26 Aralık 2014 Cuma

Hafta sonu 'Blues Perişan Kütüphanesi'ne katkı – 10


“Türk Heykelinin Metin Abisi”
  Bu haftaki kitabımız oldukça taze diyebilirim. Neredeyse dumanı üzerinde tütüyor. Çıkalı daha bir hafta oldu olmadı. Ama bu kitap öylesi kat kat kitabevlerinde gözünüze sokularak reklamı yapılanlardan ya da 100 bin baskı yapıp best seller mertebesine ulaşan cinsten değil. Öncelikle bir heykel sanatcımıza ait bir kitap ve satış şansı hiç yok gibi. Bu kitabı arayıp bulmak için canınız da çıkabilir. “Baktım olmayacak” dersiniz ve gidip tezgahtaki çalışana sorarsınız. O da sizin suratınıza bir hata işlemissiniz gibi bakar. Hatta bir kez daha tekrarlattırır, sonra da bilgisayara bakarak arar. Umursamaz bir şekilde gider bir yerlerden kitabı bulur çıkartır ve size uzatır. O sıra kitabın parasını öderken yanınızda alış veriş edenler best seller kitapları ellerinde size garip garip bakarlar. Bu tanıtacağım bu kitapla da uyumludur, çünkü bu kitap bir heykel sanatçımızı anlatır ki bizde heykele bakışta aynen böyle “garip”likle karşılanır.
Kitabın ismi “Türk Heykelinin Metin Abisi” adını taşıyor. 3 Ağustos 2013’te, 68 yaşında yitirdiğimiz  heykeltıraşımız Metin Ekiz üzerine yapılan bu derleme tiyatro sanatcısı olan kardeşi Turgut Ekiz tarafından hazırlanmış. Kitapta Metin Ekiz’in kendi dilinden hayatı ile ilgili anektodlar, dostlarının ve öğrencilerinin anlatımından notlar kitaptaki yerlerini almış. Kitapta usta sanatcımızın yaptığı heykeller, resimler ve hayatından kesitler sunan resimle de yerini almış.
Metin Ekiz'in önemli çalışmalarından biri
Metin Ekiz İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin altın yıllarında Zühtü Müritoğlu, Sadi Çalık ve Hüseyin Gezer gibi Türk Heykel Sanatı’nın dev isimlerinin öğrencisi olacaktı. 1975 yılında Akademi’den mezun olan Metin Ekiz, Çağdaş Türk Heykeli’nin en önemli yapıtlarını verirken, 1977 yılından sonra da Akademi’de hoca olarak heykel sanatının önemli isimlerinin yetişmesine vesile olacaktı.  
Ölümünün birinci yıldönümünde bu kitabın yanısıra  Metin Ekiz’in eserlerinin yeralacağı bir sergi de açıldı. Nişantaşı Erva Sanat Galerisi’nde açılan sergi 5 Ocak 2015’e kadar gezilebilir.
Metin Ekiz’in ölümünün birinci yılında anısına bir kitap ve sergi, bize hem büyük bir sanatçıyı tanıma fırsatı verirken, diğer bir yandan da heykel sanatının ne denli hayatın içinde ve gerekli olduğunu gösteriyor.  
Kitapla ilgili fazla bir şey yazmayacağım bunun sebebi de bu kitaptan sevgili dostum ve bu blogun yazarı Geronimo için de aldım. O okuduktan sonra bir şeyler yazarsa sevinirim ve benim yazacaklarımdan daha iyi şeyler bulup yazabilir diye düşünüyorum. Ama gene de kitaptan bir alıntı vermek istiyorum. Kitapta Meriç Hızal’ın yazdıklarına bir göz atalım:
“Metin üzerinden Türk Sanatına ait bir okuma yapmıştım. Türk Sanatı, sanatçısını yeşerten, nemlendiren, besleyen bir ortam sunmuyor. Ne yazık ki ona da böyle bir ortam sunmadı.”
“Günümüzde de okuldan mezun olanlar, ne olacaklarını bilemiyor. Bir eğitimci olarak bu beni çok üzüyor.”
“Ne zaman görsem, Metin çalışırdı… Metin hep böyle yaşadı. Peki nesi kaldı geriye? Hiç birşeyi yok. Hani tembellik etti de oturdu desek, oturmadı ki hiç! Çalışıyordu hep, Üstelik bu çalışmalar, kendine zaman bırakmıyordu.”

Metin Ekiz'in Makine ve insan heykeli

“Buna rağmen, fırsat buldukça ürettiği işler, bana olağanüstü duyarlı gelmiştir. Yıllar önce gördüğüm sanayi ve insan ilişkisini anlatan heykelini, resim ve heykel müzesindeki boğa heykelini, en ucuna kadar tarif edebilirim, anlatabilirim. O kadar çok etkilemiştir eserleri beni.”
“Aslında biz, Metin’in özelinden- Türkiye’deki sanatçının dramından söz ediyoruz. Öyle olmamalıydı. Sanatçımızı mutlu edemiyoruz.”
 
Metin Ekiz'den savaşa direnen insanın heykeli 


Metin Ekiz’in hem kitabını hem de eserlerini görmenizi tavsiye ederim. Onun bir yapıtıyla karşılaştığınızda heykelin neden gerekli olduğunu anlayacaksınız. Müzik gibi, sinema gibi, hayat gibi…
Aptulika



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...