28 Ocak 2016 Perşembe

Haftasonu Blues Perişan Kütüphanesi'ne Katkı - 31



Dostoyeski’nin “Beyaz Geceler”i



Dostoyevski’nin “Beyaz Geceler” kitabının oldukça eski bir baskısını sahaftan almıştım. Kitap o kadar eskiydi ki kapağındaki yazılar solmuş, hatta Dostoyekski yazısı bile yitip gitmişti. Sayfaları açtığımda içinde ilk sahibinin imzası ve bir de 3. 9. 959 diye tarih notu düşülmüştü. 1959 tarihinde Varlık Yayınları’nın cep kitaplarından çıkan bu kitaba ilk sahibinin elini değdiriş tarihinden bu yana da 57 yıl geçmiş. Eskiliği belirtmek için “kitabın sararmış sayfaları”  demek yetişmez. Kitap artık sararma aşamasını geçmiş, kahverengiye doğru bir yolculuğa başlamış. Tabi siz bana bakmayın, bu kitabın yeni, sayfaları bembeyez baskıları da günümüzde mevcut.
Kitabın ismi “Beyaz Geceler” ve tam tamına 50 sayfa. Dostoyevski romanlarıyla bilinen bir yazar, fakat bu eser hem kısa hem de öykü gibi. Kimileri bu esere uzun öykü dediği gibi kimileri de kısa roman tanımını kullanıyor. Her ikisi de olabilir, bir mahsuru yok. 50 sayfalık bir kitap çok ince olacağı için “Beyaz Geceler”e diğer bir Dosoyevski eseri olan “Yufka Yürekli” de eklenerek, 96 sayfalık bir kitap haline getirilmiş. Açıkcası bu gelenek daha sonrada sürmüş ve bugünkü “Beyaz Geceler” kitapları da “Yufka Yürekli” eklenerek çıkıyor. “Yufka Yürekli için de uzun öykü ya da kısa roman tanımı kullanılıyor.
Bu iki kısa roman, Dostoyevski’nin yazarlık sürecinin başlarında oluşmuş. Bu iki eserde aşk çevresinde ironik, mizahi yaklaşımları da bulabiliyorsunuz. “Beyaz Geceler” okurken ilk başta bir St. Petersburg atmosferini hissediyorsunuz. Kahramanın yalnızlığı verilirken işin işine mizahın girdiğini görmek insanı şaşırtıyor. Özellikle ilk sayfadaki, “Evlerde de tanışıklığım var. Ben geçerken her biri önüme atılıp bütün pencereleriyle bana bakar gibidir. ‘Merhaba, nasılsınız?.. Ben de iyiyim? Bana Mayıs’ta bir kat ilave edecekler.” diye akıp giden bölümde kahramanın binalarla insanmışcasına dostluk etmesi gözün önünde canlanıp, sürrealist bir resim etkisi yapıyor.
“Beyaz Geceler”, dört günde geçen bir aşk öyküsü. Bu eserin filmi de çok eskilerde İtalyan Yeni Gerçekcilik akımının ustalarından Luchino Visconti
tarafından çekilmiş. Bu kısa öyküyü bitirdikten sonra intenete bir bakayım, derken bir de ne göreyim, bu filmin Yu Tup denilen video sitesinde tam hali var. Hem de bir hayır sahibi İtalyancadan Türkçeye çevirerek alt yazı da yapmasın mı, yeme de yanında yat yani. Ancak kafama takılan bir soru vardı hani. Bu eser topu topu 50 sayfadan oluşuyordu. Yani bunun filmini yaptığında ne kadar uzatırsan uzat en fazla 20 dakika olurdu, Oysa Visconti'nın filmi tam tamına 1 saat 40 dakikadan oluşuyordu. Aklınıza şöyle bir sorunun geldiğini de tahmin ediyorum: “Yahu bu adam deli mi? Niye kitabı okuyor, alsın filmi izlesin.” ya da “Harbiden deli galiba, be adam kitabı okudun, filmini izlemek neyin nesi, insan sıkılır be”. Açıkcası asıl yanılan bunu diyenler. Sakın ola ki filmi izleyip, kitabı okumamazlık etmeyin derim. Hem kitabı hem de filmi inat ötesi bir şekilde tavsiye ediyorum. Bunu yapanların bana minnettar kalacağını adım gibi biliyorum. Visconti, “Beyaz Geceler”i cekerken  yeni bir yapıt çıkarmış. Daha fazla tiyo yok okuyun ve seyredin benim şahit olduğuma siz de şahit olacaksınız.
Gelelim ikinci esere, yani “Yufka Yürekli”ye. Bu uzun öyküde de ilkinde olduğu gibi humor duygusu yüksek bölümler var. Benim not aldığım bir bölümü size aktarayım. Öykünün kahramanı Vasya, sevgilisine şapka almak için bir şapkacı dükkanına girdiğinde geçen bir diyalogta ilk öyküde binalarda olduğu gibi şapkalar da sürrealist bir şekilde canlı varlıklar gibi tanımlanıyor. Alın size not ettiğim bölüm, “ Heyecanını yenemeyerek Vasya küçük şapkayı kavradı. Şapkacık da bu kadar sevimli bir alıcıya rastladığına sevinerek tüneğinden genç adamın eline adeta kendiliğinden atılıyormuş gibiydi.”

Bu kitabı hemen bulun ve keyifli bir hafta sonu geçirin derim. Bunda çok ciddiyim. Bunun için size aşağıda “Beyaz Geceler” filminin linkini de vereceğim. Ancak bir uyarı yapmak zorundayım. Filmi izlemeden önce kitabı mutlaka okuyun. Eğer ilk önce filmi izlerseniz bir anlamı kalmaz. Luchino Visconti bu uyarlama filmi çekerken, alışılmışın dışında davranmış. Yönetmen kitabı okuyanların tad alacağı bir film çekmiş. Uyarlamayı bire bir yapmamış. Kitabı okumanızın akabinde seyredince keyifi daha bir artıyor. Deneyin pişman olmayacaksınız.
APTULİKA


Beyaz Geceler filminin linki 






Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...