınacaktı. Bu orkestrada trompet çalan Roy Eldridge ile düet yaptığı “Let Me Of Updown” adlı şarkısıyla dönemin sevilenleri arasındaki yerini alacaktı. Bu şarkı sadece dönemin popülerlerinden olmasıyla kalmayarak, ırk ayrımına da ilk şiddetli tepkilerden birini verecekti. O yılların ABD’sinde siyah - beyaz ayrımının had safhadayken beyaz bir kadın şarkıcı, siyahi bir trompetçiyle birlikte düet yapması bir ilki oluşturuyordu. O günün televizyonlarında bu parça seslendirilirken yer alan iki dansçı da dans ediyordu. Onlar  da siyah ve beyaz danscı ikiliden oluşuyordu. Bu olayın ertesinde muhafazakar çevrelerin tepkisi de gecikmeyecekti. Ama Anita O’Day böylece bir ilki gerçekleştirerek ırk ayrımcılığına karşı tepkisini verecekti.
Çizimler: APTÜLİKA

Big Band dönemlerinin vazgeçilmez şarkıcısı olan Anita O’Day, Woody Herman, Stan Kenton orkestralarında da çalıştı. Ama onunla birlikte akla gelen tek orkestra ise Gene Krupa Orkestrası’ydı.  Anita O’Day’in davulculara özel bir ilgisi vardı ve onlarla iyi anlaşıyordu. Gene Krupa ile uyumlu çalışması da bundan kaynaklanıyor olabilirdi. İlk eşi Don Carter ve uzunca bir sure çalıştığı arkadaşı John Poole da bir davulcuydu. 
2006 yılında 87 yaşında kaybettiğimiz sanatçı, 80 yaşına kadar şarkı söylemeye devam etti. Onun hayatında müziğini sekteye uğratan alkol ve uyuşturuçcu bağımlılığıydı. 1947’de ikinci kocası Carll Hoff’la birlikte mariuana bulundurmak suçundan gözaltına alınacaktı. 1952’de de aynı suç nedeniyle hapis yattı. 1960 yılında yüksek dozdan az daha ölüyordu, son anda kurtarıldı.

Anita O’Day ayrıcalıklı sesiyle   caz kadın vokallerinde önemli bir yere sahiptir.

Çizimler: Aptülika
bluesperisan@gmail.com

16 Mart 2014 Pazar

Pazar eskizleri 16 Mart 2014

ELVIN JONES


İlk konuğumuz davulu ritm ve eşlik enstrümanı olmaktan çıkarıp, solo çalgıya döndüren Elvin Jones. 
Farklı ritmleri bir arada çalma anlayışını getiren sanatçı müziğe yeni bir yaklaşım getirerek mdern düşünceler katmıştı.






Billie Holiday 



1915 Baltimore doğumlu blues ve caz vokalinin unutulmaz ismi: Billie Holiday.
Lester Young'un deyimiyle,
Lady Day

Bu unutulmaz vokalistin 1939'da yaptığı "Good Bless The Child" şarkısı çileli çocukluğundan izler taşır.






James Brown

Bu pazar üçüncü konuğumuz ise Soul müziğin devi James Brown.







14 Mart 2014 Cuma

Jay McShann'ın talihi



Caz'daki orkestra döneminin bitmesi bir çok ismin yok olmasını ya da zamana ayak uydurup, yollarına öyle devam etmelerini sağlayacaktı. Ancak bu dönemde askere alınan bir siyahi müzisyen, bu değişimi asker dönüşü farkedecekti ki artık çok geçti.
Piyano'nun yanında vokalistiliğiyle de bir hayli şöhreti olan Jay Mc Shann12 Ocak 1916'da Oklahamo'da doğmuştu.1936'da Kansas City'de bir orkestraya katılarak müziğe başladı. Bu orkestra tümüyle siyahlardan oluşuyordu ama çaldıkları klübe sadece siyahlar girebiliyordu. Çünkü ABD'de ırk ayrımının en yoğun yaşandığı bu dönemlerde bu alışılageldik bir durumdu ve beyazların girdiği yere siyahların girmesi yasaktı. Sadece çalanlar siyah olabilirdi.
Jay Mc Shann, piyanoyu radyoda Earl Lines dinleyip, klisedeki piyano ile kendi kendine çalışarak öğrendi. Ühliü olduğu ilk zamanlara kadar da nota bilmiyordu. Ünlü olduktan sonra da nota okuma dersleri alarak bu açığı kapatacaktı. 1939'da kendi orkestrasını kurdu. Mc Shann artık bir orkestra şefiydi ve günden güna da şöhreti artıyordu. Buna karşılık sanatçı orkestrasında gençlerin önünü açıyor ve imkanlar sağlıyordu. İşte bunlardan biri de caz müziğinin bugüne kadar gelmiş geçmiş en önemli saksofoncusu Charlie Parker'da ilk çıkışını bu orkestrda yapacaktı.
İlk albümünü 1941'de yapan Jay Mc Shann, albümde yer alan "Confessin' The Blue" ile bir hayli meşhur olacaktı. Böylece aranılan bir piyanist ve orkestra lideri olan sanatçı klüp ve konser salonlarını tıka basa dolduracaktı. Fakat bu sefer onun kötü talihinin rolü başlayacak hazin sonu hazırlayacaktı. Jay Mc Shann, 1944 yılında bir gün, önemli bir klüpte çalıyordu. Alkışlar eşliğinde sahneden indiğinde soyunma odasına giderken izleyenlerden biri kendine yaklaşarak, "Bizimle geleceksiniz." diyecekti. Görevliler eşliğinde bir araca bindirilerek askere alındı.
Çizim: Aptülika
Sanatçı askerden döndüğünde ise kötü bir sürprizle karşılaşacaktı. Artık caz orkestralarının dönemi bitmişti. O da küçük gruplarla çalışmak için Kaliforniya'ya gitti. 7 Aralık 2006'da yitirdiğimiz Jay McShann, Kansas City ile özdeşleşmiş bir piyanistti.

Jay Mc Shann ile ilgili saksofoncu Boby Watson şöyle diyor;
"Swing ile bebop arasında bir köprü gibiydi."

Bir başka önemli müzik insanı Bruce Ricker ise,
"En rahat ettiği tarz blues olmasına karşın aynı Oscar Peterson gibi sakin bir çalış tarvrı vardır. O her zaman parmaklarıyla düşünen bir insan olmuştu." 
sözleriyle tanımlıyordu, Jay Mc Shann'ı.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...